Küre Dünyaya inanmak Şirk midir..?
Dünyanın şekli konusunda daha öncede, İslami ve teknolojik delillere yer yererek, makaleler yayınladık, Şerri deliller ışığında yeryüzünün düz olduğunu bir kez daha ortaya koyduk ve konu kapanmıştır. Aksi yönde itiraz var ise sloganik ifadeler ile değil, hazırlanmış ayrıntılı bir tez getirsinler.
Şimdi kısa olarak birkaç noktaya değinelim, Konunun itikat meselesi olup olmadığı yönünde doğal olarak kafalarda şüpheler oluşabilmektedir. Bu konuda oluşan şüphenin sebebi yıllardır böyle öğrenmiş ve araştırmamış olmalarına bağlıyoruz. Bizim amacımız bu konuda ahkam kesmek değil insanların doğruya isabet etmesi arzusundayız, başka hiçbir amacımızda olamaz, Şimdi konuya ihlaslı bir şekilde iştirak etmek isteyen olursa buyursun,
Rabbimizin “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim” Maide/3
Ayette Rabbimiz dinimizi kemale erdirdiğini, ibadet ve diğer güncel yaşantımızdan, oturup kalkmamız dan, yeme içmemizden hatta bir kadının yürüyüşünden, tuvalete bile nasıl girip çıkılacağından tutunda devletler arası müeyyideye kadar her türlü meseleyi en ince detayına kadar bildirmiştir.
Peki, acaba Rabbimiz, bizlere yaşam alanı olarak yarattığı ve üzerinde yaşayıp rızıklandığımız bu dünyanın Şeklini, Gökleri ve Yeri, güneş ay ve yıldızların hareket ve konumlarını nasıl bir düzen içinde YARATTIĞINI belirtmemiştir.. ! dersek Allah’ a iftira ve ayetleri inkar etmiş olmaz mıyız..
“Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. GÖKLERİN ve YERİN yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! bunları boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.” Aliimran 191
Kur’an da bu ve buna benzer % 40 a yakın ayetlerde özellikle göklerin ve yerin nasıl yaratıldığı konusunda düşünmemize, ibret almamıza araştırmamıza teşvik edici ayetler vardır. Bununla birlikte yapılacak araştırmalarda izlenecek metod bellidir..
“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” Hucurat/6
Tüm bu konularda bize düşen, Kur’an ve Sünneti rehber almamız, Onun dışında ne konuda olursa olsun, kahinleri, sihirbazları, deccal ve bu konumda bulunan tüm fasıkların getirdiği haberlerin doğruluğunu araştırmamız ve yine dünyanın şekli yada doğa olayları gibi haberlerin doğruluğunu araştırmadan kabul etmememiz belirtilmektedir.
Şimdi bu açıklamalar ışığında;
1.MADDE – Bir kimse konumu ve imkanı çerçevesinde, Dünyanın şeklinin küremi, karemi, düzmü bilemiyorum bu konuda itikat etmeyiz, Allah en iyi bilendir, derse bu anlaşılabilir ve tevil edilebilir.
2. MADDE– Denilirse ki, Hayır biz dünyanın küre şeklinde olduğunu kabul ediyor, ona göre ibadetlerimizi yapar ve inanırız. Bizde cevaben, bu inandığı şeyi, şeri deliller ile ispat etmesini isteriz.
3. MADDE- Bir kimse bu konularda Kuran ve sünnetin dışında, tağutları, sihirbazları, fasıkları ve onların getirdiği haberleri baz alarak dünyanın şekli mutlak küredir der ve buna itikat ediyorsa, işte bu kimse şirke girmiştir. Konu gayet açık net ve anlaşılabilirdir.
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.” Nisa/59
Hafız İbni Kesir (rahmetullahi aleyh): “Onların çoğu Allah’a ortak koşmaksızın iman etmezler.” (Yusuf 12/106) ayetinin tefsirinde şunları zikretmektedir:

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün bize şu hutbeyi irad etti: “Ey insanlar! Bu şirkten kaçınınız, çünkü muhakkak ki o, bir karıncanın kımıldamasından daha gizlidir!.. Allah’ın söylemesini dilediği BİRİSİ şöyle dedi: O, bir karıncanın kımıldamasından daha gizli iken, biz ondan nasıl sakınacağız? Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ey Allah’ım, bile bile Sana şirk koşmaktan Sana sığınırım. Bilmediğim şeylerden dolayı Senden mağfiret dilerim! deyin.” buyurdu.

“O, öyle bir Allah’dır ki, yer yüzünü, sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı ve sizin için, gökten bir su indirdi de onunla türlü mahsullerden bir rızık çıkardı. Artık sizlerde bildiğiniz halde, Allah’a eşler koşmayınız.” Bakara/ 22
Ayetin tefsirinde İbn i Kesir şunları nakleder:
İbni Ebi Hatim der ki; Ahmed İbni Amr… İbni Abbas’dan naklettiğine göre o şöyle demiştir: Allah Azze ve Celle’nin “Bildiğiniz halde Allah’a eşler koşmayınız.” ayetindeki eşlerden kasıt şirktir, şirk ise karanlık gecede siyah taş üzerindeki karınca nın adımından daha gizlidir.
Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
“Ümmetim, hakkında en çok korktuğum şey, Allah’a ortak koşma (suçunu işlemeleri) dir. Bilmiş olunuz ki: Şüphesiz onlar Güneşe, Aya veya puta tapacaklar DİYECEK değilim ve lakin bir takım ibadetleri Allah’tan başkası için işleyecekler ve gizli bir şehvet arzulayacaklar.”
“Bir kimsenin havada bağdaş kurup oturduğunu görseniz, İslamiyetin emir ve yasaklarına uymaktaki hassasiyetine bakınız. Eğer tam ise ona uyabilirsiniz. Eğer emir ve yasaklara uymakta (çok az da olsa) bir gevşekliği varsa hemen ondan uzaklaşınız. Çünkü zararı dokunur.” Cüneyd-i Bağdadi
İslama göre deccal, ahir dönemde Mesih’in yeryüzüne inmesinden önce insanlardaki dini inançlardan faydalanıp, onları kötülüğe ve sapkınlığa düşürecek olan şeytan özelliğindeki (sistem, ideoloji) insandır. Bu kişinin alnının ortasında sadece Müslümanların görebileceği kafir (kefere) yazısı bulunmaktadır.
Deccal insanları saptırmak adına yaldızlı sözleri, bilimi teknolojiyi ve daha tahmin dahi edemeyeceginiz her yolu, insanları saptırmak için kullanacaktır.
Meleği şeytan-şeytani melek gösterecek…
Sonuç olarak:
Bizlere aslımıza dönmek, Allah’i tevhid etmek uyanık olup aklımızı kullanmak düşer.
Şuda bilinmesi gerekir ki, hakikatleri anlatmaya çalışan, taguta La diyen Allah’ı her şeyde birleyen, Ona şirk koşmayan tevhidi Müslümanlara, tüm kafirler, tagutlar, firavunlar, deccaller ve münafıklar, her türlü oyun ve hileler ile, Üzerlerinde bir baskı kurmaya çalışsalar da, Allah’ın vadi pek yakındır, hakiki müslümanlar kıyamete kadar, her devirde ve ne zor şartlar altında olurlarsa olsunlar, mutlaka var olacaklardır. Bunu kimse engelleyemez.. Bilesiniz ki; “Şeytanın Hilesi Pek zayıftır”
Allah’a emanet olunuz
Abdurrahman Toraman 16 Haziran 2018

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here