Yıldız Kayması

0
62

Abdurrahman TORAMAN

İSLAM Öncesi ve Sonrası YILDIZ KAYMASI

Arkadaşlar yaptığım araştırmalar neticesinde İslam öncesi tespiti yapılmış bir yıldız kayması ya da bir meteor düşmesi olayı ile karşılaşmadım. Oysa astronomi dalında meşhur olmuş, Ay güneş ve yıldızların hareketleri konusunda gözlem yapan ve eserleri günümüze dek ulaşmış Hipparkhos-Aristoteles- Klaudyos Batlamyus hatta dünyanın düz olduğunu düşünen Thales- Anaksimandros gibi gök bilimcilerinin eserlerinde de henüz böyle bir bilgiye rastlamadım. Kâinatın düzeni hakkında en kapsamlı ve doğru bilgiye ulaşabileceğimiz yüce Kuran’da bu konuya ilişkin bilgilere şu şekilde yer verilmiştir.
“Biz göğe çıkmak istedik, Bir de ne görelim, orası sert ve kuvvetli bekçiler, şihablar, alevler, (roket gibi mermiler)le dolu! Önceleri biz göğün bazı yerlerinde oturup DİNLEME MERKEZLERİ edinirdik. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor.” Cin/8-9
Ayetin şu bölümüne dikkat eder misiniz. “Ama ŞİMDİ kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor.”
Tefsirlerde anlatıldığına göre cinler öteden beri göklerde dolaşır, oradaki melek vb. varlıkların konuşmalarını dinlerler, aldıkları bilgilere kendilerinden de yorumlar katarak, onlarla irtibat kuran kahinlere anlatırlardı. (bk. Şevkani, ilgili ayetin tefsiri)
Ayette geçen ifadeler şuna işaret eder. “Ancak Hz. Peygamber gönderildikten ve Kur’an indirilmeye başlandıktan sonra cinlerin GÖKLERİ DİNLEMESİNE izin verilmediği anlaşılmaktadır.”
Ayette verilen bilgiye göre cinler, gökleri araştırıp yokladıklarını, ancak göklerin güçlü bekçiler tarafından korunmuş ve alev toplarıyla donatılmış olduğunu gördüklerini ifade ediyor.
Demek oluyor ki,” Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa” diyor, Bu ifadeden anlaşılacağı üzere, YILDIZ KAYMASI olayı daha önceleri olmayan bir vakıadır. Yani daha evvel yıldız kayması diye bir şey yok. Cin taifesi önceleri semaları dinleyebiliyor ve kendilerine ŞİHAP ateş topları ATILMIYORDU. Bu mucize denecek kadar çok büyük bir olaydır. Tabi burada göklerde görülen bazı kuyruklu yıldızların hareketleri ile karıştırmamak lazım. Aynı zamanda bu şihap denilen ateş toplarının yıldızların kendilerimi, yada yıldızlardan kopan bir parça mıdır tam olarak bilinmemektedir.
Bazı filozoflara göre nesnelerin hedeflerini ya da amaçlarını belirleyen şey onların, dört element temellerindeki içerikleridir. Örneğin, dört elementin en ağır olan toprak, evrenin merkezini hedefler. Evrenin merkezi dünya olduğu için ağır nesneler (toprak içeriği fazla olanlar) evrenin merkezine ulaşmaya çalışırlar düşerler. En hafif elementse ateştir ve oda evrenin merkezinden uzaklaşmaya çalışır. Bu yüzden, ateş dilimleri havaya doğru yükselir.
Dünya üzerindeki her şey, hedeflerine ulaşmaya çalışırken yukarı yada aşağı doğru hareket yapar. Yana doğru hareket normal değildir, genellikle nesnelerin çarpışmasından doğar.
Gökyüzündeki nesneler saf, ideal nesnelerdir, bozulmazlar değişmezler ve sabit bir hızla dairesel hareket yaparlar. Bu nesneler hep sabit hareket yaptıklarına göre, evrenin merkezi olan dünyaya ulaşmaya ya da dünyadan kaçmaya çalışan dört elementten oluşmamıştır. Onlar dünyada bulunmayan beşinci bir elementten yaratılmıştır derler. Bu duruma göre göklerden yer yüzüne meteor yada başka bir şeyin düşme olasılığı da yoktur.
Sabit hareketler yapan yıldızlar dünyanın çevresinde kristal bir küreye yapışmış durumdadır. Sabit hareket yapmayan bazı gök cisimleri ise ( hareketleri düzenli olmayan gezegenlerdir bunlar) ikinci bir küre üzerindedir.
Bizim ara sıra gördüğümüz ve yıldız kayması olarak adlandırdığımız meteorlar yıldızları içeren kümelerden kaynaklanmıyordu; onlar atmosferik bazı olaylardır.
Konuyu araştırmak isteyenler: Hicr/15-18 – Saffat/10 – Mülk/5 Ayetlerinin tefsirlerine bakabilir
Konuya ilişkin bazı rivayetlerde vardır;
”Eski zamanlar da bazi kimseler güneş ve ayın tutulması veya yıldızların kaymasını bir kısım büyük insanların ölümünden kaynaklandığını söylüyorlardı, bu tamamiyle yalandır. Bunlar Allah’in ayetlerinden birer ayettir kudret ve hikmet belgelerinden birer belgedir”
Kenzu’ul- ummal
Hatta size bir de bununla ilgili Ibn Abbas’tan(ra), o da ensardan bir sahabiden nakil yapayım; bu konu bana çok ilginç geldiği için üstünde duruyorum. Peygamberimiz(sav) yanındakilere sordu; ”siz cahiliyede böyle yıldız kaymasına ne derdiniz?” ”Allah ve Resulu daha iyi bilir, ancak biz galiba büyük bir adam doğdu ya da büyük bir adam öldü derdik.”dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu;
”O ne bir adamın doğumuna ne de ölümüne kaymaz.Lakin Rabbimiz Teala bir şey takdir ettiği zaman, Ars’in tarayıcıları olan melekler tesbih eder, sonra bunları takiben gelen sema ehli tesbih eder. Nihayet tesbihler dünya seması ehline kadar ulaşır. Sonra Ars’in taşıyıcılarını takip edenler
Ars’in taşıyıcılarına sorarlar ”Rabbiniz ne dedi?” onlarda Rabblerinin ne dediğini onlara bildirirler.
Göklerin ehilleri birbirlerine sora sora bu dünya seması ehline ulaşır. Cinler gizlice kulak verir ve bu haberi dostlarına iletirler.(Ancak bu esnada yıldızla) taşlanırlar. Aldıkları gibi hiç saptırmadan onlardan gelen haber doğru olur. Ne var ki onlar o haberi aktarırlarken kendilerinden de yalan bir şeyler ilave edip öyle aktarırlar”
Muslim, Selam s.1750-1, Tirmizi(3224)
–Nâfi b. Cübeyr dedi ki: Fetret döneminde (İsa ile Muhammed’in peygamberliği arasındaki dönemde) şeytanlar, semadan haber dinler, bununla birlikle onlara alevli ateşler atılmazdı. Fakat Rasûluliah (sav), peygamber olarak gönderilince, bu sefer şeytanlara alevli ateşler atılmaya başlandı.
Buna yakın bir görüş Ubeyy b. Ka’b’dan nakledilmiştir. O şöyle demek-Ludir: îsa’nın (göğe) kaldırıldığı günden Rasûluliah (sav)’a peygamberlik verildiği güne kadar hiçbir zaman yıldızlarla atış yapılmadı. Rasûlullaha peygamberlik verilince, bu sefer yıldızlarla atış yapıldı.
Bir diğer görüşe göre bu, Rasûlullah (sav)’a peygamberlik verilmeden önce de vardı. Fakat Rasûluliah (sav)’ın peygamber olması ile birlikle onun bu durumu ile uyarılıp, korkutulmak maksadı ile daha da artmış oldu. İşte yüce Allah’ın: “Doldurulmuş olduğunu gördük” buyruğunun anlamı da budur ki: bu da korunmasının daha da arttırılmış olduğunu gördük demektir.
Evs . Hacer -ki cahili bir şairdir- şöyle demektedir:
“Senin adeta bir halat zannettiğin, kaynayan bir suyun Arkasından geldiği bir yıldız gibi akıverdi.”
Çoğunluğun görüşü budur. Ancak Câhız, bu beyitin doğru olduğunu kabul etmeyerek şöyle demiştir: Bu anlamın rivayet edildiği her bir şiir, sonradan uydurmadır. Peygamberin peygamberliğinden önce bu şekilde yıldızlar ile atış yapılmış değildir.
Abdurrahman TORAMAN
30 Eylül 2018

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here