Şükrullâh-ı Şirvânî Şirvan’lı olup (Dağıstanın Doğusu) (ö 1506) 15. yy Osmanlı hekimlerindendir. Şükrullâh-ı Şirvânî’nin II. Bâyezîd adına Farsça kaleme aldığı Riyazül Kulüb adlı eseri; tasavvuf, mantık, hey’et, nücûm, hesâb, kıyafet, şiir ve muamma olmak üzere sekiz bölümden müteşekkildir. Ay hakkında verdiği bilgiler şu şekildedir:

Ay koyu bir cisimdir. Güneş ile aynı hizada olması sebebiyle aydınlanır.
Ayna gibi Güneş’in ışınlarını aksettirir. Ay dairevi şeklindedir. Hacim itibariyle, Güneş’ten daha küçük; mertebe olarak ise daha aşağıdadır. Onun Güneş’e bakan bir yarısı aydınlık; diğer yarısı ise karanlıktır. İctimâ zamanında aydınlık yarısı yukarıda ve karanlık yarısı, Ay’a bakana doğru olur. Bu durumda Ay, ışıklar içinde gizlidir. Ve buna “muhâk” denir. Ay, ictimâdan on iki derece meyledince, takribî olarak aydınlık yarısından bir miktar görünür. O şekil hilâlîdir.

Ay, Güneş’ten uzaklaştıkça ışığı artar. İstikbâle ulaşınca, parlak yarısı tamamen görünür. Ve bu duruma “Bedr” denir. Ay; tahminen bir devrini 27 günde tamamlar ve bir burcu katediş süresi iki günden fazla, üç günden de azdır.

Şemsüddîn Muhammed b. Eşref es-Semerkandî (ö. 722/1322) Semerkand’lıdır. İlhanlılar Devleti zamanında yaşamış olup matematikçi, astronom ve mantıkçı olarak bilinir. İlmü’l afak ve’l enfüs adlı eserinde Ay hakkında bilgiler şu şekildedir;

Ay yörüngesinin yarısında, burçlar kuşağının kuzey kısmındadır. Diğer yarısında ise güney kısmındadır. Her iki yöndeki en son uzaklıkları da aynı ölçüdedir ki bu beş parçadır. Bu yörünge üzerindeki hareketi yavaşlık ve hız bakımından aynı değil, farklıdır. Bu yavaşlık ve hız bizâtihi kendi parçalarında burçlar kuşağı gibi olmayıp her iki harekette Ay’ın kendi döngüsünü tamamlamasındaki -az bir zaman sonraki- kendi hareketi ile benzerdir.

Ay’ın yeryüzüne uzaklığı, yavaş döndüğü zamanlarda bazen yakın bazen uzaktır. Aynı durum hızlı dönerken de geçerlidir. Buna, Güneş’in eşlik etmesi ya da karşısında bulunması da etki eder. Dolayısıyla arttıkça yavaşlar, azaldıkça da hızlanır.
Yüce Allah, Ay’ı unsurdan yaratılmış nesneler için özüyle nemlendirici, serinletici ve arazıyla hafif ısı verici olarak yaratmıştır ki bu, onun Güneş’ten aldığı ışık nedeniyledir. Çünkü ışıkların ve ışınların doğası ısı gerektirir ve çok nemlendirip az ısıtmakla nesnelerde çürüme (ufûnet) meydana gelir. Zira ufûnet, çok nemden ve az ısıdan oluşur ki bununla nesnelerin rengi değişir. Aynı şekilde bu durum, yemeklerde ve kokularda da olur. Böylece gündüz Güneş’in sıcaklığı, gece ise Ay’ın nemlendirmesiyle nesnelerin olgunlaşması gerçekleşir ve madenlerin, bitkilerin ve hayvanların hâlleri kemâle erer. Ay’ın nemlendirmesi bazen soğutmasından ve ısıtmasından; bazen de soğutması, nemlendirmesinden ve ısıtmasından daha çok olabilir. Bazen de ısıtması diğer ikisinden daha çok olabilir. Bunların hepsi Ay’ın konumuna ve durumuna göre değişkenlik arz eder.

Ay seyrinin ve yükselişinin en uzak mesafesinin feleğindeyken hızlı olması, birleşme ve karşılaşmaya yakınlığı ısı verişini artırır ki bu vakitlerde suları oldukları yerden çeker.
(Dünya’ya) uzaklığı ve yakınlığına göre hizalanmasının; suların hareketlenmesinde, onun azalmasında ve çoğalmasında bir etkisi vardır.
İlk çeyreğinde Ay, ışığının azlığı ve birleşmeye yakınlığı nedeniyle daha çok nemlendirir. İkinci çeyrekte, ışığının çokluğu nedeniyle sıcaklığı gerektirir. Üçüncüsünde, nesnelerin önceki ve bir sonraki kuruluğu nedeniyle kuruluğu; dördüncüsünde ise önceki kuruluk ve sıcaklık azlığı nedeniyle soğukluğu gerektirir. Ay’ın etkileri Güneş’in etkilerine nazaran daha az olunca, ilâhî hikmet (Ay’ın) yörüngesinin, Güneş’in yörüngesine göre bazen kuzeye, bazen de güneye eğimli olmasını gerektirmiştir ki etkisi, Güneş’in etkisinin ulaştığı yere ulaşsın. Böylece unsurlardan meydana gelen her şeyin (mâlûmun) hâlleri tamamına ersin ve iki düğüm noktasının da, suları med-cezir ile etkileyecek bir harekette olması sağlansın. Bu nedenle birçok denizde, yaklaşık iki düğüm noktasının bir devir süresi olan 19 yılda bir med-cezir oluşur. Böylece Ay’ın en uzak mesafesinin ve en yakın mesafesinin hikmeti, yani suların azlığı ve çokluğundaki etkisi ortaya çıkmış olur. Hikmet ve ilim sahibi olan Allah her şeyden münezzehtir

Sad b. Mansur İbn Kemmûne (ö.1284) Aslen yahudi olup Bağdat’ta yaşamıştır. Mantık, felsefe, tıp ve kimya ile meşgul olmuştur. el-Cedîd fi’l-ḥikme eserinde Ay hakkında verdiği bilgiler şu şekildedir;

Ay ne zaman Güneş’in dörtte birine yaklaşırsa, seyri hızlanır. Süratinin artması başka bir konumdakinden daha şiddetli olur. Dörtte birine yaklaşırsa arza yaklaşmış olur. Ay ışığını Güneş’ten alır ve yeryüzüne yansıtır. Ay’ın hareketiyle Güneş’ten uzaklık ve yakınlığı neticesinde aydınlanmasına göre,
ayda hilal, ilk dördün, son dördün ve dolunay şeklinde farklı görüntüler oluşur.

İbrahim Hakkı Erzurumi (ö. 1780) Erzurumlu olup mutasavvıf, astronom, fizyoloji, aritmetik, geometri, trigonometri, felsefe konularında ilim sahibi olup Marifetname adlı eserinde Ay hakkında verdiği bilgiler şu şekildedir;

Ayin hareketi hızlı, yörüngesi küçük olduğundan oniki burcun her birinde yaklaşık olarak iki gün ve üçte bir gün kalıp yirmisekiz günde bunların hepsini dolanır. (28/12)

Yirmi dokuz buçuk günde Güneşe ulaşıp onunla muhak olur. (Yeni ay devresinde Yer, Ay ve Guneşin aynı hizada olmaları). Bu sebepten Kameri ayların biri yirmidokuz, biri otuz gün olmak üzere yeni Ay’ın görülmesine göre hesab edilir.

Yeni Ay (hilal) kuzeyde olanlara yaz ve kış dönüm noktalarında (21 Haziran, 21 Aralık) gurub vaktinde; güneyde, ekvatora yakın olanlara her mevsimde kolay görünür. Çünkü Güneşin gün daireleri kuzeyde meyillidir. Güneyde (Ekvator civarında) dike yakındır. O halde Ay, Güneş batmasından hemen sonra batmayıp ufkun üzerinde az bir zaman görünür.

Tutulmalar 6585 günde (18 yil 10-12 gün) aynı sıra ile periyodik olarak tekrarlanırlar.
Ay, deniz ufkundan doğduğu zaman deniz suyu onunla kabarır sahile yayılır. Med olayı gerçekleşir. Ay o yerin meridyeni üzerine gelinceye kadar denizde suyun yükselmesi yani med devam eder. Ay, meridyeni geçip inmeye başlayınca sular yavaş yavaş çekilir, cezir olur. Ay ufuktan batınca alçalma yani cezir de tamamlanmış olur. Med ve cezir bu şekilde devam eder. Ay ve Güneşin ayni doğrultuda bulundukları yeni ay ve dolunay safhalarında kabarma, ortalamadan daha fazla; alçalma daha azdır. İlk dördün ve son dördün safhalarında ise yeni ay ve dolunay zamanındakinin yarısından daha azdır. Ayrıca Ay Yer’e yakın olduğu zaman, o uzak olduğu zamandaki kabarma ve alçalmadan %20 kadar daha büyüktür. Ay yeni ay safhasında olup Yer’e en yakın noktada bulunduğu zaman kabarma ve alçalma en büyük değerini alır. En büyük kabarmalar 20 metreyi bulur. Akdeniz kıyılarında 1,5 metre, Cenova körfezinde ise 14 cm. kadardır. Karadeniz de yok denecek kadar azdır. Kabarma en yüksek durumunu alınca 7-8 dakika kalır.

Ay’ın yeni aydan dolunaya kadar olan zaman diliminde sıcaklık ve rutubet çok olduğundan damarlar kan ile dolup insan ve hayvan bedenleri kuwet bulur.

Dolunaydan sonra soğuk ve kuruluğun galib gelmesi sebebiyle ihtilat-ı erba’a (dört kaışım, toprak, hava, su, ateş) bedenin derinliklerinde bulunmakla damarlarda kan azalıp büyüme ve gelişme az olur. İnsan ve hayvan bedenleri zayıflar.

Kameri ayların ilk yarısında hasta olanlar, bedenleri kuvvetli olacağı igin ekserisi hastalıktan kurtulur.

Ayın ikinci yarısında hasta olanların bedenleri zayıflayacağından hastalıkları artar. AyIn ilk yarısında canlıların beyin dokuları ziyade olup ikinci yarısında, beyin dokusunda azalma olur.
Mehtap da insan Aya karşı uyusa veya çok otursa bedenine gevşeklik ve tembellik gelip baş ağrısı ve nezle hasıl olur.
Ayin yeni aydan dolunaya kadar geçen izdiyad zamanında denizler ve nehirlerdeki balıklar yağlı olup su yüzüne çıkarlar. Dolunaydan sonra, Ay ışığının azaldığı noksan zamanında balıklar zayıflayıp suyun dibine inerler.
Ayın ilk yarısında haşarat yeryüzüne çıkıp çoğalır. Yırtıcı hayvanlar da, canlıları yemeye daha çok hırslı olur. Ayın ikinci yarısında bunun tersi olur.
Ayın ilk yarısında dikilen ağaçlar çabuk büyür ve çok gelişir. İkinci yarısında dikilen ağaçlar zayıf olur veya kurur
Ayın ilk yarısında bütün meyveler, çiçekler, otlar, bitkiler büyüyüp, gelişir, renklenir. Ayın ilk yarısında kamış, keten ve kuru bitkiler üzerine Ay ışığı düşünce daha çok çürüyüp parcalanir. İkinci yarıda az olur.


Ayın parlak dairesi ayna gibi olup, yeryüzünün karşısına gelen deniz ve karaların, ada ve sahillerin, gemi ve dalgaların, dağ ve ovaların, köy ve şehirlerin bütün şekilleri, renkleri, şahısları ve halleri ile bize aks ettirmektedir. Gözlemciler Ay aynasında Yeryüzünü tamamen seyr ederler. Fakat o parlak ayna bizden çok uzakta olduğundan eşyanın şekilleri birbirinden aynlmayıp onun yüzü bu akisler ile bulanık bulanık görülür. Ona kelef-i Kamer (Ay üzerindeki lekeler) denir. Merak edenler için https://www.youtube.com/watch?v=eBQ5P9Egml8

Ay 24 saatte doğudan batıya günlük devrini tamamlar…
Burçlar feleği batıdan doğuya doğru yavaş yavaş döner ve yetmiş yılda bir derece yol alır. Ay yörüngesini 28 günde tamamlar. Güneş her gün bir derece ilerlerken Ay onüç derece ilerlemiş olur. Ay, güneşi her gün oniki derece geçer.

AYIN BURÇLAR ÜZERİNDEKİ HAREKETİNE DAİR ÖNERİ VE TAVSİYELER

KOÇ BURCU: Her işe başlamak hayırlıdır….

BOĞA BURCU: Evlilik ticaret hayırlıdır…

İKİZLER BURCU: Gayrimenkul alımı, hayvan alımı hayırlıdır. İlim tahsili önemlidir.

YENGEÇ BURCU: Seyahat, tatil hayırlıdır.

ARSLAN BURCU: Tarımla uğraşmak hayırlıdır. Restore, bakım, tadilat hayırlıdır.

BAŞAK BURCU: Eşinle birlikte vakit geçirmek hayırlıdır.

TERAZİ BURCU: Alışveriş yapmak hayırlıdır. Sağlıkla ilgilenmek, gıda takviyesi almak hayırlıdır.

AKREP BURCU: Kişinin kendi kendine muhasebesi, inziva, suskunluk hayırlıdır.

YAY BURCU: Hacamat hayırlıdır. Termal banyo, kişisel temizlik hayırlıdır.

OĞLAK BURCU: Suyla uğraşma, kuyu açma, ziraatle uğraşma hayırlıdır.

KOVA BURCU: inşaatla uğraşmak, ata binmek hayırlıdır.

BALIK BURCU: Deniz yolculuğu, ortaklık, anlaşma hayırlıdır.

Şirvaninin tavsiyeleri:

KOÇ-HAMEL BURCU: Ziraatla ve inşaatla uğraşmak verimsizdir.

BOĞA -SEVR BURCU: Hacamat ve Termal banyo önerilmez.

İKİZLER – CEVZA BURCU: Tırnak kesmek, hacamat önerilmez.

YENGEÇ – SERETAN BURCU: Hacamat, nikah, inşaat önerilmez.

ARSLAN – ESED BURCU: Yeni elbise ve seyahat önerilmez.

BAŞAK – SÜNBÜLE BURCU: Altın alımı, hacamat ve anlaşmalar önerilmez.

TERAZİ – MİZAN BURCU: Yapılacak işler de zahmet çoktur.

AKREP BURCU: Kişisel temizlik, bakım, sağlık dışındaki işler önerilmez.

YAY – KAVS BURCU: Borç vermek, saç kazıtmak, tohum ekmek, müshil içmek önerilmez.

OĞLAK -CEDY BURCU: Önemli ziyaretler, anlaşma, hacamat önerilmez.

KOVA -DELV BURCU: Seyahat, hacamat, evlenmek önerilmez.

BALIK – HUT BURCU: Tırnak kesme, hacamat önerilmez.

Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Muhammed b. Ahmed el-İşbîlî (ö. /XII. yüzyıl) İbn Avvam meşhur adı. İşbîliye’de (Sevilla) doğdu. Endülüslü Botanik alimi. Kitâbü’l-Filâḥa, tarım ve hayvancılık üzerine yazdığı eserde Ay hakkında verdiği bilgiler şu şekildedir:

Ay’ın, bitkiler üzerindeki etkisi ise evreleriyle ilişkilendirilerek açıklanır. Genellikle
tercih edilen evre, Ay’ın gökyüzünde hilal şeklinde görülmesiyle başlayan ve dolunay haline
geldiği zamana kadar süren Ay’ın “arttığı” veya Ay “nurunun arttığı” dönem olarak ifade edilen evredir.

Gübreleme de Ay’ın arttığı yani ışığının yoğun olduğu dönemlerde yapılmalıdır.
Ay eksilmeye başladığında yapılan gübrelemenin faydası olmaz:

Bitkiyi ıslah etmek için yapılan işlemlerde de Ay ışığına dikkat edilmelidir. Söz gelimi
armut ağacının bol meyve vermesi ve meyvesinin tatlı ve sulu olması isteniyorsa tatlı su
kaynatılarak ağacının dibine dökülmeli, dallarına ve yapraklarına serpilmeli ve bu işlem Ay’ın
nuru ziyadeliğinde yapılmalıdır.
Ay, barid “soğuk” ve ratıb “nemli” niteliklere sahiptir. Dolayısıyla su, Ay ile ilişkilidir. Bu sebeple bitkilere suyu ay aydınında vermek daha iyidir:
Ay’ın eksilmeye başladığı dolunaydan sonraki süreç zirai işlemler için genellikle uygun görülmez. Ancak olumsuz kabul edilen ve azalması istenen durumlarda tavsiye edilir. Sözgelimi yaban otları ay eskisinde yani Ay’ın ışığı azalmaya başladığı süreçte sökülürse bir daha bitmez. Sarımsağın kötü kokmaması isteniyorsa Ay’ın eksilmeye başladığı süreçte ekilmesine dikkat edilmelidir.

Ahmed b. Abdurrahman el-Mevsılî el-Kâdiri er-Rufaî. (ö.1737) El-Müsellem olarak bilinir. ed-Dürru’n-Nakî fi Ilmi’l-Mûsikâ adlı eserinde Ay hakkında verdiği bilgiler şu şekildedir;

Ed-Dürru’n-Nakî’de makamların dizileri yerine, onların tabiatı, insan ruhu üzerindeki etkilerine değinilir. Müziğin teorisinden daha çok makamların kökenleri ile ilgili olarak mistik tariflere, makamların astroloji ile ilişkisine, değişik vakitlere göre etkilerine yer verilir.

KAMERE ÖZGÜ MÜZİK

ZENGÜLE MAKAMI : Zengûle: Elementi hava, burcu Yengeç’tir. Saati birinci felek Kamer’in pazartesi günüdür. Onun şubesi aşîrandır. Aynı zamanda buna müberka´ ve hüzzâm da denir. Yine buna bestenigâr da denir. Bu, beşinci makamdır.
Zengüle makamını dinlemenin Ay’a göre fayda vereceği tavsiye edilen gün ve vakitler:

PAZARTESİ Güneşin Doğuşunda(1)

PAZARTESİ İkindiden önce(8)

SALI Gün Batımından Sonra(12)

SALI Zeval(Öğle) Vakti(5)

ÇARŞAMBA Güneşin Yükselişinde(2)

ÇARŞAMBA İkindi vakti(9)

PERŞEMBE Zevaldan (öğleden) sonra(6)

CUMA Kuşluk Vakti(3)

CUMA İkindiden sonra(10)

CUMARTESİ Öğle ortası(7)

PAZAR Zevaldan (Öğleden) önce(4)

PAZAR Gün Batımından Önce(11)

OSMAN ATIF


2 YORUMLAR

  1. Ne kadar cahilce suçlama yapmaktaınız böyle… İnsan dikine hakim olmayı bilmeli evvela…

  2. Küre dünyayı Allahlık taslayan deccal fitne olarak çıkartdığı için inanmak şirk dir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here