GÖKLERDE BİR SU DENİZİ YOKTUR….

Göklerde bir su denizinin olabileceği düşüncesi, eski Hint felsefesinden etkilenmiş olan bazı filozof ve mecnunların zaman zaman dile getirilmeye çalıştıkları nazariyelerdir. Semavi bildirimlerde böyle bir bilgi yoktur. Ancak Kur’an da, kâinatın yaratılış merhalesinde ki süreç ve kıyamet zamanında gerçekleşecek bir dizi olaylara ilişkin atıf vardır. Kur’an ayetlerini yorumlamaya kalkan bazı teorisyenler ayetlerin şu anki mevcut fiziki zamana işaret ettiğini iddia ederler. Ancak bu iddiaları mesnetsizdir. Semavi bildirimlerde bunu destekleyecek bir kanıt olmadığı gibi mevcut fizik kurallarına göre de bu iddiaları çöptür.

Bazı yıldızların suda dalgalanıyor gibi görünmesini sebebi, onların ışık saçan elektromanyetik bir bileşim (plazma) oluşlarıdır. Ayrıca atmosfer katmanlarını, dev bir elektromanyetik dalgalara (okyanuslara) benzetebiliriz. Elektromanyetik dalgaların bir ağırlığı yoktur, ancak bildiğimiz su öyle değildir. Elementi ağır olan suyun göklerde durabilmesi fizik kurallarınca da imkansızdır.

Diğer taraftan bazıları bu su denizinin gök kubbenin diğer tarafında olduğunu iddia etmekteler. Bu teoride yanlıştır. Bizim göklerde gördüğümüz tüm cisimler adı “Rakia” olan birinci gök kubbenin altındadır. Bu gök kubbenin diğer tarafında bulunan hiçbir nesneyi gözlemleyemeyiz. Dolayısı ile Kubbe şeklindeki bir cismin üzerinde suyun durabilmesi imkansızdır. Bu iddianın varacağı sonuç şudur, ikinci katmanın yani “Ed Dekma” bölgesinin tümüyle sularla kaplı olması demektir ki, buda Yecüc ve Mecüc kavimlerinin bir balık gibi suda yaşadığını iddia etmek demek olur…

Sonuç olarak; Düz dünya görüşünü savunan kimselerin böyle fantastik kurgulardan uzak durması gereklidir. Su sadece yer yüzü zemininde bulunur, göklerde değil. Ayrıca Allah, tüm kâinatın fiziki yapısını bize haber etmiştir. Yedi kat gök ve yedi kat yerden teşekkül olduğunu (yarattığını) ve her katmanda tıpkı insanlar gibi yaşayan bazı kavimlerin olduğunu bize bildirmiştir. Demek ki kâinat insan zihninin algılayabileceği fiziki bir boyuttadır. Yani bizler fiziki olarak tarifi yapılabilecek, farklı farklı fiziki katmanları olan, ahenkli bir bütünlüğe sahip, devasa muhteşem bir kâinatın içinde yaşıyoruz.

Bu kâinatın sınırları dışındaki alem ise, insan zihninin algılayamayacağı bir boyuttur.

Abdurrahman TORAMAN

04 Kasım 2020

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here