Bu yazı dizimizde sizlere, Kuran ve Sünnet ışığında gök cisimlerine dair bilgilere tafsilatlı bir şekilde yer verilecektir. Amacımız bu gök cisimlerini ayrı ayrı inceleyerek, yaratılış sebepleri, hikmetleri, fiziki durumları ve hareketlerinin ne şekilde olduğunu şeri deliller ışığında ortaya koyabilmek ve bu konuda günümüz modern bilimin “bilinçlice” ortaya attığı aldatmacalarına değineceğiz. Zira bu aldatmacalar insanları kaosa sürükleyip, elit bir gurubun modern ve çağdaş köleleri haline gelmesine sebebiyet vermektedir.

Öncelikle bilinmelidir ki, Yunan felsefecilerin fikirlerinden etkilenen ve isimleri İslama nispet edilmiş pek çok bilginlerde olmuştur. Bunların eserleri piyasada “çokça” mevcut tur. Buna karşılık yalnız şerri delilleri baz alarak konunun aydınlatılmasına yönelik gözlem ve araştırma yapan bilginlerin eserleri ise “kısmen” mevcuttur.

Eski bilginler bu ilahi bildirimlere dayanarak birçok konuya açıklık getirmişlerdir. Her ne kadar günümüz çevirtmenleri bu bilginlerin eserlerinde, günümüz modern bilimin anlayışına göre kalem oynatmaya çalışmışlarsa da, bu eserlerin genel mahiyeti incelendiğinde bu doğrulara ulaşmak ve anlamak zor değildir.

Geçmişte, gök cisimleri ve yaşadığımız yeryüzünün fiziki yapısı konusunda, Materyalist bilginler ile İslam bilginleri arasında çokça tartışılmış ve münazaralara sahne olmuştur. Yani bu konular sadece günümüze has konular değildir. Fakat günümüzde kapitalist çıkarlar söz konusu olduğundan, materyalist düşünce hakim olmuştur.

İlahi kaynaklarda bu gök cisimleri hakkında muntazam bilgilere yer vermiştir. Gelin görün ki, bu ilahi bildirimlerdeki gerçeklere işaret eden bilgiler laboratuvar ortamlarda mercek altına alınmış ve içeriği toplum tarafından gizlenmek istenmektedir. Semavi bilgiler alay konusu edilerek itibarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu durum size belki komik gelebilir, fakat gerçek olan budur.  

Çünkü kainatın yaratılışına dair doğru bilgilerin halk tarafından bilinmesi demek, onları (halkı) kendi itikatlarına ters bir noktaya doğru sürükleyecektir. Bu doğru bilgiler halk tarafından kabule şayan olması demek, mevcut otoritenin sarsılması demektir.

Bu sebeple kainatın yaratılış şekli ve düzeni konusunda önde olmak bir temele oturtmak, ipleri elinde bulundurmak, dünya toplumunu hizaya getirmek kontrol etmek ve hâkimiyetini de ilan etmek anlamına geliyordu. Ve aslında bu o kadar da kolay elde edilebilir bir şey de değildi. Bu bağlamda bir takım “güçler” bu konuda öne geçmek ve başarılı olabilmek adına, tıpkı günümüz siyasetine benzer bir yol izleyerek, önlerine çıkan engelleri kendilerine has bir metotla üstesinden gelmeye mu-afak olmuşlardır.

Günümüzde teknolojinin ilerlemesi ve önüne geçilemez bir hız ile bireyselleşmeye başlaması, bazı gerçeklerin gün yüzüne çıkması ve bazı tabuların sarsılma sürecini hızlandırdı. Teknoloji insanların birçok sahada bilgiye daha çabuk ulaşabilmesine olanak sağladı. Diğer taraftan bu tabuların yıkılıyor oluşunun önüne geçebilmek adına yine teknoloji aracılığı ile yanlış ve kirli bilgilerin empoze edilmesi yoluna gidildi. Ancak ok yaydan çıkmıştı. O ışığı görmüş olan aklıselim insanlar artık bireysel çabaları ile bir sonuca varma mücadelesine soyunmuş oldular.

Ne demiş eskiler.. “Ay vurmuyor sa yüzüne, Güneş doğmuyorsa pencerene, kabahati ne Ay’da ne Güneş’te ara… sadece, gözlerindeki perdeyi arala!”… Rabbim doğrulara ulaşma adına mücadele edenlerin yar ve yardımcısı olur inşAllah

Abdurrahman TORAMAN

25 Aralık 2018


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here