1-)  Üzerinde gezindiğimiz YER yeryüzü, sonsuz büyüklükte diyebileceğimiz devasa bir DÜZLEMDİR.  Dünya ile Yeryüzü aynı şey değildir. Dünya yeryüzünün merkezinde çok ufak bir alanı kaplamaktadır. Coğrafik olarak yeryüzü zemini yedi bölümden oluşur, bu bölümleri makro düzeyde birer ODACIĞA benzetebiliriz. Her odayı diğer odalardan ayıran, yerden GÖKLERE (arşa) doğru yükselen ve iç içe geçmiş yarım küre şeklinde Yedi gökkubbe duvarları vardır. Yerden semalara doğru yükselen bu gök kubbe duvarları, yeryüzü zemininin ALTINA doğru da devam ederler.   (ilgili ayet)
– O, YERİ ve yüksek GÖKLERİ yaratan Allah tarafından İndirilmiştir. Rahman Arş’a İstiva etti.Göklerde, yerde, onların ARASINDA ve nemli toprağın ALTINDA olanların hepsi O’nundur.” Taha/4-5-6
»Yedi kat gökler ve içindekiler.
»Yedi odadan oluşan yeryüzü zemini ve içindekiler.
»Yedi kat yer, yani yeryüzünün alt katmanları ve içindekiler.
kainat/evren
Kâinatın genel şekli konusunda, tüm bu katmanlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde küre şeklinde olabileceğine dair deliller de vardır.
– O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır.” Mülk/3
– Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?” Nüh/15
Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik. Nebe/12
2-)  Bakara suresinin 255. ayetine Âyetü’l-Kürsî denir. Ayette geçen kürsi tabirinden dolayı bu ismi almıştır.
“Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnız O’nun dur… O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. “Bakara/255
-Taberî’nin kaydettiği bir hadise göre,  yedi gök (semanın), kürsi içindeki büyüklüğü bir kalkan içine atılmış yedi dirhem (metal para) gibi kalır.
Ebû Zer’in rivâyet ettiği bir hadis de, Hz. Peygamber, bunların büyüklüğünü şöyle bir benzetme ile açıklamıştır.  “Nefsim yed-i kudretinde bulunan Allah’a an dolsun ki, yedi sema ve yedi arzın, Kürsi’nin yanındaki büyüklüğü, ancak dünyanın bir çölünün ortasına atılmış demir bir halka (yüzük) kadardır. Arş’ın Kürsi ye nispetle büyüklüğü de bu halkaya nispetle çölün büyüklüğü gibidir” (İbn Kesir,Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azım)

3-)  “Böylece onları yedi gök olmak üzere iki günde yarattı. Her bir göğe ona ait olan emri vah yetti. Dünya göğünü de kandillerle süsledik ve koruduk. Bu gücüne karşı konulamayan mutlak ga­libin, her şeyi en iyi bilenin takdiridir.” Fussilet/12
İbn Abbas dedi ki: Yüce Allah,
“Dünya semasına” : Güneşini, ayını ve yıldızlarını çı­kart. Rüzgârlarını ve bulutlarını yürüt, dedi.
Yere de: Irmaklarını yar, ağaç­larını ve meyvelerini çıkart. Her ikiniz de isteyerek veya istemeyerek bunu yapınız, dedi.  “İkisi de: İsteyerek geldik, dediler.”
Katade ve es-Süddî şöyle demektedir:  Her birisinde (dünya semasında)  güneşini, ayını, yıldızlarını ve yörüngelerini yarattı. Her bir semada oraya ait olan melekleri ve içinde deniz­lerin, dağların, dolu ve karların bulunduğu yaratıkları yarattı. İbn Abbas’ın görüşü de budur, o şöyle demektedir: Yüce Allah’ın her semada meleklerin hac ve tavaf ettikleri ve Kabe’nin hizasında bulunan bir evi vardır. Dünya se­masında (hizasında) olan ise el-Beytu’1-Ma’mur’dur.
“Dünya göğünü de kandillerle süsledik.” Aydınlatan yıldızlarla süsledik demektir. ‘Her semada!!’ aydınlık saçan yıldızlar olduğu söylensede, “hayır yıldızlar dünya semasına mahsustur” denilmiştir.
Ve koruduk” buyruğu Ve orayı özel bir şekilde koruduk” demektir. Yani Biz gökten gizlice haber çalmak isteyen şeytanlara karşı ko­ruduk. Bu da daha önce el-Hicr Sûresi’nde (15/17. âyetin tefsirinde) geçti­ği üzere şeytanların kendileri ile taşlandığı yıldızlarla korumaktır.
Bu âyet-i kerimenin zahiri dünyanın semadan önce yaratıldığına delildir. Yani Big Bang (Büyük Patlama) teorisini çürütür.
Bir başka âyet-i kerimede de: “Yoksa göğü mü ki, onu bina etti” (en-Naziat, 79/27) diye buyurduktan sonra: “Bundan sonra da yeri yayıp döşedi” (en-Naziat, 79/30) diye buyurmaktadır. Bu ise semanın önce yaratıldığına delil­dir. Bazıları da şöyle demiştir: Yer semadan önce yaratılmıştır. Yüce Allah’ın: “Bundan sonra da yeri yayıp döşedi” (en-Naziat, 79/30) buyruğunda geçen “ed-dahvu: yayıp, döşemek” yaratmaktan başka bir şeydir. Yüce Allah önce yeri yarattı, sonra semaları yarattı. Sonra yeri yaydı, yani onu uzatıp yaydı, döşedi. Bu açıklamayı İbn Abbas yapmıştır.

4-)  Yukarıdaki birinci maddeye ilaveten kısa bir açıklama yapalım, Üzerinde gezindiğimiz kara parçası güney buzullarında son bulmaz, tahmini olarak buzulların 2000 ila 5000km ötesinde dünyamızı 360 ̊ ile saran bir gökkubbe duvarı vardır. Bunu geçmişte de keşfeden bazı kimseler dışında,  Abd Deniz Kuvvetlerinde görevli Amiral Richard E. Byrd’da 1946 yıllarında tekrar keşfetmiş ve şahit olmuştur. Hatta katıldığı bir tv programında gördüklerini açıkça ifade etmiş fakat bu gördüğü şeyi anlatmak kendi sonunu da getirdi. Konu uzun kendi ağzından kaleme aldığı kısa bir özet bilgi vererek noktalayalım.

11 Mart 1947´de Pentagon´da bir toplantıda hazır bulundum. Olanları anlattım, keşfimi açıkladım. Her şey gereğince kaydedildi. Başkan´a bilgi aktarıldı Ama geciktirildiğimi veya alıkonduğumu hissediyorum. Yüksek Güvenlik Örgütü ve bir tıb ekibi ile uzun görüşmeler yaptırdılar, bir kasıt algılıyorum. Büyük bir sıkıntı içindeyim, ABD Ulusal Güvenlik koşulları gereğince, sıkı kontrol altındayım. Ve sonunda emri aldım; bildiğim her konuda kesin olarak sessiz kalmam isteniyor, bunu insanlık adına yapacakmışım. İnanılmaz ama ben bir askerim ve emirlere uymaktan başka yapacak bir şeyim yok.
30/12/56: Son sözler
1947´den bu yana yıllar geçti. Günlüğümü tamamlamam gerekiyor. Kapatırken, kendimden eminim. Bu sırrı yıllar boyunca inançla sakladım. Bu benim tüm moral değerlerime ve haklarıma karşıydı. Şimdi sonsuz gecenin geldiğini hissediyorum ve bu sır benimle beraber ölmemeli. Ama gerçek eninde sonunda galip gelecek. İnsanlığın tek umudu bu.  Gerçeği görüyorum ve ruhum bir an önce serbest kalmak için çırpınıyor. Askeri canavarlığın kalbi olan endüstri için görevimi yaptım. Şimdi uzun gece başlıyor ama bu bir son olmayacak. Uzun  Artrik gecesinde olduğu gibi, gerçeğin parlak güneş ışığı yine gelecek ve karanlıklardan ışık doğacak. Çünkü ben Kutbun ötesinde varolan ülkede en büyük bilinmeyeni gördüm.
Amiral Richard E. Byrd
ABD Deniz Kuvvetleri 24 Aralık 1956
4. Bölümün sonu. Devam edecek….
En doğrusunu bilen Allah’tır
Derleyen;  Abdurrahman Toraman
13 Kasım 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here