KABALANIN PEYGAMBERLERİ 5-ISAAC NEWTON (1642/1727) – Osman ATIF

    0
    390

    25 Aralık 1642 doğdu

    Isaac Newton Cambridge’in yaklaşık yüz kilometre kuzeybatısında yer alan Colsterworth’un Lincolnshire köyü yakınlarındaki Woolsthorpe Manor adlı çiftlik evinde 1642’nin Noel gününde erken doğumla dünyaya geldi. (Miladi 4 Ocak 1643 )

    1645 2 Yaşında

    Annesi Hannah Ayscough Newton varlıklı biri olan yaşı geçkin papaz Barnabas Smith ile ikinci evliliğini yaptı. North Witham kasabasının papaz evine yerleşti.

    1646 3 Yaşında

    Şövalye tarikatları hakkında uzman olan Rose Croix üyesi Elias Ashmole, 1646’da İngiliz Masonluğuna katılırken, Robert Böyle da Sion manastırına üye oldu. Avrupalı ve İngiliz entelektüeller, Boyle’un “Görünmez Okul” adını verdiği bir kurum oluşturdular.

    1653 10 Yaşında

    Üvey babası Barnabas Smith öldü… Hannah, Smith öldükten sonra üç yeni çocuğuyla Woolsthorpe’a döndü

    1659 16 Yaşında

    Newton, dayısının tavsiyesi üzerine University of Cambridge sınavlarına hazırlanması için yeniden King’s School’a gönderildi.

    1660 17 Yaşında

    1660 yılında, Gül ve haç örgütü tarafından tasarlanan invisible collage(göze görünmeyen akademi) İngiltere Monarşisinde yaşanan revizyon sonucu Stuart hanedanına mensup Kral 2. Charles’ın koruması altında “Kraliyet Topluluğu”na (Royal Society) dönüştü.

    Bu Yıllarda William Stukeley tarafından kaleme alınan notlarda kuzey İngiltere’deki malikanesinin bahçesinde oturan Newton “elma ağaçlarının gölgesinde oturduğunu ve yere düşen elmaları izlediğini” söylüyor. “Düşünceli halde bahçede otururken düşen elmaları izliyor ve neden elmaların sağa veya sola değil de her zaman aşağıya, dünyanın merkezine doğru dik şekilde düştüğünü anlamaya çalışıyor.” “Bariz ki” diyor Stukeley, “bunun nedeni dünyanın elmayı kendisine çekmesi. Maddede bir çekim gücü olmalı…”

    1661 18 Yaşında

    Cambridge’deki Trinity College kayıt oldu. Newton ilk başta kısmi bursla girdiği okulda daha sonra kıdemlilere sunulan hizmetler karşılığında konaklama ve eğitim giderlerinin karşılandığı bir tür burs elde etti.

    1663 20 Yaşında

    Newton’un hayatında platonikten daha fazla eşcinsel ilişkinin ilk ciddi adayı ilk oda arkadaşı John Wickens. Her ikisi de orijinal oda arkadaşlarıyla anlaşamadıkları için 1663’te aynı odayı paylaşmayı seçtiler.

    1663 yılında Henry Lucas Cambridge üniversitesinde parlemento üyesi olup burada Lucasian matematik profesörlüğü kürsüsü kurdu. İlk olarak Isaac Barrow’a bu ünvan verildi.

    1665 22 Yaşında

    Veba salgını nedeniyle Cambridge’deki kolejler 1665-66 döneminde eğitime ara verince Newton evine döndü. Newton,felsefenin temellerini Woolsthorpe kırlarında attı. Bu iki sene oldukça verimliydi ve bu dönemde kütle çekimi üzerinde düşünmeye başlamıştı. Çiftlikte karanlık bir odada güneş ışığını bir prizmaya tutarak ışık tayfı oluşturmuş ve beyaz ışığın tek başına bir birim olmadığını fark etmiştir.

    1667 24 Yaşında

    Üniversiteye geri döndü

    Trinity’de pek çok kişinin kıyasıya çekiştiği düşük dereceli bir öğretim görevliliği pozisyonuna getirilen Newton’a ertesi yıl daha yüksek konumdaki bir öğretim görevliliği verildi. Böylece kolejde süresiz olarak kalmaya hak kazanmıştı. Newton kendine bir de koruyucu edinmişti. Bu kişi daha sonra kral tarafından Trinity College müdürlüğüne getirilecek, Lucas kürsüsü matematik profesörü Isaac Barrow’du.

    1668 25 Yaşında

    Doktora çalışmasını tamamladı. Yansıtmalı aynalı teleskopunu geliştirdi. Bu aynalı teleskop onun ilk büyük bilimsel başarısı olarak bilinir.

    1669 26 Yaşında

    Sosyal bilimler yüksek lisansını tamamladı.

    Newton beyaz ışığın bileşimi üzerinde bir teori ortaya attı. Newton ışığın küçük cisimlerden meydana geldiğini sanıyordu. Etki ile tepkinin aynı (eşit) olduğunu ileri sürdü. Evrensel çekim yasası ortaya koydu

    Hocası Matematik Lucacian Profesörü Isaac Barrow öğretim üyeliğinden  emekliliğe ayrıldı ve boşalan kürsüsü için Newton’u ısrarla aday gösterdi. Isaac Barrow aynı yıl  yayınladığı ‘Optik’ kitabının önsözünde Newton’u ‘ Olağanüstü kabiliyetlere ve emsalsiz hüner ve marifetlere sahip bir adam’ diye anlatıyordu. Newton aynı yıl Cambridge Üniversitesi Matematik Lucacion Profesörü oldu.

    1670 27 Yaşında

    Lucas kürsüsü profesörü olarak ilk dersini Ocak 1670’te verdi. Ders, Newton’un 1704 tarihli Opticks (Optik) adlı eserinde yer vereceği optik araştırmaları üzerineydi. Bu eseri 1686 tarihli Principia’dan çok daha geniş kitlelere ulaştı. Dersi az sayıda kişi dinlemiş, ikinci derseyse kimse gelmemişti. Newton on yedi yıl boyunca vereceği neredeyse tüm derslerde olduğu gibi boş sınıfa karşı dersi anlatmaya devam etmişti. En nihayetinde, hiçbir zaman hoşlanmadığı ders verme oyununa son verdi. Newton’a öğrencisi olmak için yalnızca üç kişi gelmişti. Bu öğrenciler de sıradan zekâlara sahiplerdi. Niye Newton’u seçmiş olduklarına ilişkinse hiçbir şey bilinmiyor.

    Simyaya merak salmaya başladı.

    Teslis ögretisi üstüne çok ciddi teolojik bir araştırma yapmaya başladı ve paganist dönmelerin Athanasios tarafından Kilise’ye sokuldugu sonucuna vardı. Arius haklıydı: lsa Mesih kesinlikle Tanrı degildi; Teslis ve Diriliş ögretilerine ‘kanıt’ olarak gösterilen Yeni Ahit’in bu bölümleri · yeniden düzenlenmişti.

    1671 28 Yaşında

    Kraliyet Akademisi onun buluşu olan aynalı teleskopu sergilemesini istedi. Aynı yıl Royal Society’e kabul edildi.

    1672 29 Yaşında

    Işık, optik ve renk hakkındaki notlarını Opticks isimli eserinin bir parçası olarak yayımlandı. Newton, bazı temel özelliklerini araştırmak için güneş ışığının bir veya iki prizmadan geçmesine izin verilen birkaç deney sundu. Çağdaş bir bakış açısına göre, Newton’un 1672 makalesi deneysel kanıtlarla felsefi argümantasyonun ilginç bir karışımını sergiliyor.

    1673 30 Yaşında

    Leibniz diferansiyel ve integral kalkülüsü üzerine çalışmaya başlamıştı.

    1674 31 Yaşında

    R.Hooke 1674’de  yayınladığı bir makalesinde,hiç bir gücün etkisi etkisi altından olmayan gezegenlerin doğru bir çizgi üzerinde hareket edeceğini,gezegeni yörüngede  tutan gücün yörüngenin merkezinde olması gerektiğini ve gezegeni kendine doğru çekerek gezegenin doğru bir çizgi izleyerek  uzayın derinliklerine doğru gitmesini engellediğini , gezegenle gezegeni çeken merkez arasından uzaklığın artması ile çekim gücünün düştüğünü ileri sürdü..

    1675 32 Yaşında

    Profesör Dobbs’a göre,( “Newton Simyasının Temelleri” ) “Newton’un Simya hakkındaki düşünceleri öylesine derin temellere sahiptir ki, genel olarak onların değerinden asla kuşku duymamıştır ve 1675’ten sonra tüm çalışmalarını, Simyayı mekanik ile bütünleştirmeye adamıştır”.

    Newton başta İmparator Konstantin olmak üzere İS. 325’te İznik’te toplanan I. Ekümenik Konsil’de alınan kararların öz­gün Hıristiyanlığı ortadan kaldırdığı yerine Kilise’nin vahşi siyasetini koyduğu bir gelişme olarak görmüştü. Bu Konsil sırasında mahkûm edilen Arianus’u övmüş ve Newton’un çok ayrıntılı bir biyografisini yazan Michael VVhite’in 1997’de yayınlanan kitabı, The Last Sorcerer’da yazdığına göre, ömrü boyunca da bir Arianist olarak yaşamıştı. Arian, söz konusu Konsil’de İsa’nın Tanrı tarafından üstün erdemlerle ve bilgi­lerle donatılarak yeryüzünde insanları aydınlatması amacıyla gönderdiği bir Üstün İnsan (Theios Aner) olarak tanımlamıştı. Arianus‘a göre İsa, Tanrı’nın Oğlu değildi, Tanrı’nın oğlu olsa zaten Tanrı olamazdı. Oğlu olan bir Tanrı varsa bir de Tanrı’nın Gelini olması gerekiyordu. İsa, Arianus’a göre TAM bir insan­dı, acı çekmiş ve öldürülmüştü. Newton’un kendi inanç dün­yasında Arianus’un çizdiği bu İsa portresi, kendi karakterine de çok uyduğu için daima ön planda olmuştu.

    1677 34 Yaşında

    Newtonun Laboratuarı yandı. Erkek arkadaşı John Wickens Newtonu terketti.

    1678 35 Yaşında

    Ruhsal Bunalıma girdi

    1679 36 Yaşında

    l679’da Hooke, ters kare yasasını buldu. O yıl, Hooke, Newton’a yazarak, merkezcil kuvvet yasası ile ters kare yasasını kullanarak, bir gezegenin eliptik bir yörünge üzerinde hareket ettiğini göstermesinin mümkün olup, olmadığını sordu. Hooke mektubunda, Güneş ve gezegenlerin yaygın cisimler olduğu halde, teorik olarak, sanki kütleleri merkezlerinde toplanmış gibi ele alınmaları gereğİndeki güçlüklere işaret etti. Newton Hooke’un sorusuna cevap vermedi.

    1680 37 Yaşında

    Putperest Teolojinin Felsefi Kökenleri adını verdiği bir inceleme başlattı.

    1684 41 Yaşında

    De Motu Corporum in Gyrum eseri yayınlandı

    Wren, Hooke’un Newton’a sorduğu soru için bir ödül koydu. O zaman, Hooke, bu problemi çözmüş olduğunu iddia ettiyse de, Halley’in anlatlığına göre, Wren, bu çözümden tatmin olmamıştı. Ertesi yıl, bu kez Halley tarafından, problem Newton’a, tekrar soruldu. Newton, daha sonra Halley’e, gezegenlerin Güneş’in kütle çekim alanı etkisiyle, eliptik yörüngeler üzerinde devineceklerinin ispatını gönderdi. Halley, Newton’dan ısrarla, ispatını ayrıntılarıyla tamamlayarak, sonuçlarını yayınlamasını istedi. Newton, şimdi, Dünya veya Güneş gibi yaygın bir küresel cismin kütlesel çekim alanının, cismin tüm kütlesinin kürenin merkezinde toplanması halinde, aynı kalacağını gösterebiliyordu. Artık gökcisimleri, maddesel noktalar olarak ele alınabilirdi. Dünya’nın yarıçapı, Güneş’in Dünya’ya uzaklığı ve güneş sisteminin diğer büyüklükleri ıçin şimdi daha kesin değerler elde edildiğinden, artık Newton. Dünya’nın kütlesel çekim kuvvetinin, Ay’ı gözlenen yörüngesinde tutmak için gereken merkezcil kuvveti tam olarak verdiğini gösterebiliyordu. Aynı şekilde. kendisi. Güneş’in kütlesel çekim alanının, gezegenlerin, Kepler yasalarına uyan devinimlerini gerçekleştirebilmesi için yeterli olacağını ve kuyruklu yıldızların da, Güneş’in çekimi etkisinde yaklaşık parabolik yörüngelerde devindiklerini ispat edebiliyordu.

    Newton, kendi sistemini biraz daha geliştirerek, her gezegenin, kendi eksenleri çevresindeki dönme hareketi nedeniyle, kutuplarda basık, ekvatorda ise şişkinleşeceğini ileri sürdü. Bu etki, Jüpiter gezegeninde, teleskopla gözlendiği gibi, bunun Dünya’da da böyle olduğu, yerkürenin çekim kuvvetinin, ekvatorda, kutuplara yakın yerlerdekine göre daha az olmasından çıkarılmaktaydı. Dünya tam olarak küresel olmadığından, Newton, Güneş ve Ay’ın kütlesel çekim kuvvetinin. Dünya’nın merkezinden geçmeyeceğini ve bunun etkisiyle, Dünya’nın dönme ekseninin, ekinoksların presesyonuna neden olacak şekilde, yavaş bir koni hareketi yapması gerektiğini gösterdi. Son olarak, gel git olayını da. Ay ve Güneş’in okyanuslar üzerindeki farklı gravitasyonel etkilerine bağlayarak: en güçlü yükselmenin, yeniay ve dolunay zamanına rastladığını. zira bu zamanlarda, Ay ve Güneş’in kütlesel çekimlerinin birleştiğinı; suların zayıf yükselmelerinin ise, bu çekimierin birbirlerinin etkısini en fazla azalttığı, dördün12 durumlarında ortaya çıktığını gösterdi.

    1685 42 Yaşında

    Halley’in sürekli ısrarlarına dayanamayan Newton ünlü eseri kısaca ‘ Principia’ diye biline Philosohiae Naturalis  Principia Mahematica’yı ( Doğa felsefesinin matematik ilkeleri ) yazmaya başladı.

    Tapınak Üzerine Notlar” başlıklı yazılar yazmıştır. Bu notlarda Süleyman Tapınağı’nın yapısına dahil edilen kutsal mimari ve geometri olduğuna inandığı şeylerin yanı sıra dini ritüeller sırasında uygulanan gelenekleri ve uygulamaları belirtmiştir.

    1686 43 Yaşında

    Principia Mathematica isimli kitabını tamamladı. Ancak Royal Society’nin, bu eseri basmaya niyetlenmesine karşın, elinde uygun kaynak bulunmaması ve derneğin müdürü olan Hooke’un, kütlesel çekimin ters kare yasasını daha önce kendisinin bulduğunu iddia etmesi yüzünden, Edmund Halley, Newton ‘un kitabını, masraflarını kendi cebinden karşılayarak yayınladı.

    Newton hareket yasaları

    Newton hareket yasaları olarak bilinen üç yasa şu şekildedir:

    1. Hareketli bir cisim dışarıdan bir kuvvete maruz kalmazsa doğrusal hareketini sürdürür.
    2. Kütlesi “m” olan bir cisme uygulanan “F” kuvveti ile “a” ivmesi arasında F=ma bağıntısı vardır.
    3. Her etkiye karşı ona eşit bir tepki vardır.

    1687 44 Yaşında

    İsviçreli genç matematikçi Fatio de Duillier’in Newton’un yaşamına girmesi de yaklaşık bu zamanlardaydı. Fatio Newton’un sevgisini başka kimsenin olmadığı biçimde kazanmış gibi görünüyor. Newton’dan yirmi iki yaş küçük olan Fatio varlıklı bir İsviçreli arazi sahibinin oğluydu. İlahiyat eğitimi görmesini isteyen babasının aksine daha aydın bir kişilik olan annesi Fatio’nun bunun yerine ya da en azından ilahiyatla birlikte Paris’te bilim eğitimi alması konusunda ısrarcıydı. Sahip olduğu yeteneklerin ötesinde Fatio’nun yükselme konusunda güçlü bir sezgisi vardı ve 1687’de Londra’ya gelmesinden kısa bir süre sonra da Royal Society üyeliğine seçildi. Çok geçmeden Fatio’ya “Newton’un maymunu” adı takılmıştı. Fatio kıta Avrupa’sından başta Fluygens olmak üzere pek çok bilimciyle tanıştı. Fatio’yla Newton arasındaki yazışmaların büyük çoğunluğu kaybolmuş olsa da bugüne kalanlardan anlaşıldığına göre bu yazışmalar Newton’un diğer yazışmalarına oranla çok daha samimiydi.

    1689 46 Yaşında

    Newton ve Locke yakın arkadaş oldu ve birbirlerinin felsefe, din ve teoloji hakkındaki düşüncelerini çeşitli şekillerde etkilediler (ilk olarak 1689’da Londra’da buluştular). Locke, bir çok kez kendisine “kıyaslanamaz Bay Newton” adını verdi (örneğin, yazışmalarda: Locke 1823: cilt 4: 55; sonraki uzun teklif). 

    Ocak 1689’da, Parlamentodaki Cambridge Üniversitesini temsil etmek üzere seçildi.

    1689 yazında nihayet Christiaan Huygens ile iki genişletilmiş tartışma için yüz yüze tanıştı.

    Principia’nın ilk baskısının yayımlanmasından sonra Robert Hooke, Newton’un kendi çalışmalarını çaldığını iddia ederek hemen intihal suçlamasında bulundu. Çoğu bilim insanın da bildiği gibi Hooke sadece bu fikri teorileştirdiği ve herhangi bir kanıt düzeyine getirmediği için, suçlamalar dikkate alınmadı. Newton ise keşiflerini güçlü bir şekilde savunmaya devam etti. Hooke’a ait tüm referansları notlarından çekti ve Principia’nın sonraki baskısından Hooke’u tamamen kadlırmakla tehdit etti. Newton’un çalışmalarını desteklemiş olan Halley ise iki bilim insanı arasındaki barışı sağlamak için çok uğraştı. Newton, ters kareler kanunu konusundaki tartışmasında Hooke’un çalışmalarının ortak bir onayını eklemek istemeye razıydı; ancak bu Hooke’u sakinleştirmeye yetmedi.

    1690 47 Yaşında

    Newton simya Praxis’teki temel tezini yazdı (ama sakladı) ; Richard Bentley ile din üzerine temasa geçti ve Locke’un konuyla ilgili yazılarını okumasını sağladı; 

    Leibniz , 1690’daki Tentamen’lerinde gezegen cisimlerinin hareketlerini açıklamak için eski hipotezi tanıttı.bir tür sıvının etrafını sardığı ve çeşitli gezegensel gövdelere bitişik olduğu öncülüdür ve daha sonra bu sıvının yörüngelerini dikkate almak için hareket halinde olması gerektiğini savunur.

    1691 48 Yaşında

    Büyük İngiliz doğal filozof Robert Boyle, 1691’in sonunda öldü

    Sir Isaac Newton’un Prieuré de Sion’un büyük üstatlığını üstlendiği 1691 tarihi, bir diğer dönüm noktası olarak benimsenebilir.

    1693 50 Yaşında

    Hooke. intihal iddiasını 1693 yılında tekrar, bu kez Kraliyet Derneği’nin bir toplantısında ortaya attı.

    Fatio, 1692’de annesinin ölümü üzerine ciddi bir depresyona girdi.Newtonun beraber yaşama teklifini geri çevirdi. Bu durum Newtonda çok ağır bir psikolojik travma oluşturdu. Newton’un 1693’ün haziranı biterken yaşadığı, depresyon ve paranoyanın eşlik ettiği sinir krizi sonucu geçici bir delilik yaşamıştır.

    1696 53 Yaşında

    1696 yılına gelindiğinde Newtonun akli sağlığı yerine gelmiş ancak teorik çalışmalarını bırakmış ve beklediği hükümet görevi teklifini sonunda almıştı; darphane muhafaza müdürü olarak işe başladı. Londra’ya taşındı.

    Maliye bakanı olan Charles Montagu İngiliz paralarını değiştirmek istiyordu.

    Newton Ingiliz paralarının yenilenmesi  işine dört elle sarıldı.Darphanenin tasra subelerini açtı.Haftada 7500 kg maden işleyebilen kapasiteyi 60.000 kg çıkardı,makinaları onardı ,gümüş saflık oranının saptanması için yeni yöntemler geliştirdi,işçişlerin verimliliğini arttırdı,yasam kosulları duzeldi.Çok yoğun bir çalışma ile artık üzerinde oynanmayacak ve kırpılmayacak yeni paralar piyasaya sürülüp eskiler çekildi

    Vanderbank, John; Sir Isaac Newton (1642-1727), Lucasian Professor of Mathematics (1669); Old Schools, University of Cambridge; http://www.artuk.org/artworks/sir-isaac-newton-16421727-lucasian-professor-of-mathematics-1669-195471

    1699 56 Yaşında

    1699’un sonunda Cambridge Üniversitesini tekrar 16 aylığına temsil etti

    1699’da Fransız Bilimler Akademisi’nin yabancı üyeliğine seçildi

    1700 57 Yaşında

    Kraliyet Darphane Müdürü oldu.

    1701 58 Yaşında

    Trinity College ve Lucasian Profesörlüğü görevinden istifa etti. Profesörlükten ayrıldı

    1703 60 Yaşında

    Robert Hook öldü ve yerine Royal Societye (Kraliyet Bilim Derneği) başkanı seçildi. Ölünceye kadar hem darphanenin ve hemde Royal societynin başkanlığını yaptı.. Newton yaşamının sonuna dek bu göreve her yıl yeniden seçilecekti.

    1704 61 Yaşında

    Işık ve renkleri konu alan The Opticks kitabını yayınladı.Kitap Principia’da olduğu gibi Latince değil, İngilizce basılmıştır. Böylece Newton kitabı aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşabilmiştir. Kitapta yansıma ve kırınım hesapları, beyaz ışığın tayfın renklerine ayrılması, gözün çalışma yöntemi, merceklerle görüntü oluşumu, gökkuşağının renkleri, yansıma, teleskopunun yapımı gibi konulardan bahseder.

    Newton bir ışık kaynağından çıkan ışığın bir cisme çarpıp aydınlatması olayına farklı bakmış, ışığın hareket ettiğini ve sonlu bir hızı olduğunu düşünmüştür. Mercek ve prizmalar kullanarak bu ışık tayfını tekrar beyaz ışığa çevirmeyi de başarmıştır.

    Newton karanlık bir odada küçük bir delikten gelen güneş ışığını bir prizmadan geçirerek bir renk tayfı oluşturmuş ve gökkuşaklarının nasıl oluştuğunu açıklamıştır.

    1704 yılında kaleme alınan notlarda Newton, kıyametle alakalı kehanetlerini, Yahudilik için kutsal sayılan ve Eski Ahit’te de yer alan Daniel Kitabına dayandırarak yapmış. Newton’a göre 2060 yılında gerçekleşecek olan kıyamet, büyük savaşlar ve salgın hastalıklardan sonra İsa’nın dünyaya geri dönüşüyle başlayacak.

    1705 62 Yaşında

    1705 de Ingiltere Kralicesi Anne ve sarayın ileri gelenleri Cambridge yi ziyaret ettiler.Kraliçenin kocası Prens Consort George of Denmark bilimle ilgilenen  bir Royal Society üyesi idi Newtona sir (şövalye) ünvanı verildi.. 1705 te Newton Ingilterenin ve Avrupanın en saygın kisi olmustu

    1707 64 Yaşında

    Fatio sayesinde tartışmalı ve çok alaycı radikal mistiklerin ‘Fransız Peygamberleri’ yapılanması ile yakından ilgilenir.

    Arithmetica Universalis (1707) eseri yayınlandı

    1709 66 Yaşında

    Newton 1709’da bir yıllığına Chelsea’ye sonra da 1725’e dek yaşayacağı Leicester Square yakınlarındaki eve taşındı.

    1723 80 Yaşında

    Londro Büyük Locası tarafından Anderson Yasası kabul edildi. Büyük Locanın yeni yasasını bir Anglikan protestan rahibi olan James Anderson yazdı. Royal Society üyesi olan Anderson bu yasanın ilk bölümünde”Bir mason taşıdığı sıfatlar nedeniyle ahlak kurallarına boyun eğmek zorundadır ve hiç bir zaman bir Ateist olamaz. “denilmektedir.

    Anderson Yasası’na göre, ‘köleler, kadınlar ve ahlaksız kişiler’ Masonluğa kabul edilemez.

    1725 82 Yaşında

    Newton seksen üç yaşındayken nefes almada yaşadığı sorunlar nedeniyle o zamanlar şehir dışında kalan Kensington’a taşındı.

    1727 84 Yaşında

    Newton Şubat 1727’de Royal Society’nin bir toplantısına son kez başkanlık ettikten sonra ağır bir şekilde hastalandı ve 20 Mart’ta yaşamını yitirdi.

    Cenazesi için yapılan resmi törenin ardından, Westminster Abbey’de toprağa verildi. Newton’un mezarı Charles Darwin ve James Clerk gibi diğer ünlü İngiliz bilginlerinin anıtsal mezarlarıyla çevrelenmiştir.

    31 Mart 1727’de Londra’da öldü.

    YERÇEKİMİ TANRININ KENDİSİ

    Newton’a göre evrendeki tüm sistemin merkezi yüce bir Tanrı’ydı.
    Çünkü böyle ilahi bir makinist olmadan bu sistem varolamazdı.
    Newton, Tevratın İşaya bölümünde geçen
    “melo kol ha’aretz kvodo”
    “Varlığı tüm dünyayı doldurur” kelimelerini
    “melo kol ha’aretz kevidato”
    “Onun yerçekimi tüm dünyayı doldurur”
    kelimesiyle değiştirdi.

    (https://www.haaretz.com/1.4943488)

    Kabala ve Melekler Sihri’nin yazarı
    Migene Gonzalex-Wippler’e göre, yerçekimi:
    “On sefirotlu Hayat Ağacı’nın altıncı sefirotu Tiphareth-Güzellik ile eşittir”.

    Yazar Edward Hendrie Newtonun yerçekimi teorisini şöyle özetliyor:
    “Yerçekimi yalnızca Yahudi tanrısının bir niteliği değil, Ein Sof, başlıbaşına aslında Kabala’nın tanrılarından biridir.”

    NEWTONUN EVRENİ SONSUZ DUR

    Newton’a göre eğer evren sonlu ve düzgünse (yani maddeler evrene homojen olarak dağılmışsa) belirli bir zaman sonra evrendeki her madde kütleçekimin etkisiyle belirli bir merkeze doğru çökecek ve tek bir kütle oluşacaktır. Eğer evren sonsuz ve düzgünse maddeler belirli bir kütlede değil sonsuz farklı bölge de yoğunlaşacaktır.

    Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nden bilim insanı fizikçi Raphael Bousso ve arkadaşlarının ileri sürdüğü görüş şudur: “Evren sonsuz olamaz, şayet evren sonsuz olursa tüm fizik yasaları çöker.”

    GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ BİLİM ADAMI? FİLOZOF NEWTONA BAKIN…
    EVREN SONSUZ DİYOR….
    KEŞKE NEWTON BUNU BİZ TÜRKLERE SORSAYDI. 😃
    HERKES BİLİR EVREN SONSUZ DEĞİLDİR.
    EVREN GÖKLER VE YERDİR.
    GÖKLER VE YER YEDİ KATTIR VE SONLUDUR.
    AMA ISAAC KABALAYA BAKACAĞIM DİYE KURANA BAKMIYOR.
    NEWTON EVREN =TANRI OLARAK GÖRÜRSE OLACAĞI O.
    ZIRCAHİL AKILSIZ NEWTON….

    NEWTONUN YERÇEKİMİ DÜŞÜNCESİ KABALA-FELSEFE TEMELLİDİR.
    O BU TEMELİ SAYISALLAŞTIRMIŞTIR.
    ÇÜNKÜ NEWTON BİR DEİSTDİ…

    Newton, yazılarında, evreni bir “ulu makine”ye benzetip bunun bir “göksel mühendis” tarafından yapılmış olduğunu ileri sürmüştür.
    Kendisi Ateist olan Baron d’Holbach’a (1723-1789) Newton hakkında şöyle demiştir: “Newton’un tanrısı hristiyan tanrıbilimin vaaz ettiği tanrıdan çok farklıdır. Yahudilik ve hristiyanlıkta tanrı güçlü bir erkeğin yansıması olarak sunulmuştur. Oysa Newton Tanrı’yı fenomenler dünyasında mutlak mekanın kendisi olarak görüyordu’.
    Gerçektende Newton’un tanrısı,zamanın dışında ona hükmeden mutlak mekandı. Newton doğaya ve Evren’e egemen olan zorunlu yasaların varlığına inanıyordu. Bu zorunlu yasaların mutlaka bir yaratıcısı olmalıydı. Kaldı ki bu yaratıcı kendi koyduğu bu yasalar’ın insan aklı tarafından algılayabilmesinide sağlamıştı. Ama bu algılama her insan için olmazdı.Sadece seçkin kişiler tarafından,belirli dönemlerde geçerli olabilirdi. Newton’un bu inanç sistematiği Deist ve Monist felsefi Tanrı anlayışıyla büyük ölçüde örtüşmektedir. Bu nedenle Newton’u atesit saymak ve öyle göstermek mümkün değildir. Newton son tahlilde Deist ve Monistti,tüm simyacılar gibi ateist ve agnostik değildi.
    Isaac Newton (1642/1727) “Tarihsel filolojinin kurucusu” olarak adlandırılan Richard Bentley’e (1662/1742) gezegenlerin güneş etrafında dönebilmelerini bir idareci olmadan imkansız olduğunu şu açıklamalarıyla yapmıştır.
    “Yerçekimi gezegenleri harekete geçirebilir, ancak ilahi bir güç olınaksızın Güneş çevresinde döndükleri gibi bir devir hareketine asla geçiremez. Bundan dolayı, diğer nedenler kadar bu yüzden de, bu Sistem’in iskeletini akıl sahibi bir etmen’e yüklemek zorundayım.”
    (17 Ocak 1693, a.g.e.de. s. 240. ‘ )

    Newton göksel sistemi aslında felsefe temelli ele almış ancak bu düşüncesini matematiğe olan hakimiyeti ile formülleştirmiştir. Ve adınada yasa denmiştir. Newton diyor ki:
    “Kitaplarımda, tamamen felsefi değil, aynı zamanda matematiksel olan ve fiziksel konuları tartışmanın temeli olabilecek ilkeleri ortaya koydum. Meyvesiz görünmemek için onlara bazı fiziksel açıklamalarla eşlik ettim ”
    (Newton I., Doğal Felsefenin Matematiksel İlkeleri , 1686, V. 3,“ Dünya Sistemi ”, s. 501).

    Görüldüğü üzere bugün bir şeyin açıklamasını yaparken Allahın takdiri lafına kızanlar, Kuran bilim kitabı değildir diyenler, bize Kurandan ayetlerden dinden bahsetme diyenler, bilimsel olarak bizle konuş diyenler gezegenlerin güneş etrafında dönüşünü izah edemeyen ve bu Tanrının idaresinde diyen Isaac Newton’a neden laf etmezler… Ey bilimciler Newtonun tanrısına ve dini düşüncelerine saygı gösteriyorsunuzda Kuran’a dayalı konuşan müslümanları neden aşağılıyorsunuz… Bu çifte standart neden?

    NEWTON DAN GÖK İTİMİ AÇIKLAMASI

    Newton 1704 yılında yayınladığı Opticks adlı eserin 19-20-21-22. sorular kısmında tüm uzayı dolduran, atmosfere benzer, fakat çok daha ince yapıda, durağan bir esir ortamının varlığından bahsetmektedir.
    Newtona göre, esir ortamının ortalama yoğunluğunun, havanınkinin 700,000’de birine eşitdir.

    Böyle bir ortam, birbirini iten ve maddesel cisimler tarafından itilen çok küçük parçacıklardan oluşmaktaydı.
    Bu itilme nedeniyle, dolu cisimlerin, örneğin, gökcisimlerinin dokusu içinde, çok az bulunduğu halde, esir, uzayda bu cisimlerin çevresinde uzaklıkla artarak yoğunlaşmaktaydı.

    Bu nedenle, Dünya yakınına konan bir maddesel cisme etki eden esir ortamı, dünya yani yer’e bakan yüzünde daha seyrek ve arka yüzde yani gökte daha yoğun olduğundan, cisim, esir ortamının İTİCİ ETKİSİ ile dünya’ya DÜŞÜYORDU.

    Okudunuz. Çekim geçmiyor, düşüyor…
    ama nasıl düşüyor yukarıdan biri itici güç ile düşüyor…😳😲
    Gök itimi diye alaya alanlar tekrar düşünsünler…
    Zira bunu bizzat Isaac Newton söylüyor.
    Kaynak: Optiks Kitabı 19-22 sorular kısmı

    http://www.gutenberg.org/files/33504/33504-h/33504-h.htm

    ÇAKMA İSA: ISAAC NEWTON

    Doğumu: 1642 yılının Aralık ayının 24’ünü 25’ine bağlayan gece sabaha karşı iki sularında dünyaya geldi. Bu doğum aynı zamanda İsa Mesih’in doğumuyla aynı gün ve saatte gerçekleşmişti. Newton prematüre bir bebek olarak dünyaya gelmişti,öyleki köylülerin yıllar sonra anlattıklarına göre o kadar,zayıf,çelimsiz ve küçüktüki neredeyse bir tabağın içine sığacak kadardı. (Yani doğumu bir şekilde ayarlanmıştı)

    Yetim: Isaac newton’un babası güçlü,kuvvetli ve sağlıklı bir adam olmasına rağmen henüz 36 yaşındayken birdenbire yığılıp kalmış ve oğlunun doğumunu göremeden ölmüştü,Newton’un doğum yeri olan Woolsthorpe köylüleri bu olayı doğaüstü güçlere bağdaştırmıştı. Newton da Hz. İsa gibi yetimdir.

    Nesebiyet : Hz. İsa bir yahudiydi. Annesi Hz. Meryem’in babası İmran b.Mâsân olup Hub’um b. Süleyman Aleyhisselâmın soyundandı.
    Newton da yahudi bir ailenin çocuğudur. Newton büyüdüğü ailenin gerçek çocuğu değildir. Saray’a mensup fakat krala karşı bir çiftin ileride saray yönetiminde yer alması karalaştırılmış evladıdır. Baba Newton,okuma yazma bilmeyen bir adamdır ve oğlu sayılan Newton böylesi cahil olan bir köylünün oğlu olmaktan hep utanç duymuştur.
    Newton ihtilalci Cammisardlar adlı geçmişteki İllüminati örgütlenmesine üye olduğu halde Kral tarafından affedilmiştir.
    Newton matematik profesörü olarak atanabilmesi için gereken ve Katolik tarikatlarıda kapsayan yemin etmeyaceğini yazılı olarak bildirmesine rağmen bizzat kralın emriyle bu yemini etmeden profesör yapılmıştır.
    Newton’un Simyacılarla ve Gizli İlimler ile yakın ilişkileri olduğu Krala ihbar edilmiş ama Kral onu idam etmemiş hatta darphane müdürü yapmıştır.

    Hissiyatı: Newton kendisini, tıpkı İsa Mesih gibi, astral bir güç tarafından yeryüzüne gönderildiği inancıyla yaşamıştı.

    Çalışmaları : Hz. İsa ilk vaazlarını 33 yaşlarda vermeye başlamıştı. Newton da tezlerini ilk kez 33 yaşındayken 1675’te yayınlanmış ve Cambridge çevresinde çok tartışılmıştı ve tıpkı İsa gibi o da bu yıllarda ilk hayranlarını ve taraftarlarını edinmişti.

    Eğitimleri: İsa nasıl Tevrat okuyucusu ve talebesiyse Newtonda Yahudi felsefesi, Kabala ve tasavvufi öğreti Talmud’un bir öğrencisiydi.

    Fikirleri ve tezleri : Yaratıcı nasıl Hz. İsaya vahiyle incili indirmişse Newtonda uğraştığı simya ve büyücülükle yerçekimi kanunu ona ilham edilmiştir. (Masonlar böyle görmektedirler)

    Misyonu: Hz. İsa nasıl bulunduğu zamanındaki bozulmuş ve tahrif edilmiş ilahi öğretilere karşı mücadele etmiş ve farisi yahudi din adamları ile ters düşmüş ise Newtonda Katolik kilisesiyle ters düşmüş Katoliklerin inandığı teslis yani üçlemeye karşı durmuştur. Hz. İsanın Tanrının oğlu olmadığını eserinde evreni nitelerken Tanrının sonsuz tüm alanı kapladığını ileri sürmüştür.

    Medeni Hali: Newton da Hz. İsa gibi hiç evlenmemiştir. İncil’in birçok yerinde hiçbir havarisi İsanın güldüğünden bahsetmez. Newtonda hayatı boyunca bir defa gülümsemesi haricinde hiç gülmediği söylenmektedir. İlginç değil mi?

    Görüldüğü üzere Hermetik inançta Hz. İsa peygamber değil bir Hermetik öğreti rahibidir. Newtonun eseri “Principia Mathematic” sanki vahiy kitabı gibi görülmüş ve yazıları kodlanmış bir takim anlaşılmaz ifadeler üzerinde çok yorumlar yapılmıştır…
    Newtona zamanında Doğal Filozof denmektedir. Görüldüğü üzere Fizik biliminin temelleri aslında Kabalaya dayanır…

    ISAAC NEWTONUN YÖNETTİĞİ ÖRGÜTLER

    PRIEURE DE SION ÖRGÜTÜ

    1090 yılında Kudüs‟te Sion Tepesi denilen yerde bir Bizans kilisesinin kalıntıları üzerinde, Haçlı seferi sonrası Kudüs Kralı olmayı planlayan Godfroi de Bouillion tarafından kuruldu.

    Sion örgütünün asıl amacı; Kutsal Roma İmparatorluğu‟nun yeniden kurulmasını, Orta Çağ başlarındaki ve soyları Benjaminlere kadar uzanan Merovenjlerin egemenliğini yeniden sağlamaktır.
    Bu örgüt tam bir Gnostik, masonik kuruluştur.Sion tarikatı AB’nin sembolik bir kralı olması gerektiğini,bu krallığın da kendi hakları olduğunu vaaz ederler.bu örgüt, Avrupa Birliği tam olarak kurulduğu zaman söz konusu kişinin (pierre plantard) bu birliğin “Kralı” seçilmesini istemektedir. Örgüt, İsa’nın ailesinden gelen bir erkeğin yaşamakta olduğuna inanmaktadır.

    Manastır vesikalarına göre Newton Charles Radclyffe tarafından 1691 yılında göreve getirildi. Sion Büyük Üstatlığı, yüzyıllardan bu yana Movorenj soyundan gelen birisiyle irtibatlı aileler kanalıyla, nesil den nesle geçerek günümüze ulaşmıştır. Uygun bir aday olmadığı ya da kendisine teklif götürülen adayın teklifi reddetmesi halinde, manastırın yasalarında belirtilen kurallara göre, aile dışından birisinin de bu göreve getirilmesi mümkündür. Leorando, Hugo, Newton, Noudier gibi isimler, bu doğrultuda Büyük Üstat olmuşlardır.

    Dossiers Secrets’ye göre tarikatın yöneticileri;
    Jean de Gisors 1188-1220
    Marie de St. Clair 1220-1266
    Guillaume de Gisors 1266-1307
    Edouard de Bar 1336-1351
    Jeanne de Bar 1336- 1351
    Jean de St. Clair 1351-1366
    Blanche d’Evreux 1366-1398
    Nicolas Flamel 1398-1418
    Rene d’anjou 1418-1480
    Iolande de Bar 1480-1483
    Sandro Filipeli 1483-1510
    Leonardo da Vinci 1510-1519
    Connetable de Bourbon 1519-1527
    Ferdinand de Gonzague 1527-1575
    Louis de Nevers 1575-1595
    Robert Fludd 1595-1637
    Valentin Andrea 1637-1654
    Robert Boyle 1654-1691
    Isaac Newton 1691-1727
    Charles Radclyffe 1727-1746
    Charles de Lorraine 1746-1780
    Maximilian de Lorraine 1780-1801
    Charles Nodier 1801-1844
    Victor Hugo 1844-1885
    Claude Debussy 1885-1918
    Jean Cocteau 1918-1963

    Sir Isaac Newton’un Prieuré de Sion’un büyük üstatlığını üstlendiği 1691 tarihinden sonra Spekülâtif Masonluk yoğun ilgi görmüştür. Newton ölene kadar bu görevini yerine getirmiştir.

    ROYAL SOCİETY (KRALİYET DERNEĞİ)

    1618 yılında Gül ve Haç örgütü tarafından tasarlanan invisible collage (görünmez okul) özel ve bir anlamda gizli bir kurumdur. 28 Kasım 1660 tarihinde İngiltere Kralı II . Charles tarafından “Royal Society” olarak dernekleştirilmiştir. Dernek çalışmalarına başladığında sadece 12 üyesi vardır. Bu topluluğa daha sonra 40 kişi daha davet edilir. Derneğin tüm üyeleri akademisyen masondur. Görünmezler okulu (Royal Society) Giardano Brunonun Giordanisti örgütü ile de yakinen bağlantılıdır.

    lsaac · Newton 1671 yılında derneğe kabul edildi, 1703’te Royal Society’nin başkanlığına seçildi. Newton yaşamının sonuna dek bu göreve her yıl yeniden seçilecektir. Newton başkan seçilldikten sonra derneğin giderek azalan itibarı yeniden yükselişe geçti. Newton, 1705’te kraliyet adına Cambridge’e yaptığı ziyarette bilime verdiği hizmetlerden dolayı şövalye ilan edildi. Newton Şubat 1727’de Royal Society’nin bir toplantısına son kez başkanlık ettikten sonra ağır bir şekilde hastalandı ve 20 Mart’ta yaşamını yitirdi.

    Royal Society simyager filozoflar tarafından masonik idealler doğrultusunda ingiltere’de kurulan, müneccimler birliğinin bir koludur. Kardeşlik cemiyeti. royal society kurucularının tamamı rozikrüsyendir yani Gül ve Haç tarikatı mensubudur. Düşünceleri hermes, kabbala, pisagor vb ezoterik ekollerin sentezi olup platon etkisi ile de akılcılığı ön plana çıkartmaktadırlar.

    Derneğin köklerinde önemli üyeleri bulunmaktadır. Bunlar arasında Bruno, Campenalla, Galileo, Francis Bacon, Elias Ashmole, Rene Descartes, Robert Boyle, Robert Fluud, Leibniz, John Locke vardır.

    THE PHILADELPHIANS (FİLADELFİYALILAR)

    1680 yılında Newton tarafından kuruldu. 17. yüzyıl Katolik Kilisesine karşı bir İngiliz muhalif grubudur. İsimleri Vahiy Kitabında adı geçen Philadelphianlardan esinlenmiştir.
    Kendi kiliselerini, eğitim kurumlarını ve topluluklarını kurdular.
    Anglikan Kilisesi, Katolik kilisesinin teslis inancını kabul etmeyen ve “bir yüce Tanrı’yı tanıyan” herkesi memnuniyetle karşılayan 1681 Pennsylvania tüzüğü uyarınca Philadelphia’ya geldi.

    1700’lü yılların başından itibaren, Philadelphianlar fakir ve yoksul ailelere yardımlar yaptılar. Newton, İncillerin yoksullar arasında dağıtılması gibi hizmetlere ve klise için dua etmek gibi özel projelere katılmıştır.

    GENTLEMEN’S CLUB OF SPALDING-Spalding Beyefendiler Kulübü

    Spalding Gentlemen’s Society, 1710 yılında şu anda müzel olan Ayscoughfee Hall’da Maurice Johnson tarafından kurulmuş bir topluluktur. Mason olan tanınmış kişilerden birçoğunun loca dışında bulundukları yerdir burası. Newton bu kulübün üyelerindendir.

    Bu topluluk yerel eserleri tartışmak ve yeni yayınlanan Londra dergisi Tatler’i okumak için 1710’da Spalding’deki Abbey Yard’daki bir kahvehanede birkaç beyefendinin toplanmasıyla başladı . 1712 yılında bu toplantıların kalıcı bir temele oturtulmasına karar verildi ve “Beyefendiler Derneği’nin kurulması, karşılıklı yardımseverliğin desteklenmesi ve liberal bilimlerdeki ve yeni keşif ve bilgileri gelişmeleri takip etmek için öneriler yapıldı. O yıl memurların atanması ve tutanakların tutulması ile resmi toplantılar başladı. Kurucu Maurice Johnson’dan sonra Spalding-cum-Membris Köşkü Efendisi Buccleuch Dükü Francis (1695-1751), 1732’de topluluğun başkanı oldu.

    Üyeler arasında, aralarında Sir Isaac Newton, Sir Hans Sloane (British Museum’un çekirdeğini oluşturan kütüphane ve Kraliyet Derneği Başkanı), Alexander Pope (Windsor Ormanı’nın el yazmasıyla okundu) Toplum), George Vertue (oymacı), Dr. William Stukeley, John Anstis FRS Garter Silah Kralı, John Gay (şair), Revd. Richard Bentley DD, Yüzbaşı John Perry (mühendis), Samuel Wesley, Sir Edward Bellamy (Londra 1735 Lord Belediye Başkanı) ve Lord Coleraine (Antikalar Derneği Başkanı).

    Görüldüğü üzere Newton toplumun
    hem akademisyen doğal filozoflarıyla,
    hem dinsel görüş ve kilise yapılanlamalarıyla ve
    hem ekonomi, ticaret ve zengin soylularıyla,
    hem kraliyet, saray erkanı ve bürokrasiyle iç içedir.
    Newton kendisine yüklenen hermetik Deccaliyet misyonunu bu şekilde her kesimde örgütlenmelerle yerine getirmiştir.

    NEWTON VE FRANSIZ PEYGAMBERLER ÖRGÜTÜ

    Fransa’ya Laikliği getiren örgütlerin başında Gül ve Haç örgütünün bir kolu olan Camisardlar vardı. Bu örgütün üyelerinin hemen hemen hepsi masondur. Camisardlar ın hedefinde Avrupa’daki tüm Saltanatlar’ın, başta da Rus ve Osmanlı Haneranları’nın lağvedilmeleri gerektiğine inanıyorlardı ve bu yönde çalışmalar başlattılar. (1722’de daha sonra çok ünlenen Camisards Büyük Fransız İhtilali’nde (1789) başrolü oynayarak Katolik Manastırları kapattırıp Katolik Kilisesi’nin üst düzey yöneticilerinden bazılarını öldürterek mallarını kamulaştırdılar.) Öte yandan Kuramsal Sosyalizm ile Komünizm’i entelektüel bir uğraş olarak tüm Avrupa’nın ve Orta Doğu’nun gündemine aldıranlar da onlardır. Pek bilinmez ve dile getirilmez ama Ütopik Sosyalistlerden İhtilalci Komünistlere kadar uzanan geniş yelpazede yer alan sol akımların tamamı gerçekte Ezoterist ve Okültist yazarların canları pahasına yayınladıkları (örneğin, Bruno gibi) Kilise-Karşıtı eserleri okuyarak kendilerine İdeolojiler oluşturmuşlardır. Ünlü Okültist Campanella’nın hayali Ütopik Kenti (Güneş Ülkesı) Sosyalistlerin Eşitlikçi Toplumuna ve Komünistlerin Mutlak Özgürlükçü, Paranın Ortadan Kalktığı İdeal Topluma dönüşmüştür.

    1706 yılında Londra’ya gelen Camisard Peygamberler Durant Fage, Albay Jean Cavalier ve Elie Marion ilahi esinlenilmiş bildiriler vermeye başlamışlardır.
    İlk başta gizli olarak özel evlerde, daha sonra otellerde kiralanan odalarda kehanetlerde bulundular ve ayinler yaptılar. Toplantılar büyük ilgi gördü. 1707’de John Lacy, dernek kurarak Barbican’daki Bridgewater meydanı’nda bir daire kiraladı. Peygamberler böylece hızlı bir şekilde bir grup karakterine büründüler, organize inzivalar, yayınların hazırlanması ve kutsama sistemi ile birlikte grup uyumunu teşvik ettiler. Camisard peygamberleri, Katolikliğe karşı mücadelelerini hız kesmeden veriyorlardı.

    Grup dikkat çekmeye başlamıştı. Londra’daki Fransız Protestan kilisesi, yeni gelenlere şüphe ile baktı.
    Ocak 1707’de, bir dizi görüşmeler sonucunda Soho consistory, Peygamberlerin kehanetlerinin sahte olduğunu ve peygamberliklerinin “palyaçoluklardan başka yeni bir şey” içermediğini açıkladı.
    Mart 1707’nin sonunda, Londra piskoposunun önerisiyle, Peygamberlerin protestan Huguenot kiliselerinde grubu ve düşüncelerinin reddedilmesi gerektiğine karar verildi.
    Fransız takipçileri Peygamberler ve kiliseleri arasında seçim yapmak zorunda kaldılar.

    Bir öğrenci olan Nicholas Fatio de Duillier, Newton’un peygamberlik konusundaki dini görüşlerini ciddiye aldı ve Londra’ya vardığında camisard peygamberlere katılmıştı. 1707’ye gelindiğinde Fatio, bu peygamberlerin lideri olmuştu, ilham verici sözlerini kaydedip yorumluyordu.

    Ancak yapılan araştırmalarda Fransız Peygamberlerinin toplantıları sırasında süt, ale ve baharatlardan yapılmış sıcak bir içecek bulundurduklarına ve görgü tanıklarının ifadelerine göre kendinden geçmiş üyelerin düşmeden önce bir çeşit “sihirli” ekmek, likör ve toz tükettiklerini öne sürüyor.

    Şikayetler sonunda Kraliçe Anne, Fransız Peygamberlerinin organizatörlerini “Yanlış ve propaganda amaçlı broşürler yayınladığı” gerekçesiyle tutuklatarak dini gösteriyi durdurdu. Ve tahmin edebileceğiniz gibi derhal işkenceye alındılar. Kraliyet ajanları Fatio’ya ağır işkence uygulayarak bu gizli örgütün İngiliz asıllı üyelerinin adlarını öğrenmek istediler.
    Fatio bir süre sonra işkencelere dayanamayarak bazı açıklamalar yaptı ama en yakın dostu ve örgütün en önemli İngiliz Onursal üyesi olan kişinin adını vermedi. Fatio’nun adını gizleyerek hayatını ve kariyerini kurtardığı bu ünlü kişi, Isaac Newton idi.
    ( Aytunç Altındal, Bir Türk Casusunun Mektupları)

    Mayıs 1707’de,Fatio de Duillier, Kraliçe Adalet Mahkemesi’nde küfür ve sapkınlık dolu kehanetler yayınlamakla suçlanan Dava’da barışı bozucu, fitne ve fesat çıkaran ve şeytani bir örgütlenme, küfür,sapkın ve sahtekâr, olarak iddianame hazırlandı. (Bkz. Schwartz, s. 84). Duruşma sonucunda Daudé ve Fatio serbest bırakıldılar. Fransız Peygamberler duruşmadan sonra dağıldı, ancak Fatio ölene kadar radikal inancını korudu.

    Newton ve Peygamberler arasındaki iletişim Fatio de Duillier sağlıyordu. Newton ile Fatio arasındaki iletişimi ortak arkadaşları Gregory’yi sağlıyordu. Fatio, Ekim 1706’nın sonunda Gregory’yi Peygamberlerle tanıştırmıştı
    David Gregory: “Sir Isaac Newton, Fatio’nun Camisards Peygamberlerinin Kral Louis’in mevcut savaşta mahkum olacağını ve bir yanda bir Demir Köprü arasında tutulacağını ve diğer yanda ateş edileceğini söylediğini söyledi. Demir Köprü ve ateşin anlamı, Kehanetin yerine getirilmesini açıkça anlamalıyız.
    (Gregory, David. Edinburgh Üniversitesi Kütüphanesi, Gregory Papers, Dosya B, f. 707. )

    Newton, Camisard inançlarıyla herhangi bir bağlantıyı açıkça reddetti, ancak özel olarak cezbetti. White, 1820’de Newton’u Camisard’lara bağlayan iki rapor sunan Rahip Joseph Spence tarafından yayınlanan bir kitaptan alıntı yapıyor. Birincisi, bir Dr. Lockier tarafından yazılan bir mektuptan: Sör Isaac Newton’un, o kadar büyük bir adam olsa da, Fransız Peygamberlerin peşinden koşması hiç de imkansız değil. “
    Michael Ramsey : Sör Isaac Newton’un kendisi bu peygamberleri duymak için güçlü bir eğilime sahipti ve Fatio’nun tarafından gruba dahil olabileceğinden korkan bazı arkadaşları tarafından zorlukla engellendi.
    (Kitap ve Erkeklerin Anekdotları,Gözlemleri ve Karakterleri.1820, s.).

    Newtonu araştıran akademisyenler, her zaman gizli ve ihtiyatlı olan Newton’un Peygamberler toplantısına giderek güvenilirliğini gerçekten riske atmış olmasından kuşku duyuyorlar; Öte yandan, İncil’deki kehanet çalışması, yaklaşan yenibinyıla olan inancı ve Fatio’ya karşı hissettiği duyguları ile eski yakın ilişkisinin merakı gerçekten de meraklanmış olabileceğini düşündürmektedir. (Newton Fatio ya derin bir aşk beslemiş ve dört yıllık bir arkadaşlıkları olmuştu)
    ( Margaret Jacob, “Newton ve Fransız Peygamberler” Bilim Tarihi , Cilt. 16, s. 134-142 ) http://articles.adsabs.harvard.edu/cgi-…/nph-iarticle_query… Michael White, N ewton: son büyücü. Londra: Fourth Estate, 1997, s.297-301. [Google Kitaplar’daki alıntılar]

    NEWTONUN KEHANETLERİ

    Newton bilim adamı diye yerlere göklere koyamayanlar tekrar düşünsünler. Bu adam ne iş…. İncilden kodlamalarla bir takım gelecekten haberler çıkarmaya çalışıyor. Newton işte bu kadar da hayalci ve gizemci biri. Kehanetleri çıkar yada çıkmaz farketmez. Ancak Newtonu bugün sevenler onun ne olduğunu bilmeleri gerekmektedir.

    Newton’un İncil ve Kadim Kutsal Metinlerle ilgili çalışmaları 1948’de İngiltere’den yeni kurulan İsrail Siyonist Devleti‘ne kaçırıldı ve MS15 kod adıyla kayıtlı olan bu 800 dosyalık külliyat 2009 yılına kadar sadece İsrailli Tanrıbilimcilerin ve araştırmacıların denetiminde kaldı. 2009’da israil, Newton’un bu külliyatını bir yıl süreyle sergileyeceğini duyurdu ve öyle de yaptı. Newton’un ikinci yaşamında yaptığı gizli Din araştırmalarının bir kısmı da böylece ortaya çıkmış oldu.
    1985’te, Newton’un İncil’in şifrelerini çözmek amacıyla yazdığı notlardan oluşan, Prophecies of Daniel and the Apocalypse of St John adlı kitabı, ilk baskısından tam 212 yıl sonra Faksimile lüks bir baskıyla yayınlandı (İlk baskısı 1733 tarihliydi ve sadece 100 adet Mason Locaları için basılmıştı. Newton sağlığında bu kitabını yayınlamak istememişti. Ölümünden altı yıl sonra bir akrabası tarafından Limited Edition olarak bastırıldı.)
    Newton, ilk zamanlardan bu yana “Tanrının, gerçek din ve doğa felsefesi gizlerini birkaç seçkin kişiye öğrettiğine, sonradan bu bilgilerin yitirildiğine, ancak kimi bölümlerini yeniden bulunduklarına ve masallara, mitolojik öykülere karıştıklarına” inanıyordu. Modern çağlarda bu bilgilere ancak deneyler yoluyla ulaşılabilirdi. İşte bu nedenledir ki Newton, gerçek gizleri barındırdığını varsaydığı ezoterizme yönelmişti.
    İşte Newtonun kehanet dünyası:

    Kıyametin Kopuşu
    Malcolm Neaum, Isaac Newton’un 50 sene boyunca kıyamet günüyle ilgili araştırmalar yaptığının ve konuyla ilgili 4 bin 500 sayfa yazı yazdığının altını çiziyor. Büyük bir kısmı Kudüs’teki \”Hebrew National\” kütüphanesinde bulunan Newton’un kıyamet günüyle ilgili notlarının son 10 senedir incelendiği, ancak kesin bir tarihin ilk defa bulunduğu kaydedildi. Newton’a göre 2060 yılında gerçekleşecek olan kıyamet, büyük savaşlar ve salgın hastalıklardan sonra İsa’nın dünyaya geri dönüşüyle başlayacak ve “Kutsal Roma İmparatorluğu” nun kuruluşundan tam 1260 yıl sonra geleceğine inanıyordu.
    1704 yılında kaleme alınan mektupta Newton, kıyametle alakalı kehanetlerini, Yahudilik için kutsal sayılan ve Eski Ahit’te de yer alan Daniel Kitabına dayandırarak yapmış.

    “İncil’e göre, dünya 2060 yılında sona erecek. Belki daha erken de kıyamet kopabilir; ancak bunun olması için herhangi bir neden görmüyorum. Bu söylediklerim dünyanın kesin olarak ne zaman son bulacağını kanıtlamaz; ancak insanların yaptığı düşüncesizce tahminlere son verir, tahminleri başarısız olduğunda insanlar kutsal kehanetlere yönelir.”

    1889’ YAHUDİLERE GERİ DÖNÜN ÇAĞRISI
    Newton sayıların ve harflerin sırlarıyla çok uğraşmıştı. Newton tarafından yazılan Danyal’ın kehanetlerini yorumla­dığı kitabında 666 ve 1453 gibi sayıların çok ilginç şekilde şifreler olduklarını öne sürmüştür.
    Hatta İncil’de yer alan sayıların ve harflerin şifrelerini çözerek dünyayı bekleyen olayların bir kronolojisini çıkartmıştı.
    Buna göre;
    1889’da Yahudilere, Filistin topraklarına “Geri Dönün” çağrısı yapılacaktı.Newton’un bu hesabı doğru çıktı. Siyo­nistler 1889’da dünya Yahudilerinin Filistin’e geri dönmeleri gerektiği çağrısını yaptılar.

    1948 İSA YENİDEN DOĞACAK
    Newton’a göre 1948’de İsa Yeniden doğacaktı. Sembolik anlamda bu da gerçekleşti, yak­laşık 2000 yıldır ölü olan İsrael Devleti yeniden canlandırıldı/ kuruldu (Yahudi olan İsa böylece yeniden doğdu).

    HERMETİZMİN DÜNYADA TEK DİN OLUŞU
    Newton, 2370 yılına kadar da Hıristiyanlığın tamamen ortadan kalka­cağını ve yerine bir Hermetizm (Barış) Dininin kurulacağını öngörmüştür.

    TÜRKLERİN DÜNYAYA HAKİMİYETİ
    Newton Hz. Muhammedin adının sayısal değerini 666 olarak bulmuştur. Bu canavarın sayısıdır. Ama buradaki canavar kehanet canavarıdır. Newton bunu Leopar olarak görmektedir. Yani Leoapar gelmesiyle ve Türkler müslümanlığa geçtikleri dönemden itibaren dünyanın hakimi olmaya mahkum edildiler. Daha maveraünnehirin orada dolaşıyorlardı fakat dünyaya hükmetmeye mahkum edilmişlerdir demektedir.
    https://www.youtube.com/watch?v=zn-ZCN2NxVQ

    NEWTON VE SÜLEYMAN TAPINAĞI

    Süleyman Mabedi Kudüste iki kez inşa edilmiş ve yıkılmış olan tapınaktır. Hz. Süleyman tarafından (masonluğun atası sayılan) Hiram Ustaya inşa ettirilmiştir.

    İbrani takvimine göre 2928 (M.Ö 832) yılında inşa edilmiş Babil kralı Nevukadnessar tarafından 3338 ( M.Ö 422) yılında yıkılmıştır.
    Tapınak 3408 (M.Ö 352) yılında Hz. Üzeyir tarafından tekrar inşa edildi ve Romalılar tarafından 3828 ( M.S 70 ) General Titus komutasındaki Roma İmparatorluğu’na bağlı birlikler tarafından 70 yılında yıkılmıştır.
    (Tora – Bamidbar, Bet Amiktaş Açıklaması, 12 İyar 5767, s.798)

    Newton Süleyman mabedi ile ilgilenmeye başladı. Maimonides’in Mishneh Torah’ının bir parçası olan Sefer Avodah’ın (aynı zamanda Tapınak Hizmeti Kitabı olarak da bilinir) Latince çeviri kopyasına sahip oldu. Bu esere istinaden yaptığı çalışmalarını “Tapınak Üzerine Notlar” olarak topladı. Bu çalışmada Tapınağın yapısına dahil edilen mimarinin ve geometri olduğuna inandığı detayların yanı sıra dini ritüeller sırasında uygulanan usulleri de içeren gözlemler de bulundu.
    El yazması 1675-1685 arasında yazılmıştır ve Latince, İbranice, Aramice ve Yunanca metinleri içermektedir.

    Newton, bu tapınağın varsayımsal bir modeli üzerinden mimari yapısını ve ölçülerini çıkarıp, bunları alşimik (simyasal) formüllerle incelemiş, bir zamanlar orada mutlaka yoğun alşimi yani simya deneyleri yapıldığı sonucuna varmıştır.

    Newton’a göre Tapınak güneş sistemini temsil ediyordu.
    Newton, Yahudi Tapınağını evrenin bir modeli olarak görmekteydi.
    Kudüs evrenin merkezini temsil ediyordu.
    Ortada yer alan yükseltilmiş sunak güneşi ve
    onu çevreleyen avlu güneş sistemini temsil ediyordu.
    (Hermetiklerin neden güneşe taptıklarını buradan anlayabilirsiniz)

    Newton ayrıca tapınağın Kudüs’te orjinalinden daha büyük bir ihtişamla, inandıkları Mesih yani Deccalin gelmesi için yeniden inşa edileceğine inanıyordu.

    Görüldüğü üzere Newton sadece bir doğal filozof (bilim adamı ) değil aynı zamanda yeryüzünde kendi emellerini hakim kılmak, üstün bir ırk olan yahudiliğin yeryüzünde tek din tek devlet tek para birimi olarak hakimiyet kurulması adına her türlü fitne fesat kaos ortamının oluşturulması yahudi dışındaki halkların yahudilere hizmet eden birer köle oldukları ve onların bu uğurda hiç acımadan katledilmesi yok edilmesi düşüncesini taşıyordu. Newton Kudüs te bir yahudi tapınağının inşa edilmesi dolayısıyla orada hakim olan Osmanlının yıkılması ve tekrar oraya yerleşilmesi adına üstün bir güç ve gayret gösteriyordu….
    Yahudi Tapınağının tekrar inşası Newtonun yeniden doğumu gibidir…

    FİKİR HIRSIZI ISAAC NEWTON VE YAPTIĞI İNTİHALLER

    İntihal,“Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma.’’ olarak tanımlanmıştır.

    LIEBNIZ VE NEWTON

    Wilhelm Leibniz (1646-1716) , hukukçu, filozof, ve matematikçi olan bir Alman münevverdir. Newton’a göre daha az tanınır ancak matematiğe ve matematik tarihine az ya da çok ilgi duyan hemen hemen herkesin ismini duyduğu bir bilim insanıdır.

    İNTİHALİN KONUSU: KALKULÜS.
    Kalkülüs içerik olarak limit, türev, integral ve bu konuların çok değişkenli fonksiyonlara uygulanmasıyla oluşan diferansiyel hesaptan oluşur.
    Newton 1704 yılında Optics kitabının sonunda ek bir bölüm olarak kalkülüs çalışmalarını yayımladı. Oysa Leibniz kendi kalkülüs çalışmalarını Newton’dan 20 yıl önce, 1684 yılında yayımladı. Leibniz, kalkülüs hesabını kendisinin geliştirdiğini öne sürerek Newtonu intihalle suçlamıştır.


    Leibniz ve Newton arasında uzun süre mektuplaşmalar ve tartışmalar oldu. Halihazırda 1703 yılında Royal Society başkanı olan Newton büyük bir otoriteye sahipti.
    Kraliyet Cemiyeti, 1713’te bağımsız bir şekilde tartışmayı araştıran bir komite kurdu; bu komisyon, Leibniz’e haklılığına dair delillerini sunma fırsatı sunmadan Newton’un iddialarını dinledi ve o yılın sonunda Newton lehine karar verdi.
    Bu davanın galibi Royal Society başkanı olmasının da verdiği güçle Newton oldu ve Liebniz hayatının son yıllarını tüm itibarını kaybetmiş ve beş parasız yaşamak zorunda kalmıştır.

    HOOKE VE NEWTON

    Robert Hooke, (1635 -1703), İngiliz doğa filozofu, mimar ve birden fazla branşta ihtisas sahibi olmuş bilge birisiydi. Royal Society başkanıydı.

    İNTİHALİN KONUSU: KÜTLE ÇEKİM ALANLARI YASASI.
    R.Hooke 1674’de yayınladığı bir makalesinde, hiç bir gücün etkisi etkisi altında olmayan gezegenlerin doğru bir çizgi üzerinde hareket edeceğini, gezegeni yörüngede tutan gücün yörüngenin merkezinde olması gerektiğini ve gezegeni kendine doğru çekerek gezegenin doğru bir çizgi izleyerek uzayın derinliklerine doğru gitmesini engellediğini ,gezegenle gezegeni çeken merkez arasından uzaklığın artması ile çekim gücünün düştüğünü ileri sürmüştü. R. Hooke, Royal Society Genel Sekreteri seçildikten sonra Newton ‘a bir mektup yazarak bu konuda ne düşündüğünü sordu. Newton ise sessiz kaldı.

    Bu günlerin birinde ünlü Astronom Edmund Halley, Sir Christopher Wren ve Robert Hooke,bu problemi tartışmak için bir kafede buluştu. R.Hooke uzaydaki tüm hareketlerin kendisinin 1674 de yayınlanan makalesinde açıkladığı gibi ters kare yasasına göre olduğunu ileri sürdü. Bu formülü hipotezinin kanıtı olarak sundu. Ancak Wren ve Halley formülün matematiksel olarak açıklığa kavuşması gerektiğini savundu.
    Edmund Halley bir süre sonra bir Ağustos günü Newton’u Cambridge ‘teki odasından ziyaret etti. Halley, Newton’a ‘ eğer bir gezegen merkezdeki bir güç tarafından çekilecek olursa yörüngesi ne olur ? diye sordu. Newton hiç düşünmeden ‘ elips ‘ dedi .
    Isaac newton, 1679 daki mektuplasmalarinda ortaya koyduğu Descartes’in girdap teorisini bırakmış kuvvetin, güneş ve gezegenler arasindaki uzakliğin karesiyle ters orantılı olduğu fikrini Robert Hooke’dan almış ve bu fikri formülleştirmiştir.
    Bir süre sonra Newton ünlü eseri Principia’nın taslak çalışmalarını Royal Societiy’e gönderdi. Notları gören Robert Hooke, Newton’un kendi çalışmalarını çaldığını söyledi ve hemen intihal suçlamasında bulundu. Newton’un çalışmalarını desteklemiş olan Halley ise iki bilim insanı arasındaki barışı sağlamak için çok uğraştı.
    Royal Society’nin, bu eseri basmaya niyetlenmesine karşın, elinde uygun kaynak bulunmaması ve derneğin müdürü olan Hooke’un, kütlesel çekimin ters kare yasasını daha önce kendisinin bulduğunu iddia etmesi yüzünden, Edmund Halley, Newton ‘un kitabını, masratları kendi cebinden karşılayarak yayınladı.
    Kitap basılırken R.Hooke kitabın önsözünde kendi katkılarının da anılmasını istedi.
    Halley bu isteği Newton’a ilettiği mektubunda şöyle diyordu
    ‘ Mr Hooke sadece önsözde adının geçeceğini umuyor sanmaktayım, sebebini takdir edersiniz ‘
    Newton isteği geri çevirdi ve kitabı baskıdan alacağı tehdidini savurdu.Uzun uğraşlardan sonra kitapta kütle çekim alanları yasasının ilk açıklandığı yere, Sir Christopjer Wren, Dr. Robert Hooke ve Edmund Halley in kahvedeki konuşmalarına gönderme yapan bir not koydu…

    Hooke iddiasında haklıydı ve intihal olayını 1693 yılında tekrar, bu kez Kraliyet Derneği’nin bir toplantısında ortaya attı. Bundan hemen sonra, Newton sinir krizine girdi. Hooke ölünceye kadar Royal Society’e uğramadı. 1703’te Hooke öldü. Newton başkan seçlidi. Hooke’un tek portresi Newton’un başkanlığı sırasında Kraliyet Cemiyeti’nden çıkarıldı.
    Newton hem suçlu hem kibirli, hem güçlü….

    ALŞİMİST-BÜYÜCÜ ISAAC NEWTON

    Zosimos’a göre, ilk alşimist Hermes, kendisine şeytanlar tarafından aktarılan, Alşimi ilkelerini tabletlere yazmıştır. Bu tabletlerden biri Zümrüt Tablettir. Efsaneye göre Büyük İskender Hermes’in mezarı yanında bulmuştur. Zümrüt tabletin önemi, Simya teorisini özetlemiş olmasıdır. Newton 1680 yılında tabletten yapmış olduğu Latince çevirisi Cambridge Üniversitesi’nde yer almaktadır.


    Ayrıntılara girmeden kısaca simyanın ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız kara büyü hakkında bilginiz olmalı. Büyüler insanlara iradesi dışında bir şey yaptırmak için kullanılan ritüellerin genel adıdır. Büyüler sınıflandırılırken normal büyü ve kara büyü olarak iki sınıfa ayrılırlar Normal büyülere örnek olarak bağlama büyüsü, aşk büyüsü gibi büyüleri örnek gösterebiliriz. Kara Büyüler ise kişilere zararı dokunacak ve onları hem ruhsal hem de fiziksel anlamda etkileyebilecek büyülerdir. Ölüm büyüsü, papaz büyüsü, soğutma büyüsü, vb. gibi büyüler kara büyü sınıfında büyülerdir. Kara büyü yapmak gerçekten ilim sahibi olmayı gerektirmektedir. Kara büyü yapmak için bir yetenek ve simya bilgisi ve alşimist olmak gerekmektedir. Simyacı şeytana tapmaya yemin etmiş olmalıdır, duş almak, temiz gezmek , dişleri fırçalamak gibi ihtiyaçlarını asla gidermez . et ürünleri tüketmek zorundadır . Karabüyü insanı şeytana esir eden cinleri yönetmesini sağlar (Ürperdiniz değil mi ? Simyacıları olumlu ve iyi tanıtanlara dikkate edin???)

    Newton astronom, filozof ve matematikçi olduğundan daha fazla simyacıdır. Isaac Newton Gül ve Haç terör örgütündendir ve yaşamının neredeyse tamamı okult, alşimi kabala ve ezoterik ilimleri araştırmakla geçmiştir. Newton’un kütüphanesinde 1752 kitap kayıtlıydı.ama sadece 369 kitap bilim kategorisindeydi. Kitaplarından 170’i doğrudan doğruya okült (gizil), simya ve hermetizimle bağlantılıydı.

    Newton 2.yüzyıldan kalma bir simya elyazmasında anlatılan ve simyacılar tarafından Cleopatra kod adıyla bilinen formülün şifrelerini çözmüştü ve arsenik kullanarak bazı metalleri altına dönüştürebiliyordu. Newtonu boşuna İngiltere’nin Darphane müdürü yapılmamıştı. Simya işi devletce yasaklanmasına rağmen Kral Newtona ses çıkarmıyordu.

    Newton tüm yaşamı boyunca gizliliğe çok düşkün olmuştu.bu nedenle hiçbir zaman dost ve sırdaş edinmemişti.
    Hatta 23 yaşın­dayken çıktığı geziler sırasında tanıştığı kişilerden öğrendiği Alşimi çalışmalarını gözlerden gizlemek için tüm Simyacılar gibi o da kendisine bir Anagram yapmıştı.
    (Anagram, sözcüklerin içinde yer alan harflerin yerini değiştirerek yeni bir kelime öbeği oluşturmaktır. Anagramın olabilmesi için aynı harfleri kullanmak zoruludur.)


    Newton’un seçti­ği anagram Jeova Sanctus Unus idi. Bunun açılımı ise Latince, Isaacus Newtonuus idi ve One Holy God (Bir Kutsal Tanrı) anla­mına geliyordu. Bu denli iddialı bir Anagram yazmak o güne kadar hiçbir Alşimist tarafından yapılmamıştı.

    Newtonun tek sırdaşı Clavis adını verdiği bir anı defteriydi. Clavis Latincede Anahtar demekti ama sadece simyacıların kullandıkları özel bir deyimdi. Newton niçin bu adı seçtiği belkide onun simyacılık yanını en iyi gösteren delildir.

    Newton’da kırmızı rengine yönelik önemli bir takıntı vardı.Eski bir alşimistin ve boya renk üretimi için yazdığı gizli formülleri çözerek elliye yakın değişik tonda kırmızı,daha doğrusu Al (Crimson) boya üretmişti. Newton bu alşimistten öğrendiği renkler ayrımını 1704’te yayınlanan ünlü kitabı Opticks’de bolca kullanmıştı.

    Newton insan başlı at benzeri mitolojik pagan tanrısı PAN’ın gerçekte simyacıların PİRİ olduğuna inanıyordu. Ölümünden sonra yapılan anıt mezarının üstüne kendi seçtiği birçok şifre ile birlikte PAN’ında konmasını istemişti. Newton Opticks’de PAN’ın Tanrıyı Harmony olarak nitelendirdiğini ve madde ile birlikte mutlu olabildiğini yazmıştı. Bir okult deyimi olan Harmoni (uyum) ve madde Newton’a göre PAN’da cisim bulmuştu.

    Newton yerçekimi yasasınıda simyacılardan öğrendiği “Seperate and Unite (Ayrıştır ve Birleştir)” (Her şeyin bir tozu (Substance),birde varlığı (Existance) vardır. Bunlar özdeş değillerdir ama biri varolmadan diğeri var olamaz.)
    Newton bu prensibi uygulayarak Kütle (Mass) ile Güç (Poids) ayrımını yapabilmişti. Dünya’yı Kütle (Mass),onun güneş ile olan çekiminide güç (Poid) olarak önce ayrıştırdı sonra birleştirdi. Daha sonra bu formulledi ve bu formül yerçekimi yasası olarak bilindi.

    Kapitalist iktisat anlayışının kuramcısı ve matematik dehası John Maynard Keynes Newtonun alşimi alanında yaptığı çalışmaları incelemişti. 1942’de, II. Dünya Savaşı’nın en yoğun yaşandığı günlerde ünlü Royal Society Club’da Newton’un Gizli Hayatı Alşimi başlıklı bir konferans verdi. Keynes konferansında mealen şöyle konuştu:

    “18. yüzyılda Newton, çağdaş bilim adamlarının en büyüğü ve öncüsü bir dahi olarak tanıtılmış, sadece Bilim ve Akıl’dan oluşmuş bir Buz kalıbı gibi lanse edilmiştir. Ben Newton’u bu ışık altında görmedim. Bu külliyatı okuyan başkaları da eminim benim gibi düşüneceklerdir. 1696’da bu yazdıklarını sandıklara doldurup Cambridge’den ayrıldığı günden bu yana hiç okunmamış olan bu yazılar şimdi okuyan biri, Newton’un gerçekte Akıl-Çağı’nın ilk Tanrısı ve Öncüsü değil, tam tersine Babil ve Sümerlerden beri yaklaşık 10.000 yıldır var olan gizli entellektüel dünyanın SON TEMSİLCİSİ BİR MAJİSYEN olduğunu anlayacaktır. Magi, Newton’a saygın ve samimi bir ziyarette (homage) bulunabilir (Magi, İsa Mesih doğduğu zaman onu ziyarete gelen üç Kahin’den birincisi, Baş-Kahin veya sihirbaz (İncil’e göre).

    Newton, kendi Simya araştırmalarının ve deneylerinin sonuçlarını hiç yayınlamadı; ancak, 1940 yılına kadar ihmal edilen sayısız el yazmaları Profesör Dobbs tarafından incelendi ve “Newton Simyasının Temelleri” adlı bir yapıtta toparlandı.
    Profesör Dobbs’a göre, “Newton’un Simya hakkındaki düşünceleri öylesine derin temellere sahiptir ki, genel olarak onların değerinden asla kuşku duymamıştır ve 1675’ten sonra tüm çalışmalarını, Simyayı mekanik ile bütünleştirmeye adamıştır”.

    Newtonu etkileyen alşimist simyacılar arasında John Dee (1527-1609) vardır. John Dee Kraliçe I. Elizabeth’in danışmanlığı yapmış, hayatını simya, falcılık, sihir , cinlerle iletişim, büyü, kehanet ve Hermetik felsefeye adamıştır.
    John Dee Kraliçenin ajanıdır ve kod adı ve imzası 007 dir. 00 kraliçenin gözlerini 7 de kabbala sayısını temsil etmektedir.
    John Dee’nin ekolünden gelen Robert Boyle (1627-1691) Newtondan önceki selefi Sion Tarikatının lideridir. Robert Boyle ayrıca Royal Socciety’e dönüşen görünmez okulun kurucusudur.

    NEWTONUN AŞK HAYATI VE DEPRESYONLARI

    Newton bir eşcinseldi. Hayatı boyunca evlenmemiş ve kendisine ilgi gösteren tüm kadınlardan uzak kalmıştır.
    Newton’da kırmızı rengine yönelik önemli bir takıntısı vardı. Elliye yakın değişik tonda kırmızı renk üretmişti.

    1663-1677: John Wickens

    Newton’un sırdaşı sayılabilecek bir arkadaşı vardı. Bu adam John Wickins’dir. Tam 30 yıl boyunca Newton’un gizli Simya laboratuarını o düzenlemiş ve korumuştu. 1677’de bu labora­tuar yandığında Wickins orada değildi.


    Newton’un biyografisini yazan tüm araştırmacılara göre Wickins çok esrarengiz bir adamdı. Newton’u hem koruyordu hem de ona sadakat­le hizmet ediyordu. Newton’un karşılaştığı tüm zorlukları hep bu adam çözümlemişti.


    Newton’un hayatında platonikten daha fazla eşcinsel ilişkisi ilk oda arkadaşı John Wickens’dir.
    Cambridge’deki Trinity College’de okurken her ikisi de kendi oda arkadaşlarıyla anlaşamadıkları için aynı odayı paylaşmayı seçmişlerdi.
    İki sevgili 1663 de başlayan arkadaşlıkları 1677’ye kadar sürmüş tam 15 yıl aynı oda ve aynı yatağı paylaşmışlardır.
    Newton ve Wickens kesinlikle birbirlerine normal arkadaşlıktan daha fazla yakınlardı.
    Wickens, Newton’un simyasal araştırmalarında sekreteryalığını yapmış ve yardımcı olmuştur.


    John Wickins ne olduysa karar vermiş Newtondan ayrılmış evlenme kararı almış ve Stoke Edith’deki bölge kilisesinin bakanı olmuştur.
    Newton sevgilisinden ayrılmanın verdiği hüzünle 1678 yılında sinir krizi geçirmiş ve ağır bir bunalıma girmiştir. Bu bunalım 6 yıl kadar sürmüştür. Yalnız kalmış herkesten kuşkulanmış ve içine kapanmıştır. Çevresine ve yakın dostlarına karşı kırıcıdır. Altı yıl sonra ünlü astronom Halley’le tanışıp onun çabalarıyla ilmi çalışmalarına geri döndü.

    1689-1693: Fatio de Duillier

    Newton Nicholas Fatio de Duillier adlı genç bir İsviçreli matematikçiyle yakından ilgilendi. Fatio Newton’dan yirmi iki yaş küçüktü, varlıklı bir İsviçreli arazi sahibinin oğluydu. İlahiyat eğitimi görmesini isteyen babasının aksine daha aydın bir kişilik olan annesi Fatio’nun bunun yerine ya da en azından ilahiyatla birlikte Paris’te bilim eğitimi alması konusunda ısrarcıydı. Sahip olduğu yeteneklerin ötesinde Fatio’nun yükselme konusunda güçlü bir sezgisi vardı ve 1687’de Londra’ya gelmesinden kısa bir süre sonra da Royal Society üyeliğine seçildi. (O da bir gül haç örgütü üyesiydi)
    Fatio’nun Newton’la ilişkisi aniden bu toplumsal yükselişini durdurdu. Çok geçmeden Fatio’ya “Newton’un maymunu” adı takılmıştı.
    Fatio ve Newton arasında romantik bir ilişkide ipucu veren mevcut mektuplar vardır, zamanın sosyal geleneklerinin genellikle izin vereceğinden daha fazlası:
    “… evlenmememin nedenleri muhtemelen hayatım boyunca devam edecek” , diye yazdı Fatio, sonradan, ‘Ben efendim hayatım boyunca ya da en büyük kısmını sizinle birlikte yaşamayı isterdim.’
    Fatio’yla Newton arasındaki yazışmaların büyük çoğunluğu kaybolmuş olsa da bugüne kalanlardan anlaşıldığına göre bu yazışmalar Newton’un diğer yazışmalarına oranla çok daha samimiydi.

    Son yıllarda birlikte olduklarında, Fatio giderek Newton’dan uzaklaştı. Belki de Fatio’ya ‘Newton’un Maymunu’ lakabı takıldıktan sonra popülaritesindeki düşüşten kaynaklanıyordu ya da belki de gerçekten hastaydı ve rahatsızlıkların uzun açıklaması onunla başa çıkma yoluydu. Her neyse, Newton endişeyle doluydu ve Fatio’yu onunla yaşamaya ikna etmeye çalıştı. Fatio İsviçre’deki ailesinin yanına gitmesi gerekiyordu. Annesi ölmüş, aile işlerine bakması ve para ile ilgili sorunların çözülmesi gerekiyordu.
    Fatio Londraya geri döndüğünde Newton ona hediyeler aldı. Ona Cambridge’de yanında yapaması veya yakınlarda bir ev alma teklifi yaptı. Ancak Haziran 1693’te Fatio, Newton’un asistanı olarak Cambridge’de ikamet etme teklifini reddetti ve bunun yerine Hollanda’da akademik kariyer ve ikameti tercih etti. Böylelikle İlişki aniden sona erdi .
    Fatio Hollanda’ya döndü.

    https://h2g2.com/edited_entry/A72024905

    Newton bu duygusal hayal kırıklığı ile 1693’ün haziranı biterken büyük bir depresyon ve bunalıma girdi ve bunun sonucunda geçici bir delilik yaşamıştır ve o tarihten sonra karakterinde bozulmalar meydana geldi.
    Newton Londra’daki birkaç tanıdığına yazdığı mektuplarda karmakarışık şeylerden bahsediyor ve paranoik düşünceler içerisinde olduğunu belli ediyordu.
    Bu dönem üç dört ay kadar sürdü; sona erdiğindeyse Newton bir daha yaratıcı bilimsel çalışmalarına geri dönemedi.

    Görüldüğü üzere Newton aynı zamanda cinsi bir sapıktır. Normal değildir. Zaten kara büyü, simya ile ilgilenen gül ve haç tarikatı ve masonik fikirlere iman edenlerin yükselebilmeleri için eşcinsel ilişki şartları da bulunmaktadır….
    33. derece mason olan herkes bu şartları yerine getirmek zorundadır…

    ISAAC NEWTON PSİKOPAT RUH HASTASIYDI.

    Newton 1678 da altı yıl sürecek ve 1693 yıllarında 18 ay sürecek sinir krizleri geçirmiş ve geçici delilik yaşamıştır. Her iki krizde duygusal ayrılıklardan kaynaklanmıştır. Aslında Newton psikolojik hastalığı olan biridir. Aşırı stres ve üzüntü hastalıklarını artırmaktadır.

    Newtonda ki psikolojik rahatsızlıklar ve belirtileri :

    BİPOLAR AFEKTİF BOZUKLUK
    Newton hayatı boyunca bipolar hastasıydı. Çocukluğunda günahlar listesi oluşturmuştu.
    Newton’ın “günah listesi”nden bazı maddeler şunlardır:
    * İnsanlardan Tanrı’dan korktuğumdan daha çok korkmak
    * Tanrı’nın evinde elma yemek
    * İntihar etmek istemek
    * Annemi ve babamı evle beraber yakma tehdidinde bulunmak
    * Kötü kelimeler, eylemler ve hayallere sahip olmak
    * Kız kardeşimi çimdiklemek
    * Annemlerin erik ve şeker kutusundan bir şeyler aşırmak
    * Dorothy Rose’a “yosma” demek
    * Anneme hırçınlık etmek
    * Kız kardeşime hırçınlık etmek
    * Hizmetçilerle kavga etmek
    * Dünyevi dertleri Tanrı’dan daha çok umursamak
    * Şapele gitmeyi ihmal etmek
    * Arthur Storer’i dövmek
    * Eduard Storer’dan kiraz çalmak
    * İnancıma uygun yaşamamak

    Newton çok çabuk öfkeleniyordu.Öfkeli olduğunda sık sık şiddetliydi, kelimelerle ve bazen de yumruklarla doluydu. Cambridge’de öğrenci olarak geçirdiği yıllar boyunca Newton, intihar düşünceleri, tecrit duyguları ve açık bir şekilde özgüven eksikliklerini notlarında yazdı. Kişiliğinin, teorileri sorgulamaya tabi olduğunda kariyeri boyunca devam eden bir özelliği olan, kendisinden başka bir eleştiriye karşı koydu.
    Manik davranış ve depresyon döngüsü uzun ömrü boyunca devam etti.
    Newtonun çoçukluğunda evlerini yakmak istemesi, depresif dönemlerinde çevresinden uzaklaşmak ve intihar etmek istemesi onun manik depresip (bipolar afektif) bozukluk olduğunu göstermektedir.

    ÇEŞİTLİ HALÜSİNASYON SANRILAR
    Titreme, uykusuzluk (beş gün boyunca uyumadığını iddia ettiği bir mektupta), yemek yiyememe, halüsinasyonlar görme…
    Boş odalarda duyulan seslere görünüşte yanıt verdi.
    Depresyon zamanlarında, Newton halüsinasyon gösterdi ve olmayan insanlarla konuştu. (Yada yaptığı kara büyülerin etkisiyle ifritlerle görüştü.)
    Simya ve din üzerine yaptığı notlarda, Tanrı tarafından gerçeğini dünyaya getirmek üzere atandığını yazdı.
    Kendini bir çeşit peygamber gibi görmeye başlamıştı.
    F.E Manuelin İsaac Newton Dini adlı kitabında:
    Tanrıbilim, simya, zamandizin ve mitolojiyle ilgili çalışmaları bilimle birleşince, kendini Tanrı’nın davranışlarımız ve zamanın değerlendirilmesi üzerindeki etkisi hakkında yorum yapabilecek tek kişi olarak görmeye başlamıştı.
    (F.E. Manuel The Religion of İsaac Newton, Oxford, 1974 sf 62)

    KEKEMELİĞİ VE İÇİNE KAPANIKLIĞI ASPERGER SENDROMU
    Isaac Newton hayatı boyunca kekeleyen bir insandı.
    Kekemeliği sebebiyle sosyal ortamlardan uzak durdu. Daha sonra yaşamda bir Parlamento Üyesi olarak bile, topluluk önünde konuşmaktan kaçındı. Bu sıkıntı, Trinity Koleji’nde Lusian matematik profesörlüğü yaparken verdiği derslerde de görüldü ve çok az öğrenci katılım gösterirdi.
    Asperger sendromu arkadaşlık geliştirmeyi engelleyen ve başkaları için empati eksikliği gösteren sosyal bozukluktur; başkalarıyla iletişim kurma arzusunun olmaması bu sendromun belirtileridir.
    Humphrey beş yıl boyunca Newton’u yalnızca bir kez gülerken görmüştü.
    Louis Trenchard More şöyle yazmıştı:
    Newton garip bir biçimde yakın dostluklar kurmayı beceremiyordu. Ölümüne şüpheci ve ketum yapısıyla en yakın dostlarını da hedef almak üzere hırçınlık nöbetlerine tutuluyordu. Böylesi durumlarda Newton, yaşamını bir eziyete dönüştüren, çalışmalarının meyvelerinden onu mahrum eden ve en samimi hayranlarının hevesini kıran bir dizi tatsız anlaşmazlıklara sürükleneceği acınası davranışlara tenezzül ediyordu… Sıradan bir kibir gibi kendini göstermeyen kanındaki bu leke her türlü kişisel eleştiriye ya da onuruna söylenen bir söze karşı haddinden fazla bir duyarlılık şeklinde ortaya çıkmıştı. Tefekkür ve huzura duyduğu tutkuya karşın hep tartışma ve atışmaların içinde yer aldı. Uzun ve şanlı geçen yaşamı boyunca insanlarla arasına geçilmez bir duvar ördü. Dostlarına kayıtsızlıktan öteye gitmeyen bir biçimde davranıyor, onlar kendisini incitmesin diye arkadaşlarını sürekli rahatsız ediyordu. Newton rakiplerine karşıysa zaman zaman ikiyüzlü, vicdansız ve zalim olabiliyordu.

    DÜZENSİZ BESLENME VE UYKUSUZLUK
    Sık sık, bir gece önce akşam yemeği olarak onun için ayarlanmış soğuk yemekler üzerine kahvaltı yaptı, gece boyunca o kadar derin düşüncelere sahipti ki yemek ya da uyumayı unuttu. Yaşamının sonlarında yarı yeğenine Cambridge’deki günlerinde kedisinin yan masada oturan yemekleri yiyerek ya da başka bir şey üzerinde fark edilmeden yemek yiyerek şişmanladığını söyledi.

    SİMYA DENEYLERİ VE ZEHİRLENME
    Simya deneyleri sebebiyle zehirlenmiş olabilir. Newton 1692’den başlayarak çok sayıda ağır metal ile denemeler yaptı. Bu metaller arasında cıva ve kurşun vardı. Metalleri altın ve gümüşe dönüştürmek istiyordu. Isaac Newton’un vücudu, mezardan çıktıktan sonra saçlarını inceleyerek tehlikeli cıva, kurşun ve diğer toksik metal düzeylerini ortaya çıkardı. Çeşitli ağır metallerin araştırılmasıyla ilgili notları, kokuları ve tatları ile ilgili gözlemleri de içeriyordu ve bunları ağızdan aldığını gösteriyor.

    https://historycollection.co/16-examples-of-the-madness-of…/

    Görüldüğü üzere bir akıl ve ruh hastası olan şeytan ve ifritlerle görüşen bu zat dünyaca ünlü bir bilim adamı olarak görülüyor ve yazdığı kitapları sanki tartışılamayan bir otorite gibi gösteriliyor. Newton ne kadar akıllı ve zeki birisi olsada asla güvenilir biri değildir. Ziran onun bilim dünyası halüsinasyonlara dayalı ruh dünyasından besleniyor olabilir. Bu ise onun teorilerine şüphe getirmelidir. Peki neden bu adam bir otoritedir. Yahudi olduğu için mi?

    ISAAC NEWTON BİLİM ADAMI MI FİLOZOF MU?


    Bilim adamı kavramı 1833’te kullanılmaya başlandı.
    Newton gibi insanlara “filozoflar” ya da daha özel olarak “doğal filozoflar” deniyordu.
    Modern fizik, kimya, biyoloji vb. disiplinleri henüz oluşturulmamıştı.
    1833 yılının Haziran ayında İngiliz Bilimi Geliştirme Derneği’nin toplantısında, Cambridge filozofu William Whewell “bilim adamı” katagorisini icat etti. Toplantıda, Whewell, tıpkı sanat pratisyenlerinin “sanatçılar” olarak adlandırılması gibi, bilim pratisyenlerinin “filozoflar” olarak adlandırılmaması gerektiğini belirten “bilim adamları” olarak adlandırılması gerektiğini söyledi.
    William Whewell bilim adamı (scientist) terimini, gözlem ve deney yoluyla fiziksel ve doğal dünyanın yapısını ve davranışını inceleyen kişileri tanımlamak için kullandı.
    https://www.ilkkimbuldu.com/ilk-bilim-adami-kimdir/

    Bu sebeple Newtona bilim adamı diyenler bilsinler ki o dönemde bilim adamı tanımı yoktu.
    Doğal filozof denmekteydi.
    Newton doğal filozofların belkide sonuncusuydu?.
    (Not: Newton’un kütüphanesinde 1752 kitap kayıtlıydı.
    Sadece 369 kitap bilim kategorisindeydi.
    170 Kitap doğrudan doğruya Okult(gizli),Simya(büyü) ve Hermetizimle (Kabala) ile bağlantılıydı.
    Gerisi kadim kutsal metinler ve bunlarla ilgili kitaplardı.)

    NEWTON BİLİMİNİN TEMELİ KABBALADIR.
    NEWTON KABBALİSTTİ.

    Önce Kabbalanın ne olduğunu öğrenelim.
    Kabbala, Tevrat inmeden çok daha önceleri Hermetik ruhban sınıfının geliştirdiği bir öğretidir.
    “Gelenek” veya “Ağızdan kulağa” anlamına gelmektedir. Fal, Kara Büyü ve Şeytanla ilişki kurma ile ilgili bilgileri kapsayan Kabala, gizlilik ve sır esasına dayanır ve Masonik öğretinin temelini oluşturur. Kabala’nın vermeye çalıştığı eğitimin özü ise metafizik güçlerle irtibat kurarak Şeytan’ın sırrının tüm manalarını içeren bilgiye ulaşmaktır.

    Newton’un hayatı da Kabala’nın sırlarını çözmekle geçmiştir.
    Newton’un kütüphanesinde Zohar Kitabı’nın (Kabala Denudata) Latince çevirisi bulundu ve şu anda Cambridge’deki Trinity College’da tutuluyor.
    Newton klasik fiziğin kurucusu ve ışığın kırılmasını bulan ilk kişi…
    beyaz bir ışık (lucifer – güneş = ışık getiren)
    üçgen prizmaya çarpar ve renkler oluşur
    (illuminate = aydınlanma ).

    Kabala’da şeytana atfedilen boş-işe yaramaz (skimsonik) “aydınlanma” ritüelidir bu.

    Kabala ve Hasidut’un günümüz araştırmacısı Yitzchak Ginsburgh , Isaac Newton’u Nuh’un modern reenkarnasyonu olarak tanımlar. Newton Katolik klisesi Tanrı-oğul-kutsal ruh teslisini Nuh’un Yedi Yasasının daha eksiksiz bir ifadesi olan Eski Ahit Tektanrıcılığı lehine reddetti .
    Newton’un prizmasından yansıyan ışığının Yedi Rengi, Nuh’un Yedi Yasasının Yahudi sembolüdür.
    Tanrı ile Nuh (ve gelecek tüm kuşaklar) arasındaki sözleşmenin kurulmasını gökkuşağı ile ilişkilendiren Tevrat bölümünde, “antlaşma” (תית) kelimesi yedi kez tekrarlanır.
    “Antlaşma” kelimesinin bu yedi görünüşü, Isaac Newton tarafından incelenen ve belgelenen gökkuşağının yedi rengini ve yedi Nuh emrini kapsar.
    (https://www.cjnews.com/…/russian-doll-kabbalistic-undertones )

    Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Kurucusu ve Başkanı Ontoloji Profesörü, Felsefe Doktoru Michael Laitman KabTV’nin “Michael Laitman ile Haberler” proğramında 2/21/16 tarihinde şunları söyledi: Newton ciddi bir Kabalistti ve özellikle bu amaç için İbranice öğrendi. Newton, üst dünyaya (burada şeytandan bahsediyor) ulaşan ve elbette dünyamızdaki manevi köklerin sonucunu gören özel ruhlardan biriydi. Newton üst dünyaya ulaştıktan sonra tüm vücut yasalarını kendi erişim seviyesinden tanımladı.
    (https://laitman.com/2008/03/isaac-newton-and-kabbalah/ )

    Kabbala: ve Gerçek Işık Bilimi (1883)’ nin yazarı S. Pancoast: “Gerçekten de, Newton’un felsefesinin büyük bir kısmını antik çağda görüyoruz, Kabalistik cürufun eski madenlerini keşfettiğinden şüphe edemeyiz ve ondan edindiği ipuçlarını izleyerek büyük keşiflerine varmışızdır.”
    Yine şöyle yazıyor: “Kendisinin (Pisagor) bildiğini ve inandığını kamuya ilan etmesine asla izin verilmedi, ancak derhal öğrencilerine felsefesinin bütün mucizelerini gizlilik en bağlayıcı zorunluluğu altında öğretti. Pisagor’un bu bilgiyi açığa vurması yasaktı çünkü kutsal alanın en büyük sırlarından birini oluşturan çekim yasağı ve itme kanunu ortaya çıkacaktı. Bir binyıl sonra Newton, Kabala çalışmaları ile bu güçlerin keşfedilmesine öncülük etti. ”

    Aron Heller’ine göre: İsaac Newton, “Yahudi felsefesi, Kabala ve tasavvufi öğreti Talmud’un bir öğrencisiydi”

    Newton yerçekimi felsefesini Kabbala öğretileri, Hermetik zümrüt tabletleri ile simya formüllerinden yola çıkarak, Leibniz ve Robert Hooke dan yaptığı intihal ile aldığı matematiksel formüller ile bir yasa oluşturmuştur. Dünyaca tüm masonların liderliğini yapmış ve üstün bir otorite olmuştur. Tüm bunların ardında şeytanla yaptığı işbirliği ile olmuştur. Newtonun teorileri şeytanın birer saptırmaları ve hakikatin örtülmesidir. Newton bir bilim adamı değil ama derin bir kabbalisttir.

    NEWTON PARACANLISI BİR APTALDI.
    BORSADA YEREÇAKILIŞ KANUNUNU GÖREMEDİ…. 🤣

    Newton’ 1720 yıllarında İngiltere Darphane Müdürlüğü sırasında Darphanedeki iş hacmine bağlı olarak yılda 2000 £ yani bugünün parasıyla aylık 25000 USD buna ek olarak yatırımlarındaki faizlerden yıllık 215.000 USD
    gelir elde etmekte idi. (İyi para)
    Newton bu mevduatını karlı yatırımlarda değerlendirmek istiyordu.
    (Hani metalleri altına çeviriyordu?😃😃🤣 )
    (De Villamil, age Cit. (not 6); Westfall’un, op. Cit. (not 5).)

    South Sea Company şirketi 1711 senesinde İngiliz devletinin de yardımıyla İngiltere’de kurulmuştu. Böylece Güney Denizi’nde Güney Amerika kolonileri arasında yapılacak ticaret tekelde tutulmuş olacaktı ve oldu da.
    Güney Amerika’da olduğu varsayılan yüksek miktardaki altın gibi değerli madenler, halk arasında konuşuldukça pek çok insanın da şirket hisselerine olan ilgisi artıyordu. Üstelik bunun yanı sıra dönemin İngiliz hükümeti de halkı South Sea Company’nin hisselerini almaya teşvik ediyordu.
    South Sea Company’’nin hisse fiyatı 1720 senesinin Ocak ayında 128 pound’dan, aynı senenin Ağustos ayına kadar katlanarak 1000 pound’a kadar yükselmişti.

    Newton da bu karlı hisse senetlerinde satın alma kararı almıştı. Newton 180 pounddan hisse aldı.
    Hisse senedi altı aydan daha az bir sürede sekiz kat artış kaydetti. Isaac Newton çıkışını çok iyi zamanlayamadı ve hisseleri 380 pounddan elinden çıkardı. Ancak yine de yatırımını iki katına çıkardı. Jason Zweig şöyle açıklıyor: “Newton Güney Denizi hisselerini sattı ve toplam 7.000 sterlin kazanç elde etti.”

    Sea Company’nin hisseleri artmaya devam ediyordu.
    Bu yükseliş; İngiltere devleti, spekülatörler ve South Sea Company’’nin manipülatif oyunlarıyla ortaya çıkmıştı. Bir yandan hükümet insanları şirketin hisselerini almaya teşvik ederken, bir yandan da şirket de kendi hisselerini alıp satıyordu.

    Satıştan elde ettiği kazançla hırslanan Newton 700 pound bandında çok miktarda hisse aldı. 1000 poundu gören hisseler düşüye geçmeye başladı.
    Hisseler 31 Ağustosta 775 pound, Ekimde 290 pound, Kasımda 150 pounda geriliyor ve balon patlıyor.
    Bu düşüşleri gören Newton çok daha düşük rakamlardan satış yapmak durumunda kalıyor.
    Ve Newton’un bu yatırımdan kaybı tam 20.000 pound oluyor.
    Yani bugünün değeri ile 3 000 000 USD (21 000 000 TL)

    Newtonun borsa oyunu hakkında Jason Zweig şöyle diyor:
    “Sir Isaac Newton, çoğumuz zekayı tanımlayacağından şimdiye kadar yaşamış en zeki insanlardan biriydi. Ancak Graham’ın terimleriyle akıllı bir yatırımcıdan çok uzaktı. Kalabalığın kendi kararını geçersiz kılmasına izin vererek dünyanın en büyük bilim adamı aptal gibi davrandı.”

    Isaac Newton’a Sea Company Hisselerinin yükselişinin sürekliliği hakkındaki soruya; ” halkın deliliğini hesaplayamadım.” cevabını vermiştir. Kendi ifadesinde ”halkın deliliği” demiş olsa da kendisi de o kitleye dahildi.
    Bu olaydan sonra Newton, kendisinin bulunduğu ortamda ”Sea Company” denmesini yasaklıyor. 😃😃🤣

    Yerçekimi kanununu ortaya koyan kabalist, alşimist, akıllı, zeki, matematikçi, filozof Newton hisselerin YEREÇAKILIŞI kanununu göremiyor. Artık bu adam hakkında siz karar verin. Bu adam bir dahi mi ??? 😃😃🤣

    https://www.financialexpress.com/…/when-isaac-newto…/838406/

    ISAAC NEWTON KATİL, KİNDAR VE GADDARDIR…

    William Chaloner (1650-1699). Newtonun asılarak öldürttürdüğü kişi…
    Evet yanlış duymadınız. Newton bu adamı astırmıştır…
    Sebebi ise Chalonerin Newton’un işlerine burnunu sokmaksı…

    William Chaloner. Lincolnshire’da bir dokumacının oğludur. Fakirdir. Londraya geldiğinde bir takım organize suç işlerine girmiş sahte sikkeler basmış dolandırıcılık işlerine girmiştir.
    Hatta o dönem gümüş sikkeleri uçlarından kırılıyor ve devlete ciddi bir maliyet unsuru oluyordu.
    İngiltere Merkez Bankası’nın, Haziran 1695 tarihi itibarıyla kağıt banknot uygulamasına geçmesi ile yeni bir fırsatın oluştuğunu sezinleyen Chaloner, hemen işe koyulup, sahte banknot işine girer. İki ay gibi çok kısa bir sürede, Ağustos 1695’te, şüpheli bir şekilde tutuklanır. Bu olay üzerine sorguya çekilen Chaloner, Merkez Bankası dedektiflerine başka dolandırıcıların isimlerini ihbar eder ve serbest bırakılır. Yaptığı örnek davranışından ötürü bankanın özel takdir ve teşekkürlerine mazhar olur.

    Ocak 1696’da parlamento madeni paraların topyekûn yenilenmesine karar verir.
    Kralın emriyle Maliye Bakanlığı Newtona Darphane Muhafaza Müdür Yardımcılığı teklif eder. Newton 1 Mayıs 1696 günü Londra Kraliyet Darphanesinde işbaşı yapar. Gece gündüz toplanan eski madeni paraların yerine yenileri basılmaktadır. Bu sıralarda Darphane’nin bazı baskı kalıpları çalınır Bunu duyan William Chaloner Maliye Bakanı’na mektup yazar ve şikayette bulunur. Gümüş paranın geri kazanılması yönetiminde yetersizlik vardır ve sahtekarlık yapılmaktadır. Bu suçlamayı hem Parlamento’ya hem de yazdırdığı bir broşürde yapmıştır. Chalonere göre hırsızlık aslında Darphane’nin içerisinden bazı Darphane çalışanları tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Darphane’de bile sahte para basıldığını ileri sürer. Parlamenter Araştırma Komisyonu ile yaptığı bir görüşmede, Darphane’nin sorunlarına bir çözüm getirebileceğini ileri sürer, üretim süreçlerinin ne şekilde iyileştirilebileceğini gösterebilmek için Darphane’ye destek vermek ister. Ve başarılı olur. Araştırma komisyonu, “Mr Chaloner’ın madeni paraları ile ilgili bazı deneyler yapabilmesi için” Darphane’ye erişimini sağlayan özel bir izin çıkartır.

    Newton Chalonerin darphaneye girmesine engel olur ve kabul etmez. Newton Chalonere kin besler ve onun asılması için elinden geleni yapacağını ahdeder.

    1697 yılı itibariyle Newton William Chaloneri suçlamak için;
    -Ajan ve ispiyonculardan oluşan Londra’daki en kötü mahallelerde ve barlarda gelmiş geçmiş en etkin hafiye ordusunu kurar.
    -Masa başında oturmakla yetinmez, tutuklattığı suçluları bizzat gidip hücrelerinde ziyaret eder, sorguya çeker. Gizli görevler için ajan görevini üstlenecek pek çok kişiyi işe alır, bilgi toplamak amacıyla hırsız ve haraççı ayak takımını kullanmakta tereddüt etmez.
    -Bizzat kılık değiştirerek Chaloner’in açığını arar.

    Bir suç unsuru bulamaz. O zaman bir bahane ile hapise attırmak gerekir. Darphane’nin eski jurnalcilerinden birinin şikayeti ile Chaloner’ı Newgate hapishanesine teslim eder.
    Newton akıllı rakibine karşı pek bir şey bulamayınca yasaları kendine biraz yontmuş, Chaloner’i nedensiz yere tutuklatıp hapse attırmıştır.

    -Chaloner’ın hücresine, John Ignatius Lawson adında eski bir kalpazanı köstebek olarak sokar. Bu kişiden hiç şüphelenmeyen Chaloner, Lawson’la muhabbete girer. Geçmişteki yaptıkları işlerden bahseder. Newton tüm anlattıklarını iddianamesinde belirtir.
    Newton şunu çok iyi bilmektedir ki, sahte tahvil olayıyla ilgili Chaloner’a karşı kesin bir delil üretemeyecektir, çünkü tanıkların büyük bir kısmının sicili zaten bozuktur ve kendi suçlarını örtmek adına, davaya zarar verebilirler. Bu yüzden farklı bir strateji izlemeye karar verir: İddianamenin kapsamını çok daha genişleterek, Chaloner’ı o kadar çok suç olayının merkezine oturtmak ki, artık detayların önemi kalmasın, jüri heyeti suçlama ve dosyalar yığını altında adeta boğulsun. Zamanla Newton, en iyi ipuçlarından bazılarının, Chaloner’in ortak olduğu ve ihanet ettiği erkeklerin eşlerinden veya metreslerinden bulur. Sadece “Widdow” olarak tanımlanan Elizabeth Ivy, Chaloner’ı kariyerinin başlangıcında sahte paralar yaptığını bildiğini söyler. Daha da önemlisi, Chaloner’a ilk kez sikkenin ilkelerini öğreten kuyumcu Patrick Coffee’nin karısı Katherine Coffee de öyle.

    Chaloner, Newton’a mektuplar yazar, neden hayatının bağışlanması gerektiğini açıklar . Chaloner der ki: “Bu altı yıl içerisinde herhangi bir suç işlemedim” Komplocular, alçaklar ve hainler tarafından aldatıldığını, onu suçlayanların vebal altında kalacaklarını vurgular. “”Herhangi bir Suçtan suçlu değilim. Eğer ölürsem, bir cinayete kurban gitmiş olurum.”
    Newton, tüm mektupları yanıtsız bırakır.

    3 Mart 1699 günü, Chaloner’ın duruşması başlar. Davanın tüm ayrıntılarına hâkim olan Newton, her ihtimale karşı üç ayrı, birbirinden farklı iddianame hazırlamıştır. (Kafaya koymuş biri olmaz sa diğerinden astıracak)
    O devirde savunma avukatı uygulaması olmadığından Chaloner kendi savunmasını yapar; suçlamaların tümünü reddettiği gibi, şahitlerin kendilerini kurtarabilmek için yalan söylediklerini öfkeyle ileri sürer. Newton, Chaloner’ı dar bir alana sıkıştırmış, herhangi bir savunma imkânı bırakmamıştır; lehine tanıklık edebilecek veya danışıp hukuki yardım alabilecek hiç kimse yoktur. Duruşmanın sonuna gelindiğinde, jüri heyeti, başka bir odaya çekilip aralarında tartışmaya bile ihtiyaç duymadan, hemen orada, kısa bir istişareden sonra, davalıyı ağır ihanetten suçlu bulduğunu ilan eder. Ertesi gün, mahkeme heyeti tekrar toplanır ve hakkında verilen idam kararını Chaloner’ın yüzüne okur.

    Hükmün kesinlik kazanmasıyla Chaloner, Newton’a son bir mektup yazacaktır:
    “Ah Sevgili Sir. Beni sizin dışınızda hiç bir kimse kurtaramaz.
    Ah Tanrım eğer beni kurtarmazsanız öldürüleceğim cinayete kurban gitmiş olacağım. Ah ümit ederim ki Tanrı yüreğinize merhamet ve acıma hisleriyle doldursun ki bu şeyleri benim için yapabilesiniz.” Sert acımasız merhametsiz Newton mektubu yanıtsız bırakır. Bir an bile içinden affetme duygusu geçmez… Çünkü Newton gaddar kindar ve bir katildi…

    http://www.newtonproject.ox.ac.uk/…/te…/normalized/MINT00918

    Kral’ın ölüm emrini imzaladığını duyunca, Chaloner hapishane koğuşunda bağırdı, öfkelendi, kükredi;
    Cinayet! Cinayet! Ben öldürülüyorum!

    Newton William Chaloner’in infazına katılmadı.
    William Chaloner 22 Mart 1699 günü idam edilir.
    1697-1699 tam İki yıllık olaylar örgüsü…
    Newton avını takip eder yakalar ve öldürür….

    https://erenow.net/biog…/newton-and-the-counterfeiter/28.php

    Ve bu hikayedeki gerçek acı.
    Newton’un sahtecilik arayışı ile doğayı anlama çabaları arasında bir bağlantı vardır. Herhangi bir sorunla mücadele ederken yaptığı ceza soruşturmasında aynı konsantrasyon ve mantıksal organizasyon kaynaklarını kullanmıştır.
    Aynı Newton birçok insan olarak görülebilir: matematikçi, doğal filozof, simyacı, mistik kabbalist, dini düşünür. Ancak tüm bunlara rağmen sonuçta tutarlı bir hırsı olan makamını, ününü, üstünlüğünü, masonluğunu, iktidarını kullanan kindar, gaddar ve katil bir insan…
    İnsan anlamakta zorluk çekiyor değil mi?

    OSMAN ATIF

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here