İbn Mesud radıyallahu anh’ ve ashâbtan bir topluluktan nakleder ki: “Allah Azze ve Celle’nin arşı suyun üzerindeydi, suyun yaratılmasından önce hiç bir şey yaratılmamıştı. Allah yaratıkları yaratmak isteyince sudan buhar meydana getirdi. Buhar suyun üzerinden yükseldi ve bu yükselen şeye yükseklik mânasına “sema” dedi. Sonra suyu katılaştırdı ve ondan bir tek yer meydana getirdi, sonra bu yerleri parçaladı ve onları iki günde; pazar ve pazartesi günü, yedi yer haline getirdi. Yeri Nun üzerinde yarattı ki Nun Allah Teâlâ’nın Kalem sûresinde: “Nûn ve Kaleme andolsun ki…” (Kalem, 1) söz konusu edilen Nundur. Nun sudadır. Su ise kayalığın üzerindedir. Kayalık hiç bir bitki bitirmeyen büyük bir taşın üzerindedir. Taş ise, bir meleğin sırtındadır, melek de bir kayanın üzerindedir kaya rüzgârdır. 
İşte Lokman’ın “Ne gök vardı ne yeryüzü. Nun hareket etti ve kımıldadı, yeryüzü sarsıldı ve üzerine dağlar çekilerek durduruldu bunun için dağlar yeryüzünün üzerine oturtulmuştur” diye bahsettiği kaya budur. 
Allah Teâlâ’nın: “Yeryüzünde sarsılmayasınız diye sabit dağlar meydana getirmiştir” (Nahl, 15 -16) âyetinde bahsettiği dağlardır. 
Allah dağları yeryüzünde yaratmış ve yeryüzünde halkın yiyeceği gıda maddelerini ve ağaçları da salı ve çarşamba günü olmak üzere iki günde yaratmıştır. 
“Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi.” (Bakara 29) Bu duman suyun buharlaşmasından olmuştu ve bir tek gök halinde idi, sonra onları parçaladı, perşembe ve cuma günleri iki günde yedi gök haline getirdi. 
Cuma gününe, Cum’a denmesinin sebebi Allah’ın o günde göklerle yeri birleştirmiş olmasındandır. 
“Allah bunun üzerine iki gün içinde yedi gök var etti ve her göğün işini kendisine bildirdi.” (Fussilet, 12) 
Allah her gökte meleklerle beraber oranın yaratıklarını yarattı, denizleri, dağları ve daha bizim bilmediğimiz şeyleri. Sonra dünya göğünü yıldızlarla süsledi ve onu şeytânlardan korunan bir korunak ve süs yaptı.” 
Sahih. Taberi (1/435, 20/141) 
Beyhaki el-Esma ve’s-Sıfat (807) 
İbn Huzeyme Tevhid (2/887) 
İbn Ebi Hatim (1/78) 
İbn Kesir (1/214) Kurtubi (1/256) 
Zehebi el-Uluv (187) 
Durru’l-Mensur (1/61) 
Elbani Muhtasaru’l-Uluv (s.75 no: 54)

Görüntünün olası içeriği: bulut, gökyüzü, yazı ve doğa

Bir kişi, Abdullah b. Abbas’ın yanına gelerek Kur’an-ı Kerimin bazı âyetlerini anlamakta güçlük çektiğini ona söylemiş ve bu âyetler içinde, göklerle yerin yaratılmasındaki sıralamayı belirten bu surenin âyetîeriyle Nâziat Suresinin yukarıda zikredilen âyetleri arasında bir farklılık olduğunu söylemiştir. Yani bu suredeki âyetlerin önce yerin yaratıldığım, Nâziat Süresindeki âyetlerin ise önce göğün yaratıldığını beyan ettiğini söylemiştir.
Abdullah b. Abbas (r.anhuma) bu kişiye şu cevabı vermiştir:
“Allah önce iki günde yeryüzünü yaratmış sonra iki günde de göğü yaratıp düzene koymuş, daha sonra da yeryüzünü iki gün içinde düzene koymuştur. Yeryüzünü düzene koymasından maksat ise, oradan sular çıkarma, otları bitirme, dağları, develeri, diğer hayvanları ve yerle gök arasında bulunan diğer varlıkları yaratmasıdır. İşte Nâziat suresindeki “Bundan (göğün yaratılmasından) sonra yeryüzünü düzgün bir şekle koydu.” (Naziat 30) ifadesinden maksat budur. 
Yani: Gökten önce yaratıların yerin, göğün yaratılmasından sonra düzene konmasıdır. Bu Fussılet suresinde geçen: “Yeri iki günde yaratan..” ifadesinden maksat, yeryüzünün gökten önce iki günde yaratılmasıdır. Yeryüzünü düzene koyması ve oradaki varlıkları yaratması ise, göklerin yaratılmasından sonraki iki günde olmuştur. Böylece yeryüzü tam dört günde gökler ise iki günde yaratılmıştır. 
(Buhari, K.Tefsir el-Kur’an, Sure: 41, bah: I)

Görüntünün olası içeriği: okyanus, bulut, gökyüzü, su, doğa ve açık hava

Ebû Zerr -Radıyallâhu anh-’ın rivâyet ettiği bir hadiste Peygamber -Sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Yedi kat gök ve yedi kat yer, Allah’ın kürsüsü yanında, ancak geniş, çöl bir yere bırakılmış bir halka gibidir. Arşın kürsüye üstünlüğü ise geniş çölün bu halkaya üstünlüğü gibidir.”
Sahihtir. Ahmed (5/178) 
Bezzar (160) 
İbn Ebi şeybe el-Arş (58) 
Ebu’ş-şeyh (1/206, 220) Taberi (3/12) 
İbn Hibban (361) 
Ebu Nuaym Hilye (1/166) 
Beyhaki el-Esma ve’s-Sıfat (2/149) 
Elbani Sahiha (109)

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, uçak ve doğa

İbn Ebi Hatim, Cubeyr b. Mut’im’den, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Muhakkak ki Allah arşının üzerindedir. Arşı göklerin üzerinde, gökler de şu şekilde parmaklarıyla kubbe gibi işaret yaparak – yeryüzünün üzerindedir.”
İsnadı zayıftır. Tarihu’t-Taberi (1/14) 
Ebu’ş-şeyh elAzamet (3/1053, 4/1399) 
Abdullah b. Ahmed esSunne (1093) 
Zehebi el-Uluv (s.99) Durru’l-Mensur (1/86) 
Ebu’l-Huseyn el-Malati et-Tenbih (s.104) israiliyattandır

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, açık hava ve doğa

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here