KABALANIN PEYGAMBERLERİ 2-NICOLAUS COPERNICUS (1473/1543) -Osman ATIF

1
98

Tarihte binlerce yıl sonra Pisagor’un ortaya attığı evren sistemi felsefe ile uğraşanları etkilemiştir. Pisagor astronomi alanında iki görüş ortaya sundu. Birincisi Dünyanın küreliği ikincisi Dünyanın bir gök cismi olduğu ve hareket halinde diğer gezen yıldızlar gibi olduğu. Oysa Pisagor’un ilk hocası yedi bilge adamdan biri olarak görülen Thales’in evren modelinde dünyamız merkezde düz su üzerinde duran bir toprak olarak nitemişti. Pisagor’dan sonra ise Aristo evren hakkında küre şeklinde yer merkezli model üzerinde durdu. Aristo bu fikirlerini Platondan Platon ise Pisagor’dan bariz bir şekilde etkilenmişti. Batlamyus Aristonun evren sistemini bilimsel olarak sistemleştirmesi islam dünyası için kabul gördü. Taa ki MS 1500 yıllara kadar…Aradan geçen 1000 sene sonunda bir rahip dünyanın gidişatını değiştirecek bir görüş ortaya atıyor. ve bin yıl öncesi susulan ve saklanan bir takım düşünceleri yeniden restore ederek ortaya koyuyordu. Bu kişi Nicolaus Kopernik. Şimdi insanlığa yeni bir ivme kazandıracak yeni bir rehber ki bir din adamı olan Nicolaus Kopernik’in hayatını ve görüşlerini ve onu etkileyen etmenleri ele alacağız. Şeytanın Osmanlı Devletinin yükselme devrinde başlattığı yeniden yeryüzü iktidarına yürüyüşünün başlangıç noktası.

KISACA HAYATI

Nicalaus Kopernik 19 Şubat 1473 yılında Torun’da (Polonya) doğdu. Kardeşi olan Andreas Frauenburg, Augustinyan rahip iken, kız kardeşi de Barbara Benedikt’in rahibesi idi ve daha sonrasında Kulm’da yer alan manastırdaki baş rahibe oldu. Bir diğer kız kardeşi Katharina ise, Torun valisi ve aynı zamanda iş adamı olan Barthel Gertner ile evlilik yaptı. Barthel’in erken yaşlarda ölmesi sonrasında Kopernik onun geride bırakmış olduğu 5 çocuğuna baktı. Kendisi ise hiç evlenmedi ve bilinen hiçbir çocuğu da bulunmamaktadır.

ASTRONOMİ ÇALIŞMALARI

1491 – 1492 kış döneminde Kopernik, kardeşi Andrew ile birlikte Krakow Üniversitesi’ne kayıt oldu. Matematik ve astronomi konularında uzmanlaştı. 1494 yılında evine dönen Kopernik, başpiskopos olan amcasının tesiriyle dini eğitim için İtalya’ya gitti. Orada gökbilimci Domenico Novara (1454-1504) ile beraber çalıştı. Kopernik’in daha öğrencilik yıllarında Batlamyus teorisine karşı içine düştüğü kuşku ve duyumsuzlukta kendisini önceleyen eleştiricilerin, özellikle hocası Novara’nın etkisi büyük olmuştur. Bologna üniversitesinde astronomi profesörü olan Novara, kilisenin o sıra içinde olduğu göreceli hoşgörüden de yararlanarak, Batlamyus sistemine sert eleştiriler yöneltmekteydi. 1497’de memleketine dönüp, kilisede görev aldı fakat bu uzun sürmedi, 1501’de hukuk fakültesine devam etmekte iken, tıp fakültesine başlamak için tekrar İtalya’ya geri döndü. Burada çalışmalarına devam etti. Daha sonra bir hastalığa yakalandı ve tedavi olmaya başladı. Bir süre Roma’da matematik profesörlüğü yaptıktan sonra ülkesine döner, kilisede üst düzey bir görev üstlenir. Ayrıca, çeşitli devlet hizmetlerini sürdüren Kopernik bir ara ülkesini dış ilişkilerde diplomat olarak da temsil eder. Ne ki, onun asıl ilgi alanı astronomi idi.

İLK ESERİ

Kopernik aldığı astronomi ilminin nerden doğduğunu ve ne şekilde geliştiğini iyi biliyordu. Kopernik Pisagor ve sonrası olan tüm astronomi bilginlerini ve fikirlerini de gayet iyi biliyordu. O Batlamyus’un görüşlerinden ziyade Pisagorun görüşleri ve Aristarkos (M.Ö. 310-230)’un güneş merkezli evren modelini incelemişti. Ancak Kopernik çalışmalarının temelini Pisagora bağlar Aristarkosdan bahsetmez. İlk çalışmalarını Commentariolus (Küçük Açıklama) adlı, altı sayfalık el yazması bir yapıtta toplar ve ondan birkaç kopya hazırlayıp 1514’te arkadaş çevresine dağıtır. Burada güneşin evrenin merkezinde olduğu ve dünyanın döndüğü bir heliostatik sistem önerdi.

1533 yılında Roma Katolik Klisesinin başında bulunan Papa VII. Clement’in de içinde bulunduğu bir kardinal grubuna bu eserden konferans verir. Kopernik’in teorisi o kadar masum görünüyordu ki, Klise bunu memnuniyetle karşıladı.  Böylece, Papa Clement VII, 1533 yılında kendi sekreteri Johann Widmanstetter tarafından kendisine değerli bir hediye verilmesi talimatını verdi. Ayrıca Papa VII. Clement Jülyen takvimindeki uygulamalardan kaynaklanan yetersizliklerin giderilmesi için Kopernik’e yeni bir takvim oluşturulmasına yardım etmesi amacıyla kendisine danışman olmasını tekli eder. Kopernik mevcut astronomik bilgilerin yeni bir takvim oluşturmak için yetersiz olduğu gerekçesiyle bunu reddeder. (Daha sonra yapılan Gregoryan takvimi; meşhur astronom ve doktor Aloysius Lilius (1510-1576)’un takvim çalışması ölümünden sonra bir Cizvit Alman matematikçi ve astronom Christopher Clavius tarafından gözden geçirerek Kliseye yeniden sunmuş Kopernik astronomisinin geliştirdiği yeni hesaplamalara göre oluşturulmuş bu yeni takvim Papa Gregory XIII onayıyla 1582’de yürürlüğe girmiştir. Böylece takvimin adı Grekoryan Takvimi olarak kalmıştır. Şu an tüm dünya bu takvimi kulanmaktadır. )

Papa VII. Clement’in anlamadığı şey, Kopernik’in teorisinin gezegenlerin hareketlerini hesaplamak için sadece matematiksel bir metodoloji olmadığıydı. İçinde yerleşik olan, genel olarak yerleşik dinin, özellikle Roma Katolik Kilisesi’nin ve Avrupa’daki varolan hükümetlerin meşruiyet iddiasına dayandığı ilahi Kral Haklarının dolaysız olarak altını oyan bir düşünceydi.

KATOLİK KLİSESİNİN HAMLELERİ

Klise ve akademik çevrelerce yapıtı ve düşünceleri çok olumlu karşılanınca aralıksız otuz yıl sürecek bir çalışma sonucunda De Revolutionibus Orbium Coelestium (Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine) kitabını hazırlamaya başlar. Kopernik bulunduğu zamanının siyasi olaylar ve dinsel tartışmaların içerisinde zayıflayan katolik klisenin protestanlara karşı dinsel öğretilerin yeniden inşaası ve Avrupa’daki eğitimli insanların bilime olan merakları sebebiyle henüz kitap basılmadan düşünceleri öğreniliyor, takip ediliyor tartışılıyor ve eleştiri alıyordu.

Protestanlığın kurucusu Martin Luther, kitap basılmadan önce yapılan tartışmalara katılır. Kopernik sistemi, Kutsal Kitabın, “Güneş doğuyor ve güneş batıyor, yerine, doğduğu yere koşuyor; Yeşu, Rabbe söyledi, Dur ey güneş, Gibeon üzerinde, ve Ay sen Ayyolan deresinde; millet düşmanlarından öç alıncaya kadar, Güneş durdu, Ay yerinde kaldı; gökler Tanrının izzetini beyan eder, gök kubbesi ellerinin işini ilan eder, gün güne söz söyler, gece geceye bilgi gösterir, onların ahengi bütün dünyaya ve sözleri yerin ucuna varmıştır, onlarda güneş için çadır kurdu, o güneş ki çıkışı göklerin ucundadır, devri de onların sonlarına kadar ve sıcağından saklı kalanı yoktur; yeri temelleri üzerine kurdu, ebediyen sarsılmayacaktır” (Kutsal Kitap, 2005: 149) ifadeleriyle açıkça çelişki oluşturuyordu. Bundan dolayı M.Luther de, Kutsal Kitabın bu ifadelerine sadık kalarak, Kopernik sistemine karşı çıkmıştı. Luther, Kopernik’in teorisine itiraz eder, yeni teoriyi ve onun kuramcısını öğütler ve onu dışlayarak sert bir şekilde eleştirir: İnsanlar göklerin ya da göğün, Güneş ile Ay’ın değil, Dünya’nın döndüğünü göstermeye uğraşan türedi bir astroloğa kulak verdiler… Bu çılgın tüm astronomi bilimini ters yüz etmek istemektedir; ancak Kutsal Kitap bize Yeşu’nun dünyaya değil güneşe durmayı buyurduğunu söyler.”

O sırada Kopernik, heliosantrik bir güneş sistemi teorisini yayınlamak için yapılan baskılara direniyordu, Roma Katolik Kilisesi yeni Protestanlığa  savaş veriyordu. Katolik Kilisesi içindeki gerçek reformlarla Protestanlık akımını geriletme çabaları olumlu sonuçlar veriyordu. 

16. yüzyılda Martin Luther, Roma Katolik Kilisesine karşı bir reform hareketinde bulunmuş ve bunun sonucunda Protestanlık mezhebi ortaya çıkmıştır. Bu hareketle birlikte Katolik mezhebi, adına Katolik Reformu veya Karşı Reform denilen dini bir yenileşme hareketine girmiştir. Aslında Katolik Kilisesi Luther hareketinden çok daha öncesinde zorunlu bir reform sürecine girmişti. Sonuçta mevcut Hristiyanlık anlayışı, gelişen kültür (Rönesans, coğrafi keşifler…) ve bu kültürün inanca uyarlanarak toplumsal ihtiyacını karşılanması yönünde eksik kalıyordu. Fakat o tarihe kadar yapılan tüm karşı hareketler bir şekilde bastırılarak mevcut Katolik anlayışı muhafaza edilmeye çalışılmıştı. Lakin Luther hareketi benzer şekilde sonuçlanmamış ve bu durum Hristiyanlığın ikiye bölünmesine ve sonuç olarak Protestanlık anlayışının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Geleneksel Hristiyanlık anlayışının yanı sıra bu anlayışı günün şartlarına göre şekillendiren reform hareketi Katolikliğe yeni bir veçhe kazandırarak 15 Ağustos 1534 yılında Cizvit tarikatını ortaya çıkarmıştır . Yani Cizvit tarikatı Katolik Kilisesi bünyesinde yapılan reform sonucu ortaya çıkmış yeni bir dini anlayıştır. (Ali İsra Güngör, Tanrı’nın Şövalyeleri Cizvitler, Çağlar Yayınları, Ankara 2004, s. 27-29. )

MASONİK BİR YAPILANMA CİZVİT TARİKATI

1534 yılında Katolik Kilisesinin başına geçen Papa III. Paulus  , Kopernik’in arkasındaki güçtü ve isteksiz din adamlarını, Kutsal Yazılarla çelişen heliosantrik teorilerini Avrupa ve hatta dünyaya yaymaya ısrarla çağırdı. Yeni kurulan Cizvitler, bu projenin operasyonu açısından mükemmel bir araçtı. Kutsal Yazının, yerin ve Yaratıcının otoritesinin kamu algısını değiştirdi. Cizvitler ile diğer tüm Katolik emirleri arasındaki fark, Cizvitlerin kasıtlı olarak şeytani ruhları takipçilerine davet etmeleriydi. Bu, Cizvit kurucusu Ignatius Loyola’nın “ manevi terbiyeleri ” ile yapıldı. Bu manevi kurallar ve terbiyeler onları sanal zihin kontrollü köleler yaptı. Kendi sözleriyle, üstlerinin iradesine “tereddüt etmeden uymak” için bir “ceset veya kadavra” gibi olacaklardı. Loyola 1491’de doğduğunda, Erasmus 25, Machiavelli 22, Kopernik 18, Michelangelo 16, Thomas More 11, Avila 9’lu Teresa ve Martin Luther 7 yaşlarındaydı. Modernitenin güçleri ortaçağ geleneğini parçalamaya başlayacaktı. Henüz Paris’te öğrenci iken 15 Ağustos 1534’te aynı odayı paylaştığı rahip Pedro Fabro ve diğer yedi arkadaşı ile birlikte İsa Cemaati’nin ilk tohumları gizlice atıldı (Leite 1987:438). Üyeler yoksulluk içinde yaşamaya (daha doğrusu bu dünyada hiç bir şekilde mal edinmemeye), evlenmemeye ve Filistin’e (Terra Santa) gitmeye yemin etmişlerdi (Foley 1990:179, Leite 1987:438 ve Conti 1990:330). Üçüncü yeminlerini yerine getiremeyince dördüncü olarak “papanın emrinde çalışmaya ve onun göndereceği bütün cephelerde çarpışmaya” ant içtiler.

Anlamı: Sadece, sapkın Kralları, hükümetleri ve düzenleri yok et..

Loyola, gerek bu teşkilâta girmek gerekse iyi bir Cizvit olarak yetişmek için oldukça katı ve sert kurallar koymuştur. Cizvitler de Reform peşindeydi Luther’in aksine kilise içinde kalarak bunu yapmak istiyorlardı ve bu noktada diğer tarikatlardan farkları yoktu. Ancak Constitutions (kurallar) kitabında ortaya konan sistem ve metotlar onları diğerlerinden farklı kılmaktaydı ve bu sebeple de diğer tarikatlardan daha fazla üne kavuşmuşlardı. İlk taslağı 1539’da kaleme alınan ve geçici şekliyle 1551’de ilân edilen bu kurallar, Cizvit adayları için on yılı aşan bir eğitim ve öğretim süresi tesbit etmişti. Bu süre iki yıllık çömezlik döneminden sonra felsefe tahsili, beşerî ilimlerden birinde uzmanlaşma, staj ve dört yıllık teoloji tahsilini kapsıyordu. Ardından aday bir yıllık ikinci adaylık devresini yaşıyor ve daha sonra fakirlik, iffetlilik, itaat ve papaya bağlılık yeminleri etmek suretiyle tarikatın üyesi oluyordu. Tarikat başkanı ölünceye kadar görevde kalıyor, ona mutlak itaat şart koşuluyordu. Bizzat Loyola’nın ifadesine göre, “Tarikat müntesiplerine düşen cevap vermek değildir, niçin demek de değildir; ancak yapmak veya ölmektir” (ERE, VII, 501).

Cizvit tarikatı , 1540 yılında, Kopernik’in kitabını adadığı Papa olan Paul III’ün onayı (papalık emirnamesi) ile kabul edilip Cemaat’in kurulması tasdik edildi.(Daurignac 1958, ss. 220-226 ) Papa III. Paul İgnatius de Loyolayı tarikatın lideri olarak tanırken tarikatını da resmen tanıyarak onlara güç verdi.

İNCİL DÜŞMANI ŞEYTANİ BİR ÖRGÜT

Cizvitler bilinçli olarak zihinlerini şeytanların etkisine açtığında, Katoliklikte görülmemiş bir şeytan ruhu ve şeytani bir zekâ getirdi. İnsan hayatı çok kırılgan olduğu için, bireysel yaşamlar çok kısadır, hiç kimse, hatta bir grup insan, Cizvitlerin dünyaya uyguladığı uzun süren kötülüğü planlayamaz ve uygulayamaz. Cizvitler devlet kurumları ve eğitim yoluyla çalışarak bilimsel araştırmalara kendi amaçlarını ilerletme konusunda rehberlik etmiş ve tüm zamanların en büyük yalanını sunmuşlardır. Koperniğin tarihin sayfalarından çıkardığı Pisagor felsefesi Cizvitler için mükemmel bir bilimsel yalan olarak kullanılmıştır. Cizvit tarikatı Avrupa’daki diğer herhangi bir özel demografiden daha fazla astronomi bilgini üretmiştir Görünüşe göre dini bir düzenin bu kadar çok bilim insanı üretmesinin sebebi neydi? Sözü edilen düzenin bilim adamlarının neredeyse yalnızca bilimin tek bir alanına yani güneş merkezli evren modeline odaklanmış olması soruyu daha fazla gündeme getirmektedir. İleri ki yazılarımızda bu tarihi akış içerisinde Cizvitlerin önemli rollerini daha iyi göreceksiniz. 

Cizvitler her zaman İncil’in düşmanı olmuştur. incil’deki gibi, geosantrik (yermerkezli) model bir kenara bırakıldığında, yeni bir açıklama yapılması gerekiyordu. Güneşin etrafında milyonlarca kilometre dolaşan ve sınırsız alanlardan geçen bir dünya toprağı, evrenin yeni heliosentrik modelini açıklamak için gerekli hale geldi. Bu da, Charles Darwin’in yazılarının temel spekülasyonlarını daha da ileri götüren sözde anlaşılır bir izleyici ve okuyucu kitlesi geliştirdi. İnsanlar en yüksek otorite olarak İncil’e güvendikleri sürece, Darwin’in teorilerini asla kabul etmezlerdi. Ancak bilim Kutsal kitabın ortaya koyduğu yeryüzünün şekli ve hareketi (ya da hareket etmemesi) gibi temel bir konuyu reddediyor ve yeni bir model ortaya koyuyorsa Kutsal Kitap referans olmaktan çıkıyor ve yerine sözde bilimsel argümanlar geçebiliyordu. Yani artık her şey mümkündü.  Dünyanın yaratılması ve dünya dışı varlıkların varlığı da dahil olmak üzere her şey için cevap Kutsal Kitap olamazdı. Böylece evrim iddialarına karşılık ciddi bir tepki oluşmayacak tam tersi bu konular ilgi çekecek ve inanç haline geleekti. Aslında zemin deizm için hazırlandı. Tanrı vardı ama insanlara otorite olamazdi. İkinci aşama ise Tanrının varolabilme ihtimaline gerek var mıydı?

OSMANLI DEVLETİNİN GÜCÜ VE PROTESTANLARA DESTEĞİ

O dönemde Osmanlının Avrupada hissettirdiği gücü Katolik Klisesini ve tabii ki protestanları da etkilemiştir. Katolik Klisesi Osmanlı ile savaşmak gerekliliğini öne sürerken Martin Luther tam tersini savunmaktaydı. Luther Tevrat’ta Danyal Peygamberin “Kıyamet Alametleri”ni (apokalypse) yorumlayarak Türk tehlikesine işaret olarak değerlendirir. Bu yargının bir sonucu olarak Orta Çağda yaygın olan kehanete göre Tanrı, Türkleri günahlardan dolayı cezalandırıcı olarak seçmiştir. Yani Papalığın sebep olduğu kötülükler Müslümanların güçlenmesine yol açmış ve ortaya semavi bir cezalandırma çıkmıştır. Gerçek sebep Türklerin gücü değil Hıristiyanların günahlarıdır. Luther bu görüşünü Kutsal Kitaba dayandırmış ve yaygınlaştırmıştır (Pfeffermann, İstanbul:170-171). Luther’e göre Papalık, savaşmamalıdır. Bu dünyevi ve uhrevi devlet ayrımına aykırıdır. Ona göre ruhaniler kılıç kuşanmamalıdır. Bu konuda şöyle der: “Bir savaş adamı olsaydım ve savaş meydanında bir papaz veya üzerinde haç işareti taşıyan bayrak görseydim, hatta bu bizatihi bir haç dahi olsaydı, peşimden sanki şeytan kovalıyormuşçasına ondan uzaklaşmak için kaçıp giderdim…” (Pfeffermann, İstanbul:172-173). Lutherin Katolik Klisesi vesayetine karşı çıkışı Avrupada yankı bulmuştu. Kanuni Sultan Süleyman Avrupadaki olayları iyi takip ediyor ve Almanya ile İspanya’nın arasını açan bir siyaset izleyerek Martin Luther ve taraftarlarına destek oluyordu. (Hıdır, 2012:55). Roma Katolik Kilisesi ve Protestanlar arasındaki mücadeleden dolayı din, Türklerden daha fazla kamuoyunu meşgul ediyordu. Eski ve yeni doktrinlerin savunucuları birbirlerine karşı kitap basma savaşına girmişlerdi. Protestanlar ve Katolikler Osmanlı-İslam karşıtlığıyla gerçek Hristiyanın kendileri olduğunu öne sürmüşlerdir. Buna rağmen Osmanlı Devleti, Papalığın ve Habsburg hanedanının Protestanlar üzerine yürüyüp onları yok etmelerini önlemiştir. (https://ojs.lib.uom.gr/index.php/BalkanStudies/article/view/80/89, 137). Sultan Kanuni ve Luther arasında doğrudan politik bir ittifaktan bahsetmek mümkün olmasa da Kanuni, çevresindekilere Luther’in yaşını sormuş 48 olduğunu öğrenince: “onun biraz daha genç olmasını isterdim. Yine de beni kendisine destekçi olarak bulacaktır.” demiştir. Luther bu sözleri haber aldığında “Tanrı beni böyle bir koruyucudan korusun.” demiştir (Hıdır, 2012:57).

BİLİMSEL (SOĞUK) SAVAŞ

Osmanlı Astronomi bilimi, Timurlenk’in (1336-1405) torunu Uluğ Bey’in öğrencilerinden Semerkand’lı Ali Kuşçu (1403-1474) ile önemli bir ivme kazanmıştı.(İlay İleri (2015). Fatih Sultan Mehmed’in daveti ile İstanbul’a gelen ünlü Astronom Molla Sarı Lütfü (1446-1495) , torunu Miram Çelebi (1450-1524), ve Seydi Ali Reis (1498-1563) gibi pek çok astronomlar yetiştirmiş ve araştırma eserleri bırakmıştı (Saliba, a.g.e., 114. ) Osmanlı astronomisi Batlamyus’un yer merkezli sistemine dayanıyor ve astronomi sürekli geliştiriliyordu. Lutherin bilim anlayış ve yorumu Batlamyus’a dayanıyordu. Katolik Klisesi Koperniğin güneş merkezli evren modeli sayesinde bir taşla iki kuş vuracaktı. Bilimsel olarak bir adım öne çıkacak ve geniş bir güç ve halk kitlesi kazanacaktı.

Kopernik böyle ortam ve şartlarda hiç beklemediği ilgiyle karşılaşti. Klisenin ve yakın dostlarının ısrarı üzerine Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine adlı kitabını 1543’te Papa III. Paul’a  adayarak yayınladı ve Papa’ya hediye etti. Kitabını ölüm döşeğinde, ölmeden önce görmüş ve incelemiştir. Papa III. Paul bu hediyeyi memnuniyetle kabul etmiş ve herhangi bir tepkide bulunmamıştı.

Kopernik iki temel hipotez sunar:

1) Gezegenleri taşıyan göksel küreler dünyanın değil, güneşin çevresinde dönmektedir.

2) Dünya merkezde sabit değil, günlük olarak kendi ekseni etrafında dönerken güneşin çevresinde yıllık dönüşler yapmaktadır.

Kitabında Kopernik, “ eğer dünya hareket halinde olsaydı , o zaman gözlemlenen fenomen sonuçlanırdı” şeklinde ifade kullanmıştır. Bu cümle, Kopernik’in kendisini bir şekilde inkar edebileceği anlamına da geldiği için son derece önemlidir. Kitabı daha çok astronomların gözlemler sonucu karşılaştıkları matematiksel hataları düzeltmelerine yön veren bir hipotez varsayım teori şekilde tasarladı. Bu şekilde yazarak, Kopernik, kendi başına bir güneş merkezciliğe inandığını inkar edebilirdi.

Kopernik’in heliosentrik hipotezi zayıf ve kötü amaçlı olarak yazıldığı ortadaydı. Dominik Düzeni’nin bir üyesi olan Giovanni Tolsani’ye göre, “Kopernik’in hipotezlerinin neredeyse tümü yanlış şeyler içeriyor. İnclin ilkelerine aykırı olduğu için Kutsal Yazılarla aşina görünmüyor” demiştir.

Thomas Africa, “Nicolaus Kopernik yeni bir heliosantrik modelini keşfetmiş değildi; daha çok Samoslu Pisagor (M.Ö 570-495) tarafından benimsenen heliosantrik sistemin restoratörüydü .  Pisagor’un sistemi güneş dahil gezegenlerin merkezi, görünmez bir ateşin etrafında yörüngede döndüğü şeklindedir. ” Johannes Kepler (MS 1571-1630) Pisagor’u “tüm Koperniklerin dedesi” olarak nitelendirdi.

Thomas Kuhn’un (1957) Kopernik Devrimi adlı kitabında “Kopernik tarafından başlatılan yeniliği, yer ve güneş konumunun basit bir değiş tokuşu olarak tanımlamak, insan düşüncesinin gelişiminde promontoryumdan bir köstebek yuvası yapmaktır. Kopernik’in önerisinin astronomi dışında bir sonucu olmasaydı, ne çok uzun bir etkinlenme ne de bu kadar kuvvetli bir şekilde direnç olamazdı. ”

Osman ATIF

CİZVİT YEMİN TÖRENİ

Kırmızı haç desenli bir zemin üzerine yemin edecek kişi diz çöker. Yemini yöneten üst kişi yemin eden adayın sol eline siyah bir haç verir ve kalbine doğru bastırmasını ister. Yemini yöneten üst kişi yemin eden kişinin kalbine doğru bir hançer uzatır. Yemin eden kişi bıçağın ucundan tutar. İlgili diyaloglar ve yemin metni söylettirilerek yemin ettirilir. (Yemin metni için  www.ianpaisley.org/article.asp?ArtKey=jesuit )

Sonra üst kişi sorular sorar.

Nereden geliyorsun?  Cevap: Kutsal inanç.

Kime hizmet ediyorsunuz?  Cevap: Roma’daki Kutsal Baba, Papa ve Dünyadaki Evrensel Roma Katolik Kilisesi.

Sana kim emrediyor?  Cevap: İsa Cemaati’nin kurucusu veya İsa Mesih’in Askerleri olan Aziz Ignatius Loyola’nın halefi.

Seni kim aldı  Cevap: Beyaz saçlı saygın bir adam.

Nasıl?  Cevap: Çıplak bir hançerle Papa’nın ve kutsal düzenimizin pankartlarının altındaki haç üzerine diz çöküyorum.

Yemin ettin mi?  Cevap: Heretik, hükümetlerini ve yöneticilerini yok etmek, yaşı, cinsiyeti ve durumu korumak için yaptım; Herhangi bir görüşüm veya isteğim olmadan bir ceset gibi olmak, ancak tereddüt etmeden veya mırıldanmadan her şeyde Üstlerime dolaylı olarak itaat etmek.

Bunu yapacak mısın? Cevap: Yapacağım.

Nasıl gezersin Cevap: Balıkçı Peter Kabuklarında

Nereye seyahat ediyorsun? Cevap: Dünyanın dörtte üçüne.

Ne amaçla? Cevap: Generalimin ve Üstlerimin emirlerine uymak ve Papa’nın iradesini yerine getirmek ve yeminlerimin koşullarını tam olarak yerine getirmek.

O zaman, tüm dünyaya gidin ve Papa adına tüm toprakları ele geçirin. Papayı İsa’nın Mağarası ve yeryüzündeki yardımcısı olarak kabul etmeyecek olan kişi, lanetlenip imha edilmesi için izin verdi.

Bu şekilde yemin bitirilir.

1 YORUM

  1. […] KABALANIN PEYGAMBERLERİ 2-NICOLAUS COPERNICUS (1473/1543) -Osman ATIF Facebook Twitter Google+ Pinterest WhatsApp Önceki İçerikHAYATIMIZDAKİ UYDULAR – 24-KAPSAMLI LAZER SİSTEMİ (SLR) – Osman ATIF Osman Atıf var block_td_uid_3_5da5c4311be53 = new tdBlock(); block_td_uid_3_5da5c4311be53.id = "td_uid_3_5da5c4311be53"; block_td_uid_3_5da5c4311be53.atts = '{"limit":6,"ajax_pagination":"next_prev","live_filter":"cur_post_same_categories","td_ajax_filter_type":"td_custom_related","class":"td_uid_3_5da5c4311be53_rand","td_column_number":3,"live_filter_cur_post_id":4007,"live_filter_cur_post_author":"14","block_template_id":"","header_color":"","ajax_pagination_infinite_stop":"","offset":"","td_ajax_preloading":"","td_filter_default_txt":"","td_ajax_filter_ids":"","el_class":"","color_preset":"","border_top":"","css":"","tdc_css":"","tdc_css_class":"td_uid_3_5da5c4311be53_rand","tdc_css_class_style":"td_uid_3_5da5c4311be53_rand_style"}'; block_td_uid_3_5da5c4311be53.td_column_number = "3"; block_td_uid_3_5da5c4311be53.block_type = "td_block_related_posts"; block_td_uid_3_5da5c4311be53.post_count = "6"; block_td_uid_3_5da5c4311be53.found_posts = "71"; block_td_uid_3_5da5c4311be53.header_color = ""; block_td_uid_3_5da5c4311be53.ajax_pagination_infinite_stop = ""; block_td_uid_3_5da5c4311be53.max_num_pages = "12"; tdBlocksArray.push(block_td_uid_3_5da5c4311be53); […]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here