Ey; 2080 ve daha sonraki doğumlu insan daşım ve torunlarım…bizler 2020 yıllarında yaşamış cılız sesleri ile siz gelecek nesillere birtakım bilgileri aktarmaya çalışan küçük bir azınlığız.

Yaşadığımız yıllara gelinceye dek birçok islam bilgini, semavi verilere dayanarak birçok bilinmezliğe ışık tutmuşlardı. Bizlerde bu bilginlerin eserlerinden faydalanarak geçmiş ve geleceğe dair birtakım bilgilere sahip olduk, dolayısı ile sizin şuan içinde bulunduğunuz durumdan da haberdarız. Sizlerin çok daha çetin imtihanlara tabi olduğunuzu da biliyoruz, Allah yar ve yardımcınız olsun..

Bizim yaşadığımız yıllarda, kabul gören tüm “Bilim ve Teknolojik” gelişimler şeytani bir yapının kontrolünde idi. Bunu fırsata dönüştüren şeytanın uşakları, geliştirdikleri teknolojik materyaller sayesinde insanları büyülemiş ve onlara sahte mutluluk tohumları aşılayarak mutlu etmeyi başarmıştı. Böylece onları hayranlık ve şaşkınlık içerisinde bırakarak deccalist yapıyı yani yeni dünya düzenini bir yaşam biçimi olarak benimsetmişti. Ne olup bittiğinin farkına varamayan yeni nesil, bu teknolojik gelişimlerin büyüsüne kapılarak aslını ve geleceğini hatta dünyaya geliş sebebini dahi unutmuş durumdaydı.

Ey torun ve insandaşım, bizler asla teknolojik ve bilimsel gelişimlere karşı olmadık, sadece insan menfaatine ve gelecek nesillere hiçbir fayda sağlamayacak olan gelişimlerin karşısında olduk, bunun mücadelesini verdik.  Çünkü bu gelişimler insanoğluna asla huzur getirmiyor ve daha da köleleştiriyordu. Firavun devrine paralel kölelikte de çağ atlanıyor ve insanlar modern köleler haline getirilip daha büyük piramitler inşa ediliyordu… İşte azınlıkta olan bizler bunun farkınaydık.

Sanayileşmenin ardından, teknoloji ve dijital gelişimler…ve derken son olarak frekansların gücü keşfedilmişti. İşte bu frekansların keşfi, tıpkı diğer keşifler gibi insanlığın menfaatine ve faydasına kullanılması gerekiyordu ama maalesef öyle olmadı. İnsan neslini, mahremiyetini, aile yapısını sonlandırmaya yönelik kullanılmaya başlandı. İnsanların zihinleri bu frekanslar aracılığı ile hacklemeye başlandı.

Bu keşif, insan neslinin yer yüzünden silinip, onun yerine yeni ve şeytani bir türün hayat bulması anlamına geliyordu. Yani bu keşif, dünyada insan neslinin devamı ya da yok olması adına bir dönüm noktasıydı.

Virüs gibi türlü bahaneler öne sürerek geliştirdikleri nano çip ve aşıları sağlık adı altında insanların vücutlarına entegre ettiler. Bu cip ve aşılar aracılığı ile insanların zihinleri kontrol edilip her yaptığı iş gözlemlenip raporlanıyordu mahremiyet ortadan kalkmıştı.  Otoriter sistem gerek duyduğunda birçok kişiyi bu uzaktan sinyaller ile yaşamlarına dahi son veriyordu. Birçok insan geçte olsa bunun farkına vardı ancak yine de çok az bir kısmı hariç tümü bu cipleri taktırmak zorunda kaldı. Zorunda kaldı dedim çünkü bu iş artık kişinin gönül rıza lığından çıkmış, taktırmayan kişilere karşı otorite tarafından fiziki zorlamalar yerini almıştı. Hatta bu kişiler basın yayın ve medya aracılığı ile toplumda terörist olarak ilan edilmişlerdi. Artık dünyada iki grup insan vardı, çiplenen ve çiplenemeyen grup…

Ey torun..; Bu gelişimler başlıca; İnsan neslini yok etmek onları robotlaştırmak, Antarktika ötesini yani Yecüc Mecüc’e ait olan Ed dekma’yı istila etmek. İlahi bildirimleri karartmak ve deccala zemin hazırlamak adına adeta bir silah olarak kullanılmaktaydı.

Önceki asırlara nazaran, yani önceleri toplumları kontrol edebilmek adına kullanılan tüm sihir büyü ya da kılıç kalkan ya da barutla çalışan tüm harp teçhizatları çöp olmuş, yerini teknolojik frekans savaşları almıştı. İnsanlık tarihinin hiç sahip olmadığı en büyük kitle imha silahı ile karşı karşıyaydık ve deccal hala bir adım öndeydi.

Laboratuvar ortamlarda bilimsel yöntemlerle ve gizlice geliştirilip doğaya salınan bir takım manyetik sinyallerle tüm insanların zihinleri ve hareket kabiliyeti sonlandırılıp bir noktadan kontrol altına alınmaya çalışılmaktaydı. İnsancıl olarak hür ve özgür düşünebilmemize, aile yaşantımıza iradelerimize özgürlüğümüze kilit vurulmak isteniyordu.  Bizden sonraki nesillerin yani sizlerin, şeytana kul olmaması adına bir mücadele veriyorduk. Tek bir silahımız vardı oda kalemimiz…Umarım başara bilmişizdir…

Abdurrahman Toraman

08 Haziran 2020 -Fatsa/Kumru

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here