Yaşadığımız DÜNYA yı Yeniden Tanıyalım (1)

– Gök kubbemizin içindeki katmanlar;
Sırası ile; Troposfer, Stratosfer, Mezosfer, Ozonosfer, Kemosfer, Termosfer, Eksozfer. 
İnsanoğlu atmosfer tabakası hakkında net bir bilgiye sahip değildir. Diğer taraftan günümüze dek yapılan tüm uzay uçuş denemeleri Mezosfer’e dahi ulaşamamıştır, kaldı ki Ekzosfer’e oradan gök kubbe aşılabilsin. Bu katmanlar genel olarak şu şekilde anlatılmıştır, İçinde yaşadığımız dünyanın çevresini tamamen saran, gözümüzle göremediğimiz bir gaz tabakası vardır. Tüm bu hava, ya da gaz olarak da isimlendirilen tabakaların terimsel ismi atmosferdir. Atmosferin tamamı birçok gazdan ve su buharından oluşmuştur.
*Şimdi özellikle bir noktanın altını çizerek bazı konulara değinmeye çalışacağım, o nokta şudur. İnsanoğlu şuana kadar gözlemleyebildiği tüm gök cisimleri “ GÜNEŞ AY ve YILDIZLAR, TAMAMI BİRİNCİ GÖK KUBBENİN ALTINDADIR.”
– Evet konumuza dönecek olursak tüm bu gaz katmanları kendilerine has bir canlılığa sahip olup, farklı özellik, yoğunluk ve ağırlıklara sahiptirler. Örneğin doğal ya da doğal olmayan şartlarla bir araya getirilmeye zorlandıklarında, özelliklerine göre farklı tepkileşim göstererek kimyasal reaksiyona girerler. Doğada yağmur, kar, şimşek, gökkuşağı hatta ve hatta bu gaz katmanları kendilerine özgü bir neden ile yıldız meteor kaymaları dediğimiz şölenleri oluştururlar. Aslen tüm bu gaz katmanları kendilerinde, (toprak, su, hava ve ateş) denilen dört elementten bulundururlar. Fakat Eksozfer katmanının hemen üzerinde Ay ve güneş gibi gök cisimlerinin, yapılan gözlemler sonucu, bozulmamaları sürekli hep sabit bir hızla dairesel hareket ediyor oluşları gibi nedenlerden dolayı dünyada bulunmayan BEŞİNCİ bir element olma olasılığı vardır.
Hayatın devamlılığı adına bu dört element sürekli bir HAREKET halindedirler. Her bir gaz katmanı da bu karakteristik özelliğe sahiptir. Kendisine cüzi akıl verilen canlı maddeler kendi hareketlerini belli bir sınırda kontrol edebiliyorken, cansız maddeler kendilerine has bir tarzda doğal hareket eğilimi göstermekteler. Misal vermek gerekirse toprak aşağıya ateş yukarıya gitme eğilimi gösterir. Tüm canlı varlıklar dünyaya gelir gelişir bir zaman sonra ölür, dahası canlı varlıklar yeniden üreme potansiyeline sahiptir.
Konuyu biraz daha açacak olursak;
Şimdi, yapılan laboratuvar gözlem ve deneylerden de anlaşılmaktadır ki, Her element nesne (gaz) kendine HAS tayin edilen KATMANA koşmak ve onunla bütünleşmek ister. Aslen bu, CANLI ve CANSIZ yaratılan her şey için geçerlidir. “İlahi Hareketlilik” yaşamın DEVAMI adına, çeşitli vesileler ile durağanlığı SABİT kılmamıştır. Tıpkı yavrunun annesini tercih, ya da Arının kovanına, Yağmurun toprağa, Çayların denize ulaşabilme çabası gibi. Daha farklı bir ifadeyle kişi sevdiğini arar, Onunla bütünleşip mutlu olmak, Ondan haz alıp birlikte daha BÜYÜK hazzın peşinde koşmak ve bulduğunda ise bu bütünlüğünü, kendilerinden OLMAYAN farklı bir boyutla da uyum sağlamak ister. Böylelikle ortaya çıkan bu büyük oluşum da, bir diğer oluşum ile entegre olup hep BİRLİKTE o yüksek İLAHİ amaca kavuşur.
Dolayısı ile Kâinatın yaratıcısı canlı cansız her varlığa bir görev ve sorumluluk yüklemiştir. Meseleyi mecaza dökerek ifade etmek gerekirse, mesela güneş, ona vah yedilen emre itaatsizlik edip bugün doğmayıp dinlenmek istiyorum diyebilir mi? elbette hayır, çünkü hayatın devamlılığı adına kendisine bir emir vahye-dilmiştir. Diğer taraftan insan ve cinlerin çoğu hariç, pek azı bu ilahi emre teslimiyet gösterip boyun eğmiştir.
 Buradan çıkarılacak bazı sonuçlara gelirsek.
1– YER-ÇEKİMİ ya da adı her neyse, hepsi de yukarıda ifade edildiği üzere, bu dört elementin (toprak, su, hava ve ateş) hayatın devamlılığı adına sürekli bir hareket halinde oldukları. Her element kendine has olan KATMANA ulaşmak istemesi olayıdır.
2– Dünya semasında gördüğümüz tüm gök cisimleri birinci gök kubbenin altında, Ekzosfer tabakasının hemen üstündedir. Bu durumda insanoğlu bırakın gök kubbeyi aşabilmeyi henüz bu katmanlara dahi ulaşmış değildir. Bazı videolarda roketlerin takıldığı ve devam edemediği katman muhtemelen MEZOSFER katmanıdır. Gök kubbe değildir.
3– Bizim ara sıra gördüğümüz yıldız kayması ve düzenli zamanlarda meydana gelen meteor yağmurları olarak adlandırdığımız olay, yıldız kümelerinden kaynaklanmayan atmosferik bazı olaylardır. 
4– Yaratılan her nesne ve elementler, atmosfer katmanları tümü kendine ait bir cevher olup. Hepsi de İnsanoğlunun emrine amade edilmiştir. Dolayısı ile aslında bu nesnelerin çoğunu gözlemliyor, hissediyor fakat mantığını bir zemine oturtamıyoruz henüz.! Tüm bunlar Allah’ın ilminden olup bir sebebe bağlıdır.
“Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.” (Talak Suresi/ 12)
Not: Bu makalemde zaman zaman eklemeler yapılacaktır.

Abdurrahman Toraman
22 Kasım 2018

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here