Neden ben dedim önce onu açıklayayım. Bugün sağlık konusuna değineceğim de ondan.. ee tabi benim sağlık yada tıp konusunda bir eğitimim yada bir belgem var mı? tabi ki de yok.. ama aklımda yok mudur acaba.. tabi ki de var…bazıları kabul etmese de en azından Bill Gates kadar vardır… tabi şimdi bazılarınızın dudak büktüğünü de görür gibiyim. Her neyse siz dudak büke durun.

Peki Bil Gates’in uzmanlık alanı nedir…Sağlık mı? Tıp mı? Tabi ki de değil, o sadece Amerikalı bir bilgisayar yazılımcısı ama ne hikmetse sağlık ve tıp alanına da el attı, kimsede ona bu konuda bir belgesi var mı yok mu diye de sormadı.. eee ne de olsa o bir Amerikalı… ve parası da bol, her konuda konuşabilir… “BEN” biz kimiz ki onun yanında… hem o dokuz aylık biz ise üç…

Her neyse boş ve gereksiz konuşmayı sevmem, bazı gerçekleri ortaya koymak yine biz belgesizlere kaldı..

Efendim, doğada virüs ya da virüs salgını diye bir şey asla yoktur, durun acele etmeyin açıklayacağım..😊 Peki sağlığımızın bozulmasına sebep olan şey nedir…Olay kısaca şudur, “Mevsimsel MANYETİK gribal enfekte”

Bunu biraz açalım…. İnsanların ve hayvanların üremek için baş vurduğu yöntemi biliyorsunuz, peki doğada bitkilerde çiçeklerde bu nasıl gerçekleşir…tabiki de “eşeyli manyetik üreme”… polen ve kromozomların rüzgar, böcek, yağmur, ve bir takım manyetik sinyal sıçraması ve frekanslarla doğaya serpilmesi, erkek organın bu polen ve sinyalleri antenleri vasıtasıyla yakalaması…Ana hat budur, bu döngünün tali unsurlarını meraklı olanlar varsın uzun uzun ele alıp anlatıp döksün bu bizim işimiz değil.

Bizim burada konumuzla alakalı olan şey şudur. Dediğimiz gibi doğada bu paradigma gerçekleşirken, insan ya da diğer canlıların vücutlarına bu oluşum hava yoluyla ya da frekanslar aracılığı ile nüfus edebiliyor. Böylece canlı üzerindeki hücrelerde olumsuz sonuçlara sebebiyet veriyor hatta bünyesi zayıf olan canlılarda ölüme bile neden olabiliyor. (Buraya ekstradan bir notta düşelim. Doğadaki bu manyetik oluşum insan organizmasındaki mevcut frekanslara da olumsuz yönde etkileri vardır. Halk dilinde bu cin, peri çarpması olarak ta adlandırılır. Üfürükçü cinci hocalara da bu bilgi kapak olsun. )

Şimdi buraya kadar anlattıklarımızdan şunu anlıyoruz. Doğada başı boş dolaşan ve ne idü belirsiz bir şekilde yaşayan canlı bir virüs türü yoktur. Buna inanmak abesle iştigaldir. Ancak doğada bulunan bu bitkisel polen ve gözlemle yemediğimiz frekansların YANINDA yapay yani doğal olmayan İNSAN YAPIMI bir takım zehirli gazlar ve frekanslarda mevcuttur. Bu zararlı bileşimler insan vücuduna nüfus ettiklerinde, bünyemizi korumakla görevli olan hücrelerimiz tarafından yok edilir. Ancak vücudumuz sürekli bu zehirli bileşimlere maruz kalıyorsa İŞTE O ZAMAN iş değişiyor. Bu zararlı bileşimleri ekart edip sürekli mücadele etmek zorunda kalan hücrelerimiz, Tıp dilinde adına VİRÜS denilen bu toksinleri üretmeye başlıyor. Zamanla bu virüsler çoğalarak hücreleri işlevsiz bırakıyor…(bu bilgide sayın proflara kapak olsun) Değerli arkadaşlar, olay tamamen bundan ibarettir…

Abdurrahman TORAMAN

12 Mayıs 2020

Latest posts by Abdurrahman Toraman (see all)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here