İBRAHİM SURESİ
33. Ve sürekli seyreden güneşi ve ayı emrinize verdi ve geceyi ve gündüzü de istifadenize vermiştir.
33. (Ve) o kadar kudret ve azameti gösterip duran ezelî Yaratıcı (sizin için) Ey insanlar! Sizin yer yüzünde yaşayabilmeniz için bulundukları yörüngelerde (sürekli seyreden) yaratılışlarındaki kabiliyet ve yetenek dairesinde sistemli bir şekilde doğup ve hatip duran (güneşi ve ayı emrinize verdi) onlar kendi yörüngelerinde dönmeye devam eder, yer yüzüne ışıklarını, nurlarını saçarlar, yer yüzündeki hayat sahiplerinin yaşamalarına ve çeşitli ürünlerin meydana çıkmasına sebep bulunurlar. 
Güneşin dönmesi sayesinde dört mevsim meydana gelir, ayın dönmesi sayesinde de ayların başladığı ve sona erdiği anlaşılır. 
Not: Da’b; devam ve düzenli âdet demektir. “Dâib” de bir işten ayrılmayıp onda bir düzen üzere yürüyen demektir. Güneş ile ay da ayrılmaksızın daim bir hal üzere hareket ettikleri için kendilerine “dâibeyn” denilmiştir ki, bu hareketleri kıyamete kadar devam edecektir.

YASİN SURESİ

37. Ve onlar için gece de bir ibrettir. 
Ondan gündüzü yüzüp ayırırız. 
Hemen onlar, karanlıklara girmişler olurlar.
37. Bu mübarek âyetler de Cenab-ı Hak’kın kudret ve hikmetine şahitlik eden gök cisimlerine, onların hareket tarzlarına ve geceler ile gündüzlerin birbirini ne kadar muntazam bir surette takibedip durduğuna dikkatleri çekmektedir. 
Şöyle ki: (Ve onlar için) 0 ahiret hayatını, Allah’ın kudretinin herşeye fazlasıyle kâfi bulunduğunu takdir edemeyen kimseler için (gecede bir ibret vardır) o da birşeyin yok olduktan sonra yeniden yaratılmasına bir delil, bir örnektir. (O’ndan) 0 geceden (gündüzü yüzüp; ayırırız,) gündüzü gidererek gecenin karanlığını meydana çıkarmış oluruz, (hemen onlar) İnsanlar (karanlıklara girmişler olurlar.) gündüzün ziyasından mahrum kalırlar. 
Bu, bir nev’i ölüm demektir. 
Sonra gündüz olunca gece vakti ışıklar içinde kalır. 
Adeta yeniden hayat bulmuş gibi olur. Bu ne eşsiz bir kudretin eseridir.

38. Güneş de kendisine mahsus karargâhında akar gider. 
İşte bu, 0 azîz, alîm’in takdiridir.
38. (Güneş de kendisine mabsus karargâhında akar gider) Hergün doğarak kendi yörüngesinde belirli vakte kadar yürümesine devameder. Akşam olunca batıp görünmez bir hale gelir, kendisi için bir sene içinde üçyüz batış ve doğuş olmuş olur. 
(İşte bu) Güneşin öyle enteresan doğması ve batması, böyle ufuklara ışık yayar bir vaziyette bulunuşu (0 aziz) herşeye kadir, galip olan ve (alîmin) herşeyi ilmen kuşatan Yüce Yaratıcının (takdiridir.) 
O’nun dilemesinin yaratmasının bir eseridir. 
Bu ne kadar büyük bir kudret alametidir. 
Bu, güzelce düşünülmeli

Image result for yasin 39

39. Biz ay’a da menziller takdir ettik. 
Nihayet hurma salkımının eski kurumuş eğri dalı gibi bir hâle dönmüş olur.
39. Evet.. Alemlerin Rabbi buyuruyor ki: 
(Biz aya da menzillen takdir ettik) 0 da güneş gibi semada kendisine tâyin edilmiş olan yörüngelerde, alanlarda dolaşmasına devameder durur. 
Her ay içinde ay için yirmi sekiz konak vardır. 
Ay otuz gün olunca kamer iki gece gizlenir, görünmez ve eğer ay yirmi dokuz gün olursa kamer bir gece görünmez bir hâlde bulunur, (nihayet hurma salkımının eski kurumuş eğri dalı gibi bir hale dönmüş olur) 
Bir ay içindeki dolaşması neticesinde görülen tarafı incelerek git gide gözden kaybolur.
Not: Urcun; Hurma salkımının kuruyup yay gibi eğilmiş olan dalı =çöpü demektir.

RAD SURESİ
2. Allah, o mukaddes varlıktır ki, gökleri görüyorsunuz direksiz olarak yükseltmiştir. 
Sonra arş üzerine istivada bulunmuştur ve güneşi de, ayı da emrine boyun eğdirmiştir ki, herbiri bilinen bir vakit için cereyan eder. 
-O, Yüce Yaratıcı- her işi düzenler, âyetleri ayrıntılı olarak açıklar. Tâki Rab’binize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız.
2-Bir kere bütün insanlık düşünmeli değil midir ki: (Allah o) mukaddes zat (dir ki:) öyle ezelî, kudret sahibi bir yaratıcıdır ki, (gökleri) ey insanlar işte siz (görüyorsunuz direksiz olarak yükseltmiştir) dâima başlarımızın üzerinde görülen gökler, onlardaki binlerce aydınlık küreler bir şeye dayanmaksızın olanca yükseklikleriyle, parlaklıklariyle bakışlarımıza çarpıp durmaktadırlar 
(Sonra) bunların üstünde olmak üzere de o Yüce Yaratıcı (arş üzerine istivada bulunmuştur) 
Yani: Semâların üstünde olan arş âlemine de, bunun altındaki bütün kâinata da hâkim olmuştur. 
Hepsini de yaratan ve yöneten koruyan ve himayede bulunan ancak o ezelî Yaratıcıdır. 
Hepsi de ona muhtaçtır, onun yüceliğine, hakimiyetine birer şâhitdir. (Ve) O Kerem Sahibi Yaratıcı (güneşi de, ayı da emrine boyun egdirmiştir) hepsi de onun ilâhî emrine itaat etmektedir. 
Öyle (ki, herbiri) güneş de, ay da ve diğer yıldızlar da (bilinen bir vakit için cereyan eder) takdir edilen kıyamet gününe kadar, dünyanın fâni olup yok olacağı zamana kadar kendi yörüngelerinde, kendi alanlarında seyir ve harekete devam eder dururlar.

ENBİYA SURESİ
33. Ve o -Yüce Yaratıcı-dır ki: 
Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ay’ı yaratmıştır. 
Herbiri bir felekte yüzmektedir.
33. Yüce Yaratıcı (dir ki, geceyi ve gündüzü) yarattı. 
Geceleri istirahate dalarsınız, gündüzleri de yer, içer, 
Allah’ın nimetlerinden faydalanırsınız. 
Özellikle birer kudret harikası olup gündüzleri ve geceleri meydana getirmeğe vasıta olan (güneşi ve ayı yaratmıştır) bunların ışıklarıyla, nurlariyle ufuklar aydınlanır tenevvür eder durur ve bunlardan bütün hayat sahipleri faydalanır. 
Ve bunlardan (her biri) güneş ile aydan ve bunlara tâbi olan yıldızlardan herhangi biri (bir felekte) gökün bir sahasında, kendi yörüngesinde, kendisi için çizdiği dairesi içinde (yüzmektedir) sular içinde yüzenler gibi o alanlarda süratle akıp durmaktadırlar.

FATIR SURESİ
13. Geceyi gündüzün içine girdirir, gündüzü de gecenin içine girdirir ve güneşi ve ay’ı itaatkâr kılmıştır. 
Herbiri muayyen bir müddete kadar akar gider. 
İşte bunları -böyle yaratan- Rab’biniz olan Allah’tır ki, mülk O’na mahsustur. 
O’ndan başka kendilerine ibadet ettikleriniz ise bir hurma çekirdeğinin zarına bile sahip olamazlar.
13. O Kudretli Yaratıcı (güneşi ve ay’ı itaatkâr kılmıştır) bunlar da ilâhi takdire göre hareketlerine devam ederler. 
Bu güneş ile ay’dan gök cisimlerinden (herbiri bir belirli müddete kadar akar gider) gök sahasında yürüyüşlerine devam ederler, takdir edilmiş olan zamanları gelince doğar ve batar dururlar, (işte bunları) 
Böyle yaratan bu yüksek parlak cisimleri yaşatan (Rab’biniz olan Allah’tır ki, mülk O’na mahsustur) bütün kâinat, O Yüce yaratıcının birer kudret eseridir. O’nun hâkimiyet ve sahipliği altında bulunmaktadırlar

talak 12 ile ilgili görsel sonucu

TALAK SURESİ
12. Allah o Yüce Zat dır ki: Yeri göğü ve yerden de onların mislini yaratmıştır.
Onların aralarında emri cereyan eder. 
Tâ ki: Bilesiniz ki: Şüphe yok Allah, her şey üzerine tamamen kadirdir ve muhakkak ki: Allah, her bir şeyi ilmen kuşatmıştır.
12. “Bu âyeti, kerîme gösteriyor ki: Yerler de gökler gibi yedi adettir. 
Göklerin yedi tabakaya ayrılmış olduğu Kur’an’ın açık ifadesi ile sâbittir. 
Bu göklerin üstünde de arş vardır. 
Bu semâ tabakalarının aralarında beşer yüz senelik kadar bir mesafe bulunduğu rivâyet olunmaktadır.

Sûre-i Nûr’daki (30) uncu âyet-i kerîme gösteriyor ki: Gökler ile yer birbirine bitişik iken bilâhare ilâhî kudret ile araları ayrılmıştır.
Âlimlerin cumhuruna göre yer küresi birbiri üstünde yedi tabakaya ayrılmıştır.
İki yerin arasındaki mesafede bizim ikâmetgahımız olan yer ile gök arasındaki mesafe gibi mesafe gibi beşyüz senelik bulunmaktadır. 
Bu yerlerin her birinde Cenab-ı Hak’kın muhtelif mahlûkatı vardır. 
Bir rivâyete göre bu yer tabakalarının her birinden gök tabakası görülür ve gök tarafından ışık alınır.

Diğer bir rivâyete göre de, bu yer tabakalarının hepsinden gök tabakası görülemez, Yüce Yaratıcı Hazretleri onlar için başka bir ışık saçan tabaka yaratmıştır. 
Diğer bir rivâyete göre yedi gökten her ikisinin arasında bir yer tabakası vardır. 
Bizim ikâmetgâhımız olan yer küresinin üstünde ise birinci gök tabakası bulunuyor.
İbn-i Abbas Radiyallahü Anh’tan bir rivâyete göre yedi yer tabakası vardır ki: Araları denizler ile ayrılmıştır. 
Gök ise hepsinin üstündedir.

Osman ATIF

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here