KISACA HAYATI

Pisagor  (Yunanca: Πυθαγόρας), MÖ 570 – MÖ 495 yılları arasında yaşamış olan İyonyalı filozof, matematikçi ve Pisagorculuk olarak bilinen akımın kurucusudur.

Pisagor Yunanistan’da, Ege Denizi’nde, Dilek Yarımadası’nın karşısında bir ada olan Sisam Adası’nda doğmuştur. Yunanistan’da  ve batı felsefesi geleneğinin başlangıcını ve köklerini oluşturan bir grup filozof, doğal fenomen için akılcı açıklamalar aramaya henüz bir nesil önce başlamıştı. Pisagor’un çocukluğu da Milet’ten fazla uzakta geçmedi. Dolayısıyla o, bu filozofları biliyordu. Pisagor, Milet Okulu olarak tanınan ekolün idolü ve yedi bilge adamdan biri olarak adlandırılan Thales’in öğrencisi olmuştur. Thales dünyanın evrenin merkezinde sabit ve düz bir yer olduğunu söylemiştir.  Thales, geometri ilkelerini Mısırda öğrendiği için Pisagor’un daha iyi gelişmesi için onun Mısır’a gitmesini önermiştir.

İLKLER

Kendine “sofos” yerine “filosofos” adını veren ve “Felsefe,” “kozmos” ve “teori” kavramlarını ilk kez kullanan kişidir.

Pisagor fizik, matematik gibi bilimlere “insan bilgisinin tümünü kuşatan” anlamında “matemata”lar adını vermiştir. Matematik sözcüğü bu terimden doğmuştur.

“Okul” kelimesini ilk olarak Pisagor kullanmıştır. Okul kişinin ruha ulaştığı yerdir.

Ayrıca tarihte ilk defa Dünyayı küre olarak gören ve dünyanın merkezde değil dönen bir gökcismi olduğunu iddia eden kişi de Pisagordur.

İlk ezoterik mason örgütlenmeyi Pisagor yapmıştır.

MISIR VE BABİL YOLCULUĞU

Ustası ve hocası Thales’in tavsiyesi üzerine Pisagor Mısır’a gitmiş çok sayıda tapınağı ziyaret etmiştir.

Albert Champdor’un (2006) da basılan “Mısır’ın Ölüler Kitabı, sayfa 29 ”da Pisagor’ın yaşamı hakkında “ Pisagor, Mısır’da mabetlere büyük bir çalışma isteği ile devam etti. İlişkisi olan rahiplerin hayranlık ve sevgisini kazandı. Hiçbir sözlü öğretiyi boşlamadan, her şeyi çok çalışarak öğrendi. Rahiplerden sahip oldukları bilgeliği öğrenip yararlandı. Mısır’ın mabedlerinde kalıp 20 yıl boyunca ayinlerin ezotorik bilgilerine sahip olarak inisiye oldu.” denilmektedir.

Pisagor, Thebes’te (Aşağı Mısır’da) giriş için gerekli dinsel törenleri tamamladıktan sonra ilk yabancı kişi olarak rahipliğe kabul edildi.

BABİL SÜRGÜNÜ, KABBALA VE BÜYÜ İLMİ

M.Ö. 525 te Pers Kralı II.Cambyses Mısır’ı istila etti. Pisagor esir alındı ve savaş esiri olarak Babil’e götürüldü. Orada Babil’lilerden aritmetik, müzik ve diğer matematiksel bilimlerde öğrendikleriyle mükemmelliğin zirvesine ulaştı.

Çiçero Pisagor’un Magi, yani Fars rahipleri ile çalıştığını söylemiştir. (Cicero, Fin . V 87). Pisagor’un Magi’den öğrendiği düşünülenlerin çoğu, bitkilerin büyülü özellikleriydi. Yaşlı Pliny (23–79), Pisagor ve Demokritus’u sihir ve Magi Büyüsü’nün uzmanları ve öğretmenleri olarak tanımlar ( Nat. XXIV 156-160). 

Johannes Reuchlin (1455-1522), Almanya Şansölyesi’ne bağlı bir Alman hümanist ve politik danışmanıydı. Latince, Yunanca ve İbranice dilleri ve öğretilerinde bilgin ve uzmandı. Reuchlin Pisagor’un felsefesini Yahudi Kabala’dan aldığını doğruladı: “Felsefenin babası olan Pisagor, yine de bu öğretileri Yunanlılardan alamadı, fakat onları Yahudilerden aldı. Bu nedenle, o, ‘Kabalist’ olarak adlandırılmalıydı. Yunanca felsefesinde, ‘Kabala’, Yunanlıların bilmediği bir isim. Pisagor’un felsefesi, Kabala’nın sonsuz denizinden doğmuştur. ”

Ezoterizm’de Pisagor büyük inisiyelerden biri olarak kabul edilir. Delf’te, Mısır’ın Teb ve Menfis kentlerinde ve Babil’de bulunmuş olan Pisagor inisiyatik eğitim aldıktan ve uzun gezilerinden sonra, Taranto Körfezi’nin uç noktasındaki bir Dor site-devlet’i olan

Mason Üstad William Preston (1742/1818), Duvarcılık Resimlerinde, Pisagor’un seyahat ettiği ülkelerde yaptığı derin gizemli Masonik ilkelere girdiğini belirtmiştir. 

İLK MASON TEŞKİLATININ KURULUŞU

Pisagor Babil dönüşü İtalya’nın güneyindeki bir Yunan kenti olan Kroton’a gitti. Kroton’da bir enstitü açarak kendi ezoterik ekolünü kurmuştur Kurduğu okula “yarımdaire” dedi. Kroton’da kendisini neredeyse Mesih ilan etmişti. Bu dinsel ve politik bir birlikti. Öğrencileri onun dini ve felsefi teorileri üzerinde çalışırken davranışsal ve diyetsel bakımdan sıkı kuralları olan bir komünde toplu hâlde yaşarlardı.  Pisagorcular olarak tanınan bu öğrenciler, onun fikirlerini mistik vahiyler olarak görürlerdi. Bu bağlamda büyüklerine, öğretmenlerine ve devlete karşı saygılı birer birey olarak yetiştirilmişlerdi. Topluluktakiler kendilerini matematikçiler (mathematikhoi) olarak adlandırıyorlardı. Bunlar okulda yaşıyorlardı ve kişisel hiçbir şeye sahip değillerdi. Ruh Göçü öğretisi etkisinde et yemiyorlardı. Komşu bölgelerde yaşayan öğrencilerin de okula katılmalarına izin veriliyordu. Bu öğrenciler ise dinleyiciler (akousmatikhoi) olarak adlandırılıyordu. Matematikçilerin tersine dinleyicilerin et yemelerine ve kendi eşyalarına sahip olmalarına izin vardı.

İngilterenin Büyük Mason Locası kurucusu Protestan Rahip Dr. James Anderson (1679/1739), 1738 yılında yazdığı Masonluk Savunması adlı kitabında Masonluk’un Pisagor’tan başladığını belirtmiştir. Mason William Hutchinson Masonluk Ruhu adlı kitabında, Masonluğun kuruluşunun Pisagor prensipleri olduğunu belirtmiştir.

Masonluk Ansiklopedisi’nde Albert Mackey (1807/1881), Pisagor ve Masonik bağlantıları ile ilgili şu açıklamaları yapmıştır.: Pisagor M.Ö 529’da Avrupa’ya dönüşünde, ünlü okulunu İtalya’nın güneyinde bir Dorian Kolonisi olan Krotona’da kurdu ve okula üye alımı Masonlar tarafından üyelerin locaya kabul edilmesine benziyordu….Bu okulun ayrıcalıklarına kabul edilmeden önce, adayın önceki yaşamı ve karakteri katı bir şekilde inceleniyor ve hazırlık aşamasında gizlilik yemini yaptırılıyordu. Krotona okulundaki yaşam tarzı, modern Komünistlerinki gibiydi… Okul en basit giyim türünü giyiyor ve girişlerinde tüm mallarını ortak fona devrediyorlardı, sonraki üç yıl boyunca gönüllü yoksulluk yaşıyorlardı, bu süre zarfında da sıkı bir sessizliğe zorlanıyorlardı. Pisagor’un öğretileri her zaman hiçbir tartışmasız kabul eden yanılmaz yargılar olarak sunuldu …Bu gizli okulda Pisagor geliştirdiği doktriniyle ilgili emir ve yasaklarını ve yönergeleri, sembollerinin gizli anlamını birer birer açıkladı.  “Kardeşler” komün bir hayat yaşadı ve Güneş’e taptılar. Zamanla, yalnızca en yüksek derecedeki imtiyazlı kişilerin sembollerin ve ritüellerin gerçeğini öğrendiği üç derecelik bir dizi seviye boyunca ilerlediler. Pisagor Okulu ve modern Masonluğun birçok paralellikleri görmezden gelmeyecek kadar benzerdir.

Ünlü gizli teosofist Helena Blavatsky’nin (1831/1891) doktoru olan Seth Pancoast (1823-1889), Pisagor’un en yüksek dereceli bir Kabalist olduğunu belirtir. Ayrıca, Masonluğun sembollerinin Kabalistik olduğunu ve Pisagor tarafından bilindiğini belirtir.

ÖRGÜTE GİRİŞ

5 yıllık zorlu sınavlarla üye kabul ediyorlar. İsteklinin ilk başvurusundansonra, ona yanıt vermeden önce, kendisine belli etmeden uzun ve gizli birsoruşturma yapılırdı. Elde edilen bilgiler olumlu ise istekli sınav içinçağrılırdı. Bunun için ilk olarak adaydan dağda birkaç gece geçirmesi istenirdi. Dağ başında geçen sınav boyunca adayı korkutmak için her yol denenirdi. Aday dağda bulunduğu süre içinde aç ve susuz kalmalı, beden gücünü kanıtlamalıydı. Başarılı olduğu kanısına varılırsa irade sınavınıgeçtiği kendisine söylenirdi. İkinci adımda, aday tapınağa alınır ve zihin gücü üzerine düzenlenen sınavla matematik bilgisi ve görgüsü sınavdan geçirilirdi. Adayın olumlu bir bilimsel ve akılcı düşünme uğraşısını ortaya koyması beklenirdi. Aday küçümseyici söz ve davranışla bunaltılırdı. Bütün olanlara ses çıkarmadan göğüs germesi, sabırlı ve yetenekli olduğunu göstermesi gerekirdi. Sinirlerini bozucu davranışlar yapılırdı. Aday tüm bunlara karşı dayanıklı ve dingin olmayı başarabilirse aydınlanma süreci sürdürülürdü. Sınavların bu aşaması Pisagor’ın Mısır’da iken öğrendiği Hermetizm sınavlarının sadeleştirilmiş biçimiydi. Aday bu sınavdan da geçerse çırak ünvanı ile öğrenci olmaya hak kazanırdı.

Çıraklık en az iki yıl sürüyordu. Bu aşamada çıraklar en küçük bir soru soramazdı. Susarak öğrenirlerdi. Eğitimin sonunda bilgeliğe ulaşacak kişinin dünya ile tam uyum içine girerek sonsuzluğa kadar susacağı telkin edilirdi. Öğrenciler bu aşamada Pisagor’ın karşısına çıkarılmazdı. Bu aşama, onları Pisagor’ın anlayışı doğrultusunda yoğurma dönemidir. O’na göre öğrenci önce “sezgi” yeteneğini güclendirmelidir. Daha sonra, sevgi üzerinde durulurdu. Öğrencilere ana, baba ve dost sevgileri aracılığı ile Tanrı sevgisi aşılanmak istenirdi. Eğitimin bu döneminde müzikten de yararlanılırdı. Genç öğrencilere akşamları ve sabahları şarkı dinletilir ve söyletilirdi.

Öğrenci ikinci dereceye geldiğinde Pisagor ortaya çıkardı. Yüzünü gösterir ve öğretmenliğe başlardı. İkinci derecede öğrenci, sayılar bilimiyle karşılaşmaktadır Öğrencinin İkinci dereceye yükselerek Pisagorın huzuruna çıktığı güne “altın gün” adı verilmişti. Bu derecede öğrenci “sayılar bilimi” ile karşılaşır. (Hançerlioğlu ( 1995 ))

PİSAGOR DİNİNİN TEMEL İLKELERİ

Sayılar Pisagorcular’ın dini haline gelmişti. Tanrı sayıdır kültün sloganıydı. 

Kabala’da olduğu gibi, Pisagor felsefesi de sayılara dayanmaktadır. Bir numaradan sonra, tezahür edemediği sonsuz ve bilinmeyen İlahiyat, İkilik anlamına gelir. Kendisine bir muhalefet yaratan orijinal Birliğin bölünmesiyle oluşur. Böylece Baba ilkesi Ana ilkeden, karanlıktan gelen ışıktan, kötülükten gelen iyi şeylerden vb. Ayrılır. Dualite bu nedenle dünyayı yöneten temel özelliktir ve Kabala ile Pisagor kozmogonisinde bulunabilecek birçok benzerlik vardır. Ona göre, evren bir canlıdır. İçinde yaşayan bireyler, gelişim derecelerine bağlı olarak tam olarak tanımlanmış faaliyet alanlarına sahiptir. Tüm sistem rakamlara dayanıyor. Bilinmeyen kaynak, sonsuz bir potansiyeli olan bir numara, Monad . Birlikten dualite ortaya çıkıyor, yayılma şekli en çok Pisagorluların sırrını koruyordu. Ana yapı taşları kuaterniyon veya Tetraktileri oluşturan ilk dört sayıdır.. İkincisi, tüm tezahürlerin temelidir, çünkü tüm tek basamaklı sayıları, son on numarayı ve hatta mükemmel onikiyi içerir. Pisagor sayısal sistemine aşina olmayan biri için bu şaşırtıcı olabilir. Sayı sistemini doğrusal olarak ve her sayıyı ayrı ayrı öngörmek için kullanılır. Ancak bir Pisagor, yalnızca bireysel sayıyı değil, aynı zamanda sayısal değerinden ve kendisinden önce gelen tüm sayıların toplanmasından elde edilen potansiyel değerini de dikkate alır. Toplam değer dokuz’u aştığında, iki, üç veya daha fazla olması durumunda, tüm rakamlarını toplayarak tek haneli bir sayıya düşürülür.

Örneğin:   342 = 3 + 4 + 2 = 9 Dolayısıyla, 342 sayısının toplam değeri 9’dur.

Başka bir örnek: 597 = 5 + 9 + 7 = 21. 21, iki basamaklı bir sayı olduğundan, daha da azaltılması gerekir: 2 + 1 = 3. Dolayısıyla, 597 sayısının toplam değeri 3’tür.

PİSAGOR FORMÜLÜ

Pisagor tüm dik açılı üçgenlerin arkasındaki ilkeyi ve bunun evrensel bir gerçek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu o kadar sıra dışı bir buluştur ki Pisagorcular tarafından tanrısal bir esin olarak görülmüştür. Pisagor tüm kozmosun matematiksel kurallar tarafından kontrol edildiği sonucuna varmıştır.

Ona göre sayılar (sayısal oranlar ve matematiksel aksiyomlar) kozmosun yapısını açıklamakta kullanılabilirler.Hocası Thales ve Miletos Okulu görüşünü tamamen reddetmemekle birlikte sorgulamasını maddeden biçime kaydırmıştır. Sayılar ve geometri arasındaki ilişkiyi araştırırlarken bugün kullandığımız kare ve küp köklerini bulmuşlar ve aynı şekilde onlara da belli özellikler yüklemişlerdir. Örneğin çift sayılar “iyi”, tek sayılar “kötü”dür, hatta “adalet” kavramını dört sayısıyla belirtmeye kadar varmışlardır.

KİBİRLİ BİR KATİL PİSAGOR

Pisagor Teoremi olarak bilinen meşhur teorem Pisagor okulu tarafından üzerinde durulan bir konuydu. Kenarları arasındaki ilişki sadece 3-4-5 olarak biliniyordu. Hippasus bu üçgen üzerinde önemli çalışmalara sahipti fakat bir türlü bu konuyu Pisagor da dahil hiçbir hocasına açamıyordu. Çünkü Hippasus onlara karşı gelecek bir matematiksel açılım bulmuştu. Ne demek istiyoruz? Pisagor okulu üyeleri rasyonel sayıları ilahi bir tanrı olarak kabul etmişti bu onların dini görüş felsefisiydi. Hippasus şayet bu görüşünü ortaya atarsa Tanrı olarak kabul ettikleri bir inanca karşı gelecekti.

Hippasus herşeyin rasyonel sayı ile ifade edilemeyeceğini söyledi Pisagora bir soru yöneltti. Eğer dik üçgende dik kenarlardan  biri  1 cm diğer kenar 1 cm olursa uzun kenar ne kadar olur ?

Bu sorudan sonra derste uzunca bir süre sessizlik oldu. İlk başta derste cevabı açıklamaya yeltenen Pisagor günlerce bunu düşündü ama işin içinden çıkamadı. Özellikle Pisagor okulunun üyelerinin birçoğu bu sorunun cevabının olmaması ve Pisagor’un rasyonel sayıların mutlak hakimiyet sahibi olarak okul üyelerine bastıra bastıra söylemesinden dolayı Pisagor okulu çok büyük bir sarsıntı geçirdi. Pisagor ise günlerin hiçbir faydasını göremeyerek hiçbir kanıt gösterememiştir. Bu olaylardan sonra Pisagor öğrencisi Hippasus’u denize attırarak öldürtmüştür.

Bu tarikat içinde büyük bir kargaşaya neden oldu , inandıkları tüm değerler bir anda çökmüştü çünkü ve pisagorun , bir gece vakti hipotenusu çuvala koydurtarak nehre attırdığı rivayet edilir.

İRRASYONEL SAYILAR

Pisagorcular bir sembole sahipti – beş köşeli beşgen bir yıldız, içinde beşgen beş yıldızlı bir yıldız vardı ve içinde sonsuzluk gibi. Bu şekilde, her köşegen kesişen çizgiyle iki eşit olmayan parçaya bölünür. Büyük bölümün küçüğe oranı, doğada ve sanatta ortaya çıkan gizemli oran olan altın bölümdür. Altın bölüm, Orta Çağ’daki Fibonacci serisinin iki ardışık üyesinin oranının sonsuz sınırıdır: 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233,. .. her sayının iki öncülünün toplamıdır. Ardışık her iki sayının oranı altın bölüme yaklaşır: 1.618 …. Bu sayı irrasyoneldir. Sonsuz, tekrarlanamayan ondalık bir kısma sahiptir.

 π  ( pi ) irrasyonel sayıdır. Pi sayısı , çevre/çap  daire,çemberde çevrenin çapa oranına denir.

3, 14159 26535 89793 23846 26433 83279 50288 41971 69399 37510 58209 74944 5923…..

Bir rasyonel sayı, sınırlı sayıda ifade edilebilir; oysa, irrasyonel bir sayı, temsili olarak sınırsızdır; sonsuz sayıda basamak belirtmek zorunda kalacaktı.

Bu sebeple küre bir cisim mükemmelliği ifade eder.


PİSAGORUN RUHSAL GÖÇ İNANCI

Pisagor ruhun tekrar bedene girdiğini savunuyor. Ona göre ruh bu dünyada sürekli dolaşır ve her defasında başka bir bedene girer. Öğretilerinin temel; budur. Ruh insandan hayvana da geçer. Bu yüzden et yemiyorlar, ruh ölümsüz bir yapı ya sahiptir. Bu fikirleri doğudan aldıkları, Pisagor’ın Zerdüşt ile konuştuğu söylenir. Bunlara göre ruh birtakım olaylardan arınması gereken bir yapıdır. Ruhun hürlenmiş olduğunu ve arınması için felsefe yapmak gerektiğini söylüyor. Ruhu temizlemek için felsefe yapılacak, ruh bilgiyi taşıyacak, kötülükler ortadan kalkacak.

PİSAGORUN EVREN GÖRÜŞÜ

Pisagorun düşündüğü evrenin merkezinde ateş vardır. Ateşin çevresinde dönen bir karşı dünya vardır. Karşı dünyanın dış çevresinde dünya dönmektedir. Dünya yalnız kendi etrafında dönmemektedir. Dünya küre biçimindedir ve merkezin çevresinde döner. Böylece Dünya evrenin merkezi olmaktan çıkmıştır. Dünyanın baktığı yüzeyde Ay vardır. Biz öbür yüzeyi göremiyoruz (karşı dünyayı göremiyoruz). Ayın dışında Güneş ve 5 gezegen, onun da dışında sabit duran yıldızlar vardır.

Pisagor “Ay yuvarlak ise Dünya’da yuvarlak olmalı” diye dünyayı küre şeklinde düşünmüştür. Merkezi ateşin etrafında batıdan doğuya olmak üzere on tane gök cismi  dönmektedir: Bu görüş  10 yörünge küresi, Yahudi Kabalistik tanrısı Ein Sof’un 10 küresel sefirotuyla eşleşir.

İLAHİ REHBER PİSAGOR

Marsilio Ficino (1433/1499), Iamblichus’un (245/325) Pisagorun biyoğrafisi çalışmasında Pisagorun yaşam üzerinde özel bir etkisi olduğunu ve o zaman için, dünya üzerinde ilahi bir ilham veren bir rehbere ihtiyaç duyulduğunu ve bu sebeple Pisagor’un insanlara yardım etmek için tanrılar tarafından gönderilen ilahi bir rehber yani bir peygamber olduğunu söylemiştir.  (Celenza 1999, 667– 674). 

Giovanni Pico della Mirandola (1463–1494), Pisagor  güneşe doğru idrar yapmayı,  şehvet ve dünyalık zevklerden kurtulmak için aşırı iştahtahlanmayı ve çok yemek yemeği bırakmayı ve aşırı öfkelenmeyi yasaklamıştır. (1965, 15);  Pico, bu kuralların temelinde, İbranice kutsal yazıların kelimelerinin ve sayılarının mistik bir sisteme göre yorumlandığı ezoterik bir doktrin olan Kabala yatmaktadır (1965, 30;Heptaplus 1965, 68). demiştir.

Alman hümanisti Johannes Reuchlin (1445–1522) Papa Leo X’a hitaben (1517) yazdığı mektubunda , Marsillo Ficino’nun İtalya için Platon’u nasıl restore ettiyse Almanlar için de “Almanlara Pisagor’un  yeniden okutulmasını  teklif edeceğini” söyledi. Bunun için (Pisagor öğretilerinin anlaşılabilinmesi için) “İbraniler’in kabilesi (Yahudiler) olmadan yapamazsınız, çünkü Pisagor’un felsefesi kabalistlerin ilkelerinden yola çıkmıştır” (tr. Heninger 1974, 245).  demiştir.

TARİKATIN (OKULUN) DAĞILMASI

Pisagor, ileri yaşlarda iken politikaya karıştı. M.Ö. 508 civarında Croton’lu soylulardan Cylon mathematikoi’lerden biri olmak istedi fakat Pisagor tarafından reddedildi. Bunun üzerine Pisagor ve yandaşları Cylon ve adamlarının saldırısına uğradılar. Tapınakları yakıldı, üyeleri öldürüldü ya da sürgün edildi. Pisagor, önce Tarentum’a sürgün gitti. 16 yıl kadar sonra yeniden bulunduğu yerden ayrılmak zorunda kaldı. Pisagor kendisine bağılığını sürdüren idealist bir grup ile daha kuzeydeki bir sahil kasabası olan Metapontium’a kaçtı. Pisagor Mısır’lı kahinlere verdiği sözlere ve orada öğrendiklerine sadık kalarak, hiçbir şey yazmadan, öğrencileri ile konuşa konuşa yaşlanmış ve kesin olmamakla birlikte 100 yaşına yakın öldüğü birçok kaynak tarafından kabul edilmektedir.

PİSAGOR’UN TAKİPÇİLERİ

Philolaus :(470/385) Dünya’nın Evrenin merkezi olmadığı teorisini ortaya koydu. Hatta yeryüzünün döndüğünü ileri sürmüş, yeni bir gezegen dizgesi oluşturmuştur. İtalyanın Metaponto şehrinde dünyaya geldi. Yunanistanın Thiva kentinde öldü. Pisagor felsefesi üzerine kitap yazan ilk filozof olarak kabul edilir. 

Archytas: (428/347) Archytas matematikçi, devlet adamı ve filozof. Taranto’da 7 kez art arda komutan seçilmiş nüfuzlu bir siyaset adamı. Platon (Eflatun)’un arkadaşı.

Platon: (429/346) Atina doğdu ve burada öldü. Photius tarafından 9. yüzyılda okunan Pisagor biyografisinde CE ( Bibl. 249) Platon Pisagor okulunun bir üyesi olarak sunulmuştur. Archytas’ın öğrencisi ve Pisagor’un kendisinin dokuzuncu halefidir.

Speusippus: (408,339) Atina doğdu ve burada öldü. Platon’un ölümünden sonra, M.Ö.483’te Speusippus, 60 yaşında kadar Akademi’yi devraldı ve 8 yıl yönetti. Ancak rahatsızlığı sebebiyle yönetimi Xenocrates’e devretti.

Xenócrates: (396/314) Kalsedonda doğdu Atina öldü. Matematikçidir.  M.Ö. 339 / 314 arası akademiyi yönetti. Matematiksel öğelerle çoğu şeyi  tanımlamaya çalışan Platon’un öğretilerini takip etti. 

Aristoksenus: (375/300) İtalyananın Taranto kentinde doğdu. Atina öldü. Aristoksenus bir müzik teorisyenidir. Aristoteles’in halefi olarak adlandırılmadığı için hayal kırıklığına uğramış ve  Lyceum üyelerinin en ünlüsüdür. Pisagorculuk için en önemli kaynaklardan biridir.

Heraclides: (387/312) Pontica’da (Karadeniz Ereğli) doğdu. Atina’ya göç eden Yunanlı bir filozof ve astronomdur. Her 24 saatte bir, Dünya’nın batıdan doğuya, kendi ekseni üzerinde döndüğü teorisini ortaya atmıştır.

Apollonius: (15/100) Roma’daki Kapadokya bölgesindeki Anadolu’daki Tyana kentinden bir Yunan Neopitagorlu filozoftur. Pisagor doktrinlerine bağlı kalarak, vegeteryan olan, derviş yaşamını benimseyen Appollonius, yeni Pisagorçılığın temellerinin atılmasında önderlik eden filozof ve din öğretmenidir

Nicomachus: (60/120) Matematikçi Suriye’nin Roma eyaletinde Gerasa’da doğdu. Sayıların mistik özellikleri hakkında ilgilendi.

Numenius : Apamea Numenius, Suriye ve Roma’da Apamea’da yaşayan ve MS 2. yüzyılın ikinci yarısında gelişen bir Yunan filozofuydu. Neopitagoryen ve Neoplatoncuların öncüsü idi.  Hinduizm’deki ruh göçü, Yahudilikteki mutlak tek tanrı ve tanrısal işlevlerin üçlü yapısı, öğretileriyle bağlantı kurdu. Eski Sami dinlerinin Yunan düşüncesini etkilediğini gözlemleyerek Platon’u “Musa’yı Atinalılaştıran” biri olarak andı.Kabala öğretilerine geri dönmeye çalıştı. Bu açıdan, Hermetik kitaplarla ve Marsilio Ficino ve Giovanni Pico della Mirandola gibi Rönesans yazarlarını etkiledi.

Iamblichus: (245/325) Iamblichus, Arap kökenli bir Suriyeli Neoplatonist filozofudur. Pisagor’un biyografisini yazmıştır.

Marsilio Ficino: (1433/1499) Marsilio Ficino, İtalyan Rönesansının en etkili filozoflarından biri olan bir İtalyan alim ve Katolik rahipti. Astrolog, Platon’un tüm mevcut eserlerini Latince’ye çevirdi.

Giovanni Pico della Mirandola : (1463/1494)  Rönesans dönemi İtalyan filozoflarından. Kabalaya ilgi gösterdi ve Latinceye çevirdi. 1486’da  O zamanki Yahudi mistik eserlerini kapsayan bir kabalistik kütüphane oluşturdu. Bu metinler Pico’nun felsefesini ve aynı zamanda Avrupa Hümanizmini anlamak için temeldir Pico, 1494’te öldüğünde, çevirileri olan el yazmaları, Roma’daki Vatikan Kütüphanesi’ne geldi ve bugüne kadar neredeyse el değmeden kaldılar .

Johann Reuchlin: (1455/1522) Johann Reuchlin, Alman doğumlu bir Katolik. Yunan ve İbranice bilginiydi.  Reuchlin’in kariyerinin çoğu Almancayı Yunanca ve İbranice bilgisine ilerletmeye odaklandı. Reuchlin, klasik Yunanca metinleri tercüme etti. 1490’larda İbranice’ye ilgi duymaya başladı Eski Ahit’in bilimsel çalışmasının orijinal dilinde  tanıtılmasında büyük öneme sahip bir gramer ve sözlük yazdı. Talmud ve Yahudi düşüncesinin savunucusu olarak ünlüydü . 

Nicolaus Copernicus: (1473/1543) Nicolaus Copernicus, Rönesans dönemi bir matematikçi ve astronomudur. Yer merkezli güneş sistemini güneş merkezli güneş sistemi olarak yeni bir evren modeli teorisi ortaya atmıştır. Thomas Africa (1927,2016), Nicolaus Copernicus’un yeni bir heliosantrik astronominin devrimci bir keşfi olmadığını; daha çok Samoslu Pisagor tarafından benimsenen heliosantrik sistem türünün restoratörüydü .  Pisagor’un sistemi gezegenlerin dairesel bir yörüngede seyahat etmesini isteyen ilk sistemdi ve bu yüzden erken bilim adamları tarafından heliosentrik sistemin gerçek kurucusu olarak tanındı.. Johannes Kepler (1571-1630) Pisagor’u “tüm Koperniklerin dedesi” olarak nitelendirdi. 

Osman ATIF

Devam Edecek….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here