Hazırlığı yapım aşamasında olan makalemizden bazı kesitler…
“Görmez misiniz Allah, yedi göğü nasıl tabaka tabaka yaratmış? Nuh/15
“Onların arasında ay’ı bir nur kılmış, güneşi de bir kandil yapmiştir?” Nuh/16

O tabakalar içinde ay’ı nasıl bir nur, güneşi de nasıl bir kandil yaptığını görmez misiniz?
Nuh, müşrik olan kavmine karşı konuşmasına devamla onlara şöyle demişti: “Ey kavmim, siz, bakıp ibret almıyor musunuz ki “Allah, yedi göğü birbiri üzerine konmuş tabakalar halinde nasıl yarattı” ve bu göklerde ay’ı bir nur güneşi de bir kandil yaptı?

“Görmez misiniz Allah yedi GÖĞÜ nasıl tabaka tabaka yaratmış?” buyruğu ile yüce Allah, onlara bir başka delil zikretmektedir. Yani Allah’ın bu­nu takdir etmiş olduğunu bilmiyor musunuz? O halde kendisine ibadet olunulacak olan da sadece O’dur.

“Görmez misiniz” sorusu GÖZLE görmek anlamında değil, HABER vermek anlamındadır. Benim filan kimseye nasıl yaptığımı görmedin mi? demeye benzer.

Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır, şöyle ki. Dünya seması katmanları ile, Yedi gök aynı şey değildir. Güneş ay ve yıldızlar, birinci gök semasında dır. Diğer Altı gök sema ve içindekiler hakkında bilgilere izah getireceğim.

“Tabaka tabaka” biri diğerinin ÜSTÜNDE anlamındadır. Her bir sema tıpkı KUBBELER gibi diğerinin üstünde tabaka halinde kapatılmıştır. Bu açıklamayı İbn Abbas ve es-Süddî yapmıştır.

el-Hasen de şöyle demektedir: Allah, yedi SEMAYI yedi YER üzerinde tabaka tabaka yaratmıştır. Her bir ARZ ile arz ve her bir SEMA ile sema arasında bir takım YARATIKLAR ve emirler vardır.

Kuşeyrî’nin İbn Abbas’tan naklettiğine göre GÜNEŞİN yüzü göklerde, ar­kası ise YERDEDİR (dönüktür). Aksi de söylenmiştir. Abdullah b. Ömer’e: Güneşe ne oluyor ki bazen bizi kavuruyor, bazan da bize serin geliyor, diye sorulunca ŞU cevabı vermiş: Güneş yazın DÖRDÜNCÜ semada, kışın ise YEDİNCİ semada Rahmanın Argının yakınındadır. (sürekli aynı sema ve felekte sabit hareket ediyor olsa idi) Eğer dünya semasında olmuş olsaydı, hiçbir şey ona karşı dayanamazdı. “İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an”

– Güneş yıllık döngüsü sürekli bir alçalış ve yükseliş halindedir. Gece ve gündüz oluşumuna sebep Güneştir. Güneş dünya seması üzerinde dairevi bir tarzda dönmektedir. Bir tur dönüşünü 24 saatte tamamlar. 21 Martı baz aldığımızda 12 saat gece 12 saat gündüz yaşanır. Güneşin dünya üzerindeki bu dairevi dönüşü sabit değildir, böylece mevsimler oluşur.

“Allah, O’dur ki gökleri gördüğünüz şekilde direksiz yükseltmiş­tir.” Rad/2

Gördüğünüz şekilde direksiz” anlamındaki buyruk ile il­gili iki görüş vardır. Birincisine göre; bu gökler sizin de onu gördüğünüz şe­kilde direksiz olarak yükseltilmiştir. Bu açıklamayı Katâde, İyas b. Muaviye ve başkaları yapmıştır. İkinci görüşe göre ise; bu göklerin direkleri OLMAKLA birlikte, biz bu direkleri göremiyoruz.

İbn Abbas der ki: Bu göklerin KAF dağı üzerinde direkleri vardır.

İbn Abbas, el-Hasen, Ata, ed-Dahhâk ve Katide şöyle demişlerdir: Yani gökler ve yer tek bir bütün idiler. Ve bunlar birbirlerine yapışıktılar. Yüce Allah ikisinin arasını hava ile ayırdı. Ka’b da böyle demiştir: Allah gökleri ve yeri birbirinin ÜSTÜNDE yarattı. Gökleri yedi gök, yeri de yedi yer yaptı.

Mücahid, es-Süddî ve Ebu Salih tarafından şöylece ifade edilmiştir: Semalar tek bir tabaka halinde birbiri içinde idi. Yüce Allah bunları birbirinden ayırdı ve YEDİ sema haline getirdi.

Yerler de aynı şekilde birbirine bitişik tek bir tabaka halinde idi. Yüce Allah onları da birbirinden uzaklaştırıp yedi tabaka haline getirdi. Bunu el-Kutebî de “Uyunu’l-Ahbâr” adlı eserinde İsmail b. Ebi Halid’den şanı yüce Allah’ın: “Acaba kâfirler görmedi mi ki göklerle yer birleşik ve yapışık idî. Biz onları ayırdık” buyruğu hakkındaki açıklamalarından nakletmekte ve şöyle demektedir: Sema tek başına ayrı bir mahluk, yer de tek başına ayrı bir mahluk idi. Yüce Allah birinden yedi sema ayırdı, ötekinden de yedi arz yarattı.

“Yeri uzatıp döşeyen, orada sabit dağlar ve ırmaklar var eden O’dur… Geceyi, gündüze O buruyor. Muhakkak bunlarda iyi düşünenler için âyetler vardır. Rad/3

“yeri uzatıp döşeyen… O’dur” buyruğu İle yeryüzündeki Ayetleri beyan etmekte­dir. Yani yeri enine, boyuna yayıp döşeyen O’dur.

Bu âyet-i kerime yeryüzünün küre gibi olduğunu iddia edenlerin kana­atleri ile yeryüzünün kapılarının yukarıdan aşağıya doğru üzerine düştüğü­nü İddia edenlerin kanaatlerini reddetmektedir.

İbnu’r-Râvendî, ye göre yer aşağı doğru yuvarlanır “GİBİ” olmakla birlikte; yerin altından YUKARI doğru yükselen yukarı doğru çıkan bir cisim de vardır.(!!)
O bakımdan yukardan aşağı düşen ile aşağıdan yukarı doğru çıkan hacim ve güç itibariyle mutedil hale gelerek birbirleriyle UYUM sağlamaktadırlar… Böyle­likle bu İki cisim arasında denge kurulmaktadır. İşte yeryüzünün durmasının sebebi budur. Müslümanların ve Kitap ehlinin kabul ettiği görüş, yeryüzü­nün durduğu, SAKİN olduğu ve UZANIP döşenmiş olduğudur. “İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an”

“Muhakkak bunlarda İyi düşünenler için âyetler” delil olacak belgeler ve alametler “vardır.”
Yeryüzünde birbirine komşu bir çok parçalar vardır, Şüphesiz bunlarda da aklını kulla­nanlar için âyetler vardır.
Yüce Allah’ın: “Yeryüzünde birbirine komşu birçok kıtalar… vardır” buyruğunda ki anlamı: Yeryüzünde birbirine komşu olan ve olmayan bir çok ARAZİ parçaları vardır. Nitekim yüce Allah’ın: “Ve sizi sıcaktan koruyan elbiseler” (en-Nahl, 16/81) buyruğunda da böyledir. Bunun da anlamı: … Ve soğuktan koruyan elbiseler… şeklin dedir…..

Yerlerin ve göklerin nasıl yaratıldığı, şekli, katmanları, Yecuc- mecüc, Ay, güneş ve yıldızlar hakkında DOĞRU ve daha kapsamlı-detaylı bilgilere ulaşmak için bizi takip edin..Makalemiz yakında yayınlanacaktır.. .. selametle

Abdurrahman TORAMAN

1 Nisan 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here