dört element - düz dünya
düz dünya - su- toprak- ateş- hava

İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Enbiya/30

İbn Abbas şöylece ifade etmiştir: Gökler yapışık idi, yağmur yağdırılmıyor du. Yer de aynı şekilde yapışıktı, bitki bitirmiyordu. Yüce Allah semayı yağmur ile yeryüzünü de bitki ile ayırdı. Buna benzer bir anlam da yüce Allah’ın şu buyruklarında dile getirilmektedir: “Andolsun dönüşlü olan semâya ve yarılan yere…” (et-Târık, 86/11-12) et-Taberî de bu görüşü tercih etmiştir. Çünkü bundan sonra da: “Ve canlı her şeyi SUDAN YARATTIK. Hâlâ imana gelmezler mi?” diye buyurmaktadır.

Derim ki: Gözle görmekle ve gözlem ile bununla ibret alınacak hususlar vardır. Bundan dolayı yüce Allah bu hususu birden çok ayet-i kerime de bize haber vermektedir ki, kudretinin kemaline, öldükten sonra dirilişe ve amellierin karşılıklarının verileceğine delil teşkil etsin.

HÛD-7 “O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. “

“Ve canlı her şeyi sudan yarattık” buyruğu ile ilgili olarak üç türlü açıklama yapılmıştır:

Birinci açıklamaya göre O, her şeyi sudan yaratmıştır. Bu görüş Kata-de’nindir.

İkincisine göre, her şeyin hayatının korunması su ile mümkündür.

Üçüncü açıklamaya göre; Biz canlı olan her şeyi sulbün suyundan yarattık. Bu açıklamayı da Kutrub yapmıştır.

Ebu Hureyre şöyle demiştir: Ey Allah’ın Ra-sûlü, dedim. Seni görünce gönlüm bir hoş oluyor, gözüm aydın oluyor. Sen bana her şeyden haberverir misin? Şöyle buyurdu: “Her şey sudan yaratıldı”

Ebu Hatim dedi ki: Ebu Hureyre’nin: “Her şeyden bana haber ver” sözü ile o, sudan yaratılmış her şeyden bana haber ver. demek istemiştir. Bu kanaatin doğruluğunun delili de Mustafa (as)ın kendisine: “Her şey sudan yaratılmıştır” diye cevap vermiş olmasıdır. Velev ki (ondan) yaratılmamış olsa dahi.

Burada dikkat ederseniz kainatın yaratılışına ve “gözle görülebilen” (Cinler ve Melekler Hariç) her canlının sudan yaratıldığına işaret vardır. Yaratılış öncesi gök cisimleri ve kütleleri arasında günümüzdeki gibi çeşitlilik söz konusu olmayıp hepside birbirine benzer bir madde idi, yani başlangıçta var olmamakta ortak idi. Ayrıca hareket halindeki gök cisimleri kendilerine has bir canlılığa sahip olup kendilerine vahyedilen emre mutlak itaat edip boyun eğiyor olmaları da olasıdır.

“Allah her canlıyı sudan yarattı. Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”(Nur, 24/45)

Nur suresinde canlıların tasviri, yeryüzünde yaşayan ve gözle görünen canlıları ön plana çıkarmaktadır.

Diğer taraftan bazı filazoflar örneğin Thales dünyanın su üzerinde bulunduğunu söylemişti. Fakat Anaksimandros buna katılmıyordu. Bunun nedenlerinden biri, eğer dünya suyun üzerindeyse, su neyin üzerindeydi? Eğer bir şeyin başka bir şeyin üstünde bulunması gerekiyorsa, bunun sonu yoktur, anlamındaki olgusu ile tıpkı günümüz tipik Ateist düşüncesini sergiliyordu.

Anaksimandros bunun yerine dünyanın düz bir yüzeye sahip bir silindir olduğunu söylemişti. Bu silindirin etrafında sis ile çevrelenmiş ateş halkaları bulunuyordu. Sisten dolayı ateş görünmezdi. Fakat bu ateş halkalarında içinden ateşin geçip ışımasını sağlayan delikler vardı.

Sonuç olarak; Ey materyalistler bilesinizki, su canlıdır ve her canlı sudan yaratılmıştır “SU BÜYÜK BİR SIRDIR” Öyle daha ne olduğunu dahi çözemediğiniz elementlerin isimlerini ezberleyip saymakla bu iş olmaz. Suyun sırrını çözmek kainatın sırrını çözmek demektir. Tüm canlılar sudan yaratılmıştır. Peşinde koştuğunuz modern bilimci hocalarınız, bırakın HÜCRENİN kimyasını çözmek algılamaktan bile acizlerdir.

Geçmiş medeniyetlerde güneşe yıldızlara hatta günümüzde İNEGE bile tapanları biliyoruz. Sizin proflar onlardan az daha AKILI olsalardı, her canlının kendisinden yaratılan SUYA tapması gerekirdi. Bu batıl teorileri ortaya atan proflar, o ineğe tapanlardan daha aciz bir duruma düşerek, “Tesadüflere” tapmaktadır.

Allah’a emanet olun.

04-Kasım-2018

“SU BÜYÜK BİR SIRDIR”İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı ? Enbiya /30İbn Abbas şöylece ifade etmiştir: Gökler yapışık idi, yağmur yağdırmıyordu. Yer de aynı şekilde yapışıktı, bitki bitirmiyordu. Yüce Allah semayı yağmur ile yeryüzünü de bitki ile ayırdı. Buna benzer bir anlam da yüce Allah'ın şu buyruklarında dile getirilmektedir: "Andolsun dönüşlü olan semâya ve yarılan yere…" (et-Târık, 86/11-12) et-Taberî de bu görüşü tercih etmiştir. Çünkü bundan sonra da: "Ve canlı her şeyi SUDAN YARATTIK. Hâlâ imana gelmezler mi?" diye buyurmaktadır.Derim ki: Gözle görmekle ve gözlem ile bununla ibret alınacak hususlar vardır. Bundan dolayı yüce Allah bu hususu birden çok ayet-i kerime de bize haber vermektedir ki, kudretinin kemaline, öldükten sonra dirilişe ve amellierin karşılıklarının verileceğine delil teşkil etsin. HÛD-7 “O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler. “"Ve canlı her şeyi sudan yarattık" buyruğu ile ilgili olarak üç türlü açıklama yapılmıştır:Birinci açıklamaya göre O, her şeyi sudan yaratmıştır. Bu görüş Kata-de'nindir.İkincisine göre, her şeyin hayatının korunması su ile mümkündür.Üçüncü açıklamaya göre; Biz canlı olan her şeyi sulbün suyundan yarat¬tık. Bu açıklamayı da Kutrub yapmıştır.Ebu Hureyre şöyle demiştir: Ey Allah'ın Ra-sûlü, dedim. Seni görünce gönlüm bir hoş oluyor, gözüm aydın oluyor. Sen bana her şeyden haber verir misin? Şöyle buyurdu: "Her şey sudan yaratıldı” Ebu Hatim dedi ki: Ebu Hureyre'nin: "Her şeyden bana haber ver" sözü ile o, sudan yaratılmış her şeyden bana haber ver. demek istemiştir. Bu kanaatin doğruluğunun delili de Mustafa (as)ın kendisine: "Her şey sudan yaratılmış¬tır" diye cevap vermiş olmasıdır. Velev ki (ondan) yaratılmamış olsa dahi. Burada dikkat ederseniz kainatın yaratılışına ve “gözle görülebilen” (Cinler ve Melekler Hariç) her canlının sudan yaratıldığına işaret vardır. Yaratılış öncesi gök cisimleri ve kütleleri arasında günümüzdeki gibi çeşitlilik söz konusu olmayıp hepside birbirine benzer bir madde idi, yani başlangıçta var olmamakta ortak idi. Ayrıca hareket halindeki gök cisimleri kendilerine has bir canlılığa sahip olup kendilerine vahyedilen emre mutlak itaat edip boyun eğiyor olmaları da olasıdır. “Allah her canlıyı sudan yarattı. Kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayak üstünde yürür, kimi dört ayak üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”(Nur, 24/45)Nur suresinde canlıların tasviri, yeryüzünde yaşayan ve gözle görünen canlıları ön plana çıkarmaktadır. Diğer taraftan bazı filazoflar örneğin Thales dünyanın su üzerinde bulunduğunu söylemişti. Fakat Anaksimandros buna katılmıyordu. Bunun nedenlerinden biri, eğer dünya suyun üzerindeyse, su neyin üzerindeydi? Eğer bir şeyin başka bir şeyin üstünde bulunması gerekiyorsa, bunun sonu yoktur, anlamındaki olgusu ile tıpkı günümüz tipik Ateist düşüncesini sergiliyordu.Anaksimandros bunun yerine dünyanın düz bir yüzeye sahip bir silindir olduğunu söylemişti. Bu silindirin etrafında sis ile çevrelenmiş ateş halkaları bulunuyordu. Sisten dolayı ateş görünmezdi. Fakat bu ateş halkalarında içinden ateşin geçip ışımasını sağlayan delikler vardı.Sonuç olarak; Ey materyalistler bilesiniz ki..! Su canlıdır ve her canlı sudan yaratılmıştır “SU BÜYÜK BİR SIRDIR” Öyle daha ne olduğunu dahi çözemediğiniz elementlerin isimlerini ezberleyip saymakla bu iş olmaz. Suyun sırrını çözmek kainatın sırrını çözmek demektir. Tüm canlılar sudan yaratılmıştır. Peşinde koştuğunuz modern bilimci hocalarınız, HÜCRENİN kimyasını çözmek değil.. bakın algılamaktan bile acizlerdir. Geçmiş medeniyetlerde güneşe yıldızlara hatta günümüzde İNEGE tapanları biliyoruz. Sizin proflar onlardan az daha AKILI olsalardı, her canlının kendisinden yaratılan SUYA tapması gerekirdi. Bu batıl teorileri ortaya atan proflar, o ineğe tapanlardan daha aciz bir duruma düşerek, “Tesadüflere” tapmaktadır.Allah'a emanet olun. 04-Kasım-2018

Düz Dünyamız Türkiye paylaştı: 4 Kasım 2018 Pazar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here