(Öncelikle belirtelim ki paganist tüm düşünce, küfür ve şirk içeren bir çok sapık metinleri burada yer almamaya çalıştık. Dünyanın şekli üzerine odaklandık. Allah’a ortak koşulan hiç bir küfrü savunmuyor ve kendimize referans almıyoruz.)

Zerdüştlük inancına göre kozmoloji bilgileri İranda Sasani döneminin Pahlavi geleneğinden ve Bundahišn ve Zādspram dini metinlerinde geçmektedir.
Bu metinlere göre, 12000 yıl sürecek bir dünya hayatından bahsetmektedir.
Her biri 3000 yıllık dört eşit süreye bölünmüştür.
İlk dönem Sonsuz Zaman olarak bilinir.
İkinci dönem gökler ve yer yaratlımştır.
Ahuramazda İlk önce dünyayı bir yumurta kabuğu gibi çevreleyen gökyüzünü yarattı (bkz. Bailey, s. 135-36).
İkinci yaratım, “yumurtanın” alt yarısını dolduran suydu.
üçüncü yaratılış, su üzerinde yüzen düz disk gibi şekillendirilmiş toprak.
Ve sırasıyla bitki, ağaç ve ilk insan olan Gayōmard yaratılmıştır.

Üçüncü dönem Ahirmanın (şeytanı simgeler ama bu metinlerde sahte ilah olarak şirk koşulmuştur) insanlığa ve yaratılan tüm her şeye saldırışı söz konusudur. Dünya alttan delinerek ve bir açıklık bulunarak kötü ve karanlık güçler dünyanın altındaki cehennemden kolayca girebildiler.
Dünya fitneye maruz kaldı ve “zulüm, çekişme ve kaos” tezahür etti. ”
Zerdüşt metinlerine göre dördüncü dönem Zerdüştün doğuşuyla başladı ve Zerdüştün gelecekteki oğlu kurtarıcı olarak yeryüzünde göründüğü zaman sona erecekti. Tüm kötü güçler yok edilecektir ve cehenneme gönderilecektir.

Eski İranlılar güneşin, ayın ve yıldızların taş bir gökyüzünün içinde yer aldığına inanıyorlardı (Boyce, Zerdüştlük I, s. 132).
Armatürlerin ışığının içinden geçebileceği saydam bir kristal gökyüzü bulunmaktaydı.
Güneşin, ayın ve yıldızların doğuda ve batıdaki 180 pencereye sahip olan Harā Dağı’nin zirvesinin ( tērag ) etrafında döndüğü dolayısıyla eski İran takviminin bir yılı 360 gündür.
Zerdüşt kozmolojisinde, dağların köklerinin adeta dünyaya demir attığı söylenir.
İlk yağmurlarla, orijinal katı topraklar yedi “kıtaya” bölünmüştür.

HARA VE ALBURZ DAĞLARI

İranlılar için Hara Dağı dünyanın merkezinde bulunan hem fiziksel bir dağ hem de metafizik bir dağ gibi görünmektedir.

Zerdüşt metinlerine göre dünya aslen düz bir yüzeydir, dağların kökleri yere derinlemesine ve Harā’nin köküne bağlanmış yuvarlak bir düzlemdir. Harborz Dağı dünyayı zincirlemesine çevrelemiş ve kuşatmıştır.
Harborz dağına aynı zamanda Kafdağı denilmektedir. Kafdağı ulaşılması güç dağlar zinciridir; Kuh-ı Şu’a, Bi’rül’-Cin, Cebelü’l-Cin, Cebelü’l-Kamer, Cabül-Sa, Şahmeran Ülkesi, Cinnistan, Kuhistan veya Eşher-i Akvâl olarak adlandırılan, yeşil bir zümrütten veyahut zebercentten olan yeryüzündeki dağların anası olan ve diğer tüm dağların dalları ile damarları olan bir dağ motifidir.


Dünyanın çevresi gemilerin geçemediği, kıyıları görülemeyen karanlık bir su kütlesi olan Bahr-i Muhit ile kaplıdır. Buna göre bu su kütlesinden sonra da her şeyi bir kuşak gibi çevreleyen Kaf Dağı gelir. Kaf Dağı yeşil zümrüttendir ve gökyüzünün rengi onun yansımasından gelir. İnsanların aşmasına imkân olmayan Kaf Dağına dünyanın sonu gözüyle bakılır. Bu dağ, görünen ve görünmeyen dünyalar arasındaki sınırdır.
Bu dağlarda yaşadığına inanılan Zümrüd-ü Anka kuşuna İranlılar Simurg diye adlandırır.

YEDİ BÖLGE 
HAFT KEŠVAR [yedi bölge], İran geleneğinde dünyanın olağan coğrafi bölümü idi. Eski İranlılar, dünyanın dağını saran, geniş ve yuvarlak olarak düşünülmüş ve yüksek bir dağla çevrelenmiş düzenlenmiş bir resmi geliştirdi.
Bu geleneğe göre, dünya yedi (dairesel) bölgeye bölündü
Yedi bölgedeki egemenliğin İran kahramanları tarafından elde edildiği iddia edildi. Bu nedenle, “yedi bölgenin kralı” anlamına gelen birkaç ifade “İran kralı” ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. “Yedi bölge” kavramı, Hint-Aryan köklerine sahipti ve bazı iddialara rağmen, dünyayı kozmosun orta seviyesini oluşturan ve yerleşmiş dört bölgeyle çevrilmiştir.
Bu bölgeler
Birincisi Arazahi,
ikinci Savahi,
üçüncü Fradadhafshu ,
dördüncü Vidadafšü,
beşinci Vaurubarst,
altıncı Vourujarst,
ve dünyanın merkezi olan yedinci, Ḵkoniras-e bāmi (görkemli rasoniras), dır.

Bundahišn metinlerinde güneş ay ve yıldızların hareketleri belirtilmiştir.
BÖLÜM 5. 
5. Doğuda yüz seksen diyafram (rojin), batıda ise yüz seksen Alburz vardır; ve güneş, her gün bir açıklıktan gelir ve bir açıklıktan çıkar; ve ayın ve takımyıldızların ve gezegenlerin tüm bağlantısı ve hareketi onunladır: her gün, gözle görüldüğü gibi, her zaman üç bölgeyi (karshwar) ve bir buçuku aydınlatır (veya ısıtır).
6. Ve her yıl iki kez, gündüz ve gece, (güneş) ilk derecesinden (khurdak) geçtiğinde, gündüz ve gece eşit, ilkbahar mevsimi olur;
Kalachang’ın (Yengeç) birinci derecesine ulaştığında, günün en güzel zamanıdır, yazın başlangıcıdır;
(khurdak) Tarachuk (Terazi)’ye ulaştığında, gündüz ve gece eşittir, sonbaharın başlangıcıdır;
Vahik (Oğlak) tabelasına ulaştığında gece en fazla, kış başlangıcıdır;
ve Varak’a (Koç) geldiğinde, gece ve gündüz, Varak’tan ileri gittiğinde olduğu gibi, yine eşitlenir.

7. Böylece Varak’a geri döndüğünde, üç yüz altmış günde ve beş Gatha gününde, bir ve aynı diyafram boyunca girip çıkıyor; diyaframdan bahsedilmedi, çünkü söylenseydi şeytanların sırrını biliyorlardı,

8.Güneşin en uzun gün geldiği oradan en kısa gün geldiği yer doğu doğu Savahi; en kısa günde gittiği yerden en kısa günde gittiği yerden Fradadhafshu ve Vidadafšü güney bölgelerinin yönü; en kısa günde gittiği yere en uzun günde girdiği yerden batı bölgesi Arazahi; en uzun günde girdiği oradan en uzun günde girdiği oradan kuzey bölgeleri olan Vaurubarst ve Vourujarst.

9.Güneş doğduğunda, Savahi, Fradadhafshu, Vidadafšü ve Ḵoniratha’nın yarısını; karanlık tarafa girdiğinde, Arazahi, Vaurubarst, Vourujarst.ve Ḵoniratha’nın yarı bölgelerini aydınlatıyor; Burada gündüz olduğunda gece orada.

OSMAN ATIF

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here