Yeni Nesil İnsi Cin Şeytanlar;

Hz. Âdem’den önce dünya hakimiyeti cinlere verilmiş fakat yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp kan dökmeye başlamaları sebebi ile Allah (cc) bir kısım melekleri iblisin komutanlığında göndererek cinleri mağlup ettirmiş ve dünya hakimiyetlerine son verilmiştir.

Rabbimiz “Ben yeryüzünde bir halife (insan) yaratacağım” diye buyurduğunda Melekler, dünyada insanlardan evvel yaşayan o cinlerin halini bildiklerinden dolayı merak ederek bir tahmin yürütmüş ve sual olarak

“Ey Rabbimiz biz seni gereği gibi yüceltip her türlü noksanlıktan tenzih ederken, yeryüzünde fesat çıkartıp kan dökecek bir varlık mı yaratacaksın” diye meraklarını dile getirdiler. Rabbimiz onlara cevaben “Sizin bilmediklerinizi şüphesiz Ben en iyi bilenim” demişti. Bakara/30

Mağlup olan cinler dünyada zahiren yok hükmünde fakat halen yaşamaktadırlar. Şeytan U dönüşü yaparak bu cinlerle ittifak kurar ve bir ara formül geliştirerek yeni nesil insi cin şeytanlar copy yapmaya başlar. Ortak amaç ve gaye, dünya hâkimiyetini siyasi ve ekonomik olarak ele geçirip elde edeceği güç ile de tevhidi inanışı tamamen ortadan kaldırmak. Şeytan bunu gerçekleştirebilmek için başvurmayacağı hiçbir şey yoktur, çünkü o cennetin güzelliklerine yakinen şahit olmuş ve günümüzde kendini İslama nispet eden müşriklerden daha zeki ve daha çok CENNETİ arzulamaktadır.

Kısaca; İblis, Allah (cc) katında en yüksek mertebeye kendisini layık görüyordu, bu nedenle Âdemoğluna secde etmedi ve dedi ki, “Ey Rabbim, benden üstün olarak yarattığın ve secde etmemi istediğin Âdemoğlunu sana itaat etmekten alıkoyacağım dedi ve kıyamet gününe kadar mühlet istedi” bu mühlet isteme olayı Şeytan ve yarenlerinin inanışına göre, kıyamet gününde, şeytan taraftarlarının sayısı Muvahhit lerin sayısından fazla olması demek şeytan için bir zafer olacaktır, ve bu zafer karşılığında ise Allah (cc) mükafat olarak kendilerine cenneti vereceğini düşünmeleridir…( Konu detayı için link (1)

Mümin insanların dünyaya tamah eylemeyişi yönünü kendi lehine çevirmeyi başaran insan görünümündeki cin şeytanlar bununla da yetinmeyip, mümin kimseyi dünyada zillet ahirette ise azabı tattırmak için biran dahi boş durmamaktadır.

Dünya hâkimiyeti ve herkese adaletle hükmetme görevi aslen, ihlaslı olan insan topluluğuna vaat edilmiştir, Batıl her daim kaybetmeye mahkûmdur, şeytan ve yarenleri her ne kadar buna engel ve mani olmaya çalışsalar da bekası anlamda bir salahiyetleri yoktur ve Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır. Tamamlayacaktır lakin kendi zati ile bir fiil müdahale ederek değil, bu toplum öyle bir noktaya gelmiş.! ve gelecektir ki, her şeyin maddiyat olmadığını ve geçmiş atalarının namus ve şerefi örf ve adetleri için yaşayıp bedel ödeyerek mutlu olduklarını, bu günkü nesil değil belki fakat gelecek zamanki kuşaklar geçte olsa bunu anlayacaktır. İnsanlık bugün tüm bu değerlerden yoksundur demagoji yaparak kendimizi kandırmak faydasızdır.

“Davranışları sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer kısmına yönetici yaparız” Enam/129 Nasıl yaşarsanız öyle yönetilirsiniz, toplumu oluşturan insandır ve her şeyden önce insan daha çocuk yaşındayken yaratılış sebeplerine uygun olarak ahlaki bir eğitim almak zorundadır. Diğer taraftan birtakım kişilerde daha doğuştan bazı irsi kötü huy ve hastalıklar olabilir, İslam’ın hakim olduğu medeniyetlerde, bireyin bu kötü huy ve alışkanlıklardan kurtulup topluma kazandırılması gaye edilerek tekkeler, zaviyeler ve tarikatlar kurulmuştur.

Fakat şeytan ilk önce bu eğitim müesselerine el atmış ve bu gaiyei amacı ortadan kaldırmıştır. Bunun doğal sonucu olarak toplum bu ahlaki değer ve ölçülerden uzak, eğitimsiz bilinçsiz dinsiz ve güdülmeye hazır bir koyun sürüsü haline getirilmiştir.

İnsan yaratılış sebebini ve gayesini iyi bilmeli, fıtratına uygun yaşmak ve onu korumakla mükelleftir. Bunu başaramadığı takdirde, kendindeki bu meziyetleri yok etmeye and içmiş şeytan ve şeytanlaşmış aktörlerin oyuncağı ve kuklası durumuna düşer ve bunun farkına dahi varamaz.

İşte bunun farkına varamayan ve yahut ta bilakis şeytanın yaveri olan günümüz dünya idarecileri ve idare edilenler tağuti düzenlerin yanında birde modern bilimi ve teknolojik imkânları her şeyden üstün tutarak yeni bir din getirmiş ve ta bicileri ise çok olmuştur. İnsanlar semavi dinleri ve Peygamberleri hatta Allah’ı kolaylıkla inkâr ve ret edebiliyorken, bilim söz konusu olduğunda bundan imtina edebiliyorlar. Her ortaya konulan teori ve savlara kayıtsız şartsız iman edip, bu saçma sapan teorileri ortaya atan adamları bir peygamber, sözlerini ise hadis mesabesinde kabul ediyorlar. Bu akıl fukarası zümre, Allah’a ve dinlere inanmanın gereksiz olduğunu savunur ve dindarları bağnazlıkla suçlarlar, Fakat gerçekte göremedikleri şey, asıl kendileri bağnazca bu BİLİM DİNİNİN mutaassıbı ve mensupları olduklarıdır.

Toplumu, kendileri gibi sözde modern bir anlayışa ve yaşantı biçimine davet edip, semavi dinleri eskilerin masalları gibi göstermeye çalışırlar. Bunu ellerinde bulundurdukları ve günümüzün en büyük sihri olan tv, medya ve sosyal iletişim ağlarını kullanarak yaparlar. Bununla birlikte dikkat edilmesi ve gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus daha vardır. Şöyle ki, günümüzde semavi dinleri ve İslami yaşantıyı red etmek uymamak hakaret ve küfür etmek herhangi bir cezai müeyyideyi gerektirmezken, bunun zıddı olan mevcut sistemlere uymamak dini prensiplere göre hayatımı idame etmek istiyorum demek anayasal bir suç unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Oysa İnsan hakları ve özgürlük kavramı, tevhid inancı dışındaki her düşünce ve ideoloji için işletilmektedir.

Bir toplum, unutturulmaya çalışılan gerçek manevi değerlerine sahip çıktığı sürece Allah onları mukim kılar ve çöküşten korur.

“Gerçek şu ki; bir toplum kendisindeki (bozuk itikadı) değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez” Rad/11

Allah’a emanet olunuz.

Abdurrahman Toraman

05 Temmuz 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here