Konumuza geçmeden evvel bir noktaya işaret etmemizde fayda vardır. Öncelikle bilinmelidir ki, Tüm semavi kitaplardaki emir ve bildirimlerin bir bölümü BİREYLERE, bir bölümü ise YÖNETİME olmak üzere bir takım sorumluluklar yüklemiştir. Örnek, Namaz, Oruç, Zekat gibi ibadetler bireye, Zekatı toplamak ve adaletle hükmetmek gibi sorumluluklar ise yönetime yüklenmiştir. Bu konulara dair bilgilerin çarpıtılmamış hali ile ESKİ fıkıh kitaplarında çokça işlenmiştir, dileyen bu kaynaklara ulaşabilir. Konumuz gereği biz bu meselelere değinmekten ziyade, tüm semavi bildirimlerde ORTAK lisan ile tarif edilmiş astronomik konulara yer vereceğiz.

İslam bilginleri kendi dinlerini doğru öğrenmek ve toplum faydasına olacak buluşlar yapmak için çokça çalışmalar yapmış ve tüm insanlığı buna teşvik etmişlerdir. Bu astronomide olsun tıpta ya da bilimde olsun, dinin BİLİM ile çelişmediğini her zaman dile getirmiş, zamani imkânlara göre alet edevat geliştirmiş ve ilme teşfik etmiştirler. Daima doğrulardan yana tavır almışlar ve bunu her fırsatta dile getirmişlerdir. İslam bilginleri diğer semavi kitapları da incelemiş ve doğrulara hiçbir zaman egoist bir tavır ile yaklaşmamıştır. Örneğin diğer semavi kitaplarda (Tevrat/İncil vb.) belirtilen yeryüzünün şekli ve coğrafik yapısı konusunda hem fikir olmuş, materyalist düşüncenin ise karşısında durmuşlardır. Mesela İslam bilginlerinin bu konudaki şü ifadelerine bir bakar mısınız; ?

“Dehriyye ve materyalistlerin (semavi olmayan inanışlar) iddialarının aksine, ”EHLİ KİTAP”  ve ehli sünnet alimleri ittifak etmişlerdir ki dünya sükün, duran ve dönmeyen bir haldedir.” (Bağdadi, el-Fark, s. 198. bkz. Bağdadi, Usulü’d-Din, s. 55.)

“Müslümanların ve “KİTAP EHLİNİN”  (Yahudi ve Hristiyanların) kabul ettiği görüş, yeryüzü­nün durduğu, SAKİN olduğu ve UZANIP döşenmiş olduğudur.” ( İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an.)

Görüldüğü üzere tüm semavi kitaplar dünyanın şekli konusunda hemen hemen ortak noktadadır. Aralarındaki fark ise, TEŞRİ (İnsanlar arası ilişkiler) konulardadır. Bunun sebebi ise kısacası, materyalist satanist akımın dinlere olan müdahaleleridir. İlahi kitaplardaki teşri konularda kalem oynatarak kitleleri kendi kontrolleri altına aldılar.  Fakat ilahi bildirimlerdeki Gök cisimleri ve evren’e dair bilgilere pek dokunmadılar, çünkü zamani açıdan bu konu, hükümdarlıklarına yani insanları kontrol etmelerine bir engel teşkil etmiyordu.

Her ne kadar öteden beri yunan filozofları bir takım saçma teoriler ortaya atmışlarsa da bu fikirler mevcut sistemin işleyişine aksi bir tesir oluşturmuyordu. Fakat (!)  İslam bir dönem güçlenip dünya çapında otoritesi yayılmaya başladığında ise durumlar değişmeye başladı. Çünkü İslam, tüm insanlığa huzuru, refahı, adaletli ve eşit yaşam koşulları sunuyordu. Tabi bu durum sermayeyi elinde bulunduran satanist otoriteyi çok rahatsız ediyor ve saltanatları sarsılıyordu. Bu durum karşısında bir şeyler yapmalıydılar.. ve işte şimdi sıra Astronomi konularına gelmişti.

Tarihlerdir her platformda HAKKIN önüne set çekmek için türlü metotlara başvurmuş olan zihniyet, bu sefer semavi kitaplardaki astronomik bilgileri itibarsızlaştırmak için Yunan filozoflarını devreye sokarak onlara olan ilgiyi arttırdılar. Böylece iki şeyi başarmış olacaklardı. Birincisi; Toplum kontrolünü ele geçirmek suretiyle dünyalık maddi kazanım.  İkincisi; Şeytanı memnun etmek suretiyle uhrevi kazanılım. (!)

Semavi kaynaklardaki bilgiler fıtrata ve akla daha uygun ve net bilgiler veriyordu. Her ne kadar kilise ve İslam bilginleri bu filozoflara gereken cevapları vermiş mücadelelerini sürdürmüş iseler de, zamanla şeytani akım boş durmamış türlü hokkabazlık ve sihir ile toplumun gözünü boyamayı başarmıştır. Bunun bedelini çok ağır ödeyen halk, firavuni zamanlardaki nin tersine, farkına bile varmadan köleleştiler. Son yüz yıllarda halka çok büyük zülümler yaparak, onların sırtından ekonomisini geliştiren şeytani güçler, bu ekonomik gücünün bir kısmı ile teknolojik buluşlara imza attılar. Bu teknolojik imkanlar ile semavi kitaplar da ki astronomik bilgileri karşılaştırıp, bir kez daha doğrulara şahit oldular. Fakat inançları gereği bunu halktan gizlemeleri gerekiyordu.  Yöntem olarak yine teknolojik imkânları kullanarak çok büyük hilelere başvurdular. Bir takım bilgisayar destekli efektler kullanarak, sahte görsel ve videolar ile durumu kontrol altına aldılar. ..  2.bölümün sonu, devam edecek

Abdurrahman TORAMAN

05 Nisan 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here