GÜNEŞ MERKEZLİ EVREN NEYİ DEĞİŞTİRDi
Yeni Evren Modeli ,Yeni bir insan ve yeni bir dünya modelinden başka birşey değildi.Aslında oluşturulmuş düşünce ve hayat ikliminde yaşayıp ,bunları kendimizin belirlediğini sanıyoruz.Dünyanın evrendeki konumu ile insanın varlıklar arasındaki yeri arasında sıkı bir bağ var.Dünyanın evrenin merkezi olması ve herşeyin onun etrafında dönmesi demek herşeyin insanin etrafında dönmesi demektir. Güneş,ay ve yıldızlar dünyanın efendisi insana hizmet için vardır.Böyle bir benlik algısına sahip insana hayatın anlamsız,varlığının önemsiz olduğunu hissettiremezlerdi.Onu; inançsizligin, hiçliğin , anlamsızlığın ve önemsizliğin,değersizliğin soğukluğuna itemezlerdi.
Kurguladıkları yeni evrende dünya bir hiçti.
İnsan ise ,hiçlik içinde daha büyük bir HİÇ.

“Böylece Yeri,geleneksel düşüncede yüklenmiş olan teolojik ve metafizik nitelemelerinden arındırarak sıradan bir gök nesnesi haline dönüştüren Kopernik,yeni bir evren modeli önerir.Bu modelde,merkezde Güneş , çevresinde sırasıyla Merkür, Venüs,Yer,Mars, Jüpiter ve Satürn yer alır.Bu farklı modeli ortaya koyan Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine adlı yapıtın yayınlanması, Rönesans’ın önemli olaylarından biri olmuştur.Aslında yarattığı sonuçlar dikkate alındığında bu yapıtın ,devrimci olmayan birçok yön barındırdığı görülecek ve aynı zamanda Dünya’nın hareket ettiği düşüncesi dışında,hemen her açıdan İlkçağ ve Ortaçağ astonom ve kozmologlarının çalışmalarına olan benzerliğiyle dikkatleri çekecektir. Bilime katkısına ilişkin olarak düşünce tarihi kesiti içinde Kopernik’e geniş bir açıdan bakıldığında,onun insanın evren görüşünün temelden değişmesine yol açan yaklaşım tarzının,kendi çağının bir ürünü olduğu ve bu çağdan bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği belirginleşecektir.Meydana getirilen yenilik,ne kadar büyük olursa olsun, tarihi devamlılığı kesintiye uğratan bir olay olamaz. Belirli bir gelişme sürecinde atılan bir adım,evrimsel düşünceler zincirindeki bir halka niteliğindedir,ama bu halkanın Kopernik’ te olduğu gibi istisnai bir öneme sahip olması mümkündür.Yine de Kopernik’in yapıtı YENİ BİR EVREN MODELİ OLARAK DEĞİL; İNSAN,DOĞA VE EVREN KAVRAYIŞININ YENİDEN İNŞASI ŞEKLİNDE DEĞERLENDİRİLEBİLİR.
BUNUNLA BİRLİKTE,BİR DÜŞÜNCE DEVRİMİ OLARAK KABUL EDİLEN BU DÖNÜŞÜM ,kendisinden önceki çağlarla olan benzerlikleri kadar, Ortaçağ ile Yeniçağ’ı birbirinden ayıran bir sınır taşı olmuştur.
Doğa karşısında Rönesans , Reform ve aydınlanma süreçleri sonucunda oluşan bu yeni tavır, İNSANIN DOĞA, EVREN ve İNSAN ALGISINI DA DEĞİŞTİRMİŞ VE HATTA BU ALGIYI CİDDİ ANLAMDA SARSMIŞTIR.
Çünkü geleneksel olarak TEOLOJİK VE METAFİZİK DÜŞÜNCE MOTİFLERİNDEN OLUŞAN BİR YAPI İÇERİSİNDE KENDİSİNİ TANRI’NIN EN ŞEREFLİ YARATIĞI KABUL EDEN İNSAN, ÜZERİNDE YAŞADIĞI DÜNYAYI DA EVRENİN MERKEZİNE KOYMAYI İHMAL ETMEMİŞTİR.
Bilimsel Devrim’in tamamlanmasıyla birlikte artık DÜNYA HERHANGİ BİR GÖK NESNESİ,İNSAN DA HERHANGİ BİR VARLIK KONUMUNA DÜŞMÜŞTÜR.
Bu yeni dünyanın yeniden tanımlanması ve her bir ögenin buradaki konumunun yeniden belirlenmesi gerekmiştir.Bu tanımlama ise usçu ve deneyci filozoflardan gelmiştir.”Ben bütün özü ve doğası düşünmek olan ve varolmak için hiçbir yere gereksinimi bulunmayan ve maddi hiçbir şeye bağlı olmayan bir cevherim.”Bu söylem , güçlü bir biçimde akla dikkat çekmektedir.Öyle ise yeni tavır değişikliği esasen düşünsel gelişmeye işaret eder,yani bu İNSANIN AKLINI, KENDİSİNİN EFENDİSİ DURUMUNA GETİRMESİ DEMEKTİR.Diğer bir deyişle artık tek dayanak ve tek mutlak güç ,akıl olmuştur.Bu yüzden takip eden yıllarda insanlar ,birbirine şunu söyleyeceklerdir:”Sapare aude!”.Artık bütün varlığı yöneten ve bilgiye dayalı olan yeni bir güç ortaya çıkmıştır.Bu doğrultuda, insanın yeni bir Dünyada yaşaması gerektiği anlaşılmıştır.Çünkü basit anlamıyla doğa olgularına başvurulduğunda ,teolojik ve metafizik kabullerle donatılmış Aristoteles’in doğa ve evren görüşünün yetersiz olduğu görülmüştür.Her şeyde olduğu kabul edilen düzenlilik artık yoktur ve bütün varlık hiyerarşisi yeniden düzenlenmelidir.”
GÜNEŞ MERKEZLİ EVREN ANLAYIŞI: KOPERNİK,KEPLER VE GALİLEO NEYİ DEĞİŞTİRDİ
Seda ÖZSOY-Gumuşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Bilim Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

“Sapare aude!”( ‘’Sapere Aude!’’ (Aklını kendin kullanma cesaretini göster — Bilmeye cesaret et.Aydınlanma Nedir, Immanuel Kant)
(Gerçekten Aydınlanma dedikleri yeni bir karanlık dönem ile insan kendi aklını kullanma cesaretini mi gösterdi.İnsan önüne konulan yeni otoriteleri, referansları onaylamaya devam ettiğine göre ,bu söz Yeni Dünya’da, yalnızca ilahi bilgiyi devredışı bırakmak için mi söylenmişti?)
Alime Gürdal
30.01.2020

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here