Göklerin ve yerin yaratılışında,gece ile gündüzün artarda gelişinde,insanlara yararlı şeyleri denizde taşıyıp götüren gemilerde, Allah’ın gökten indirdiği suda,o su ile ölü toprağı diriltmesinde,kıpırdayan her canlıyı yeryüzüne yaymasında, rüzgârların farklı yönlere esmesinde,gök ile yer arasında görevli bulutlarda, aklını kullanan bir topluluk için göstergeler  vardır.”(Bakara 2/164)

Göklerin ve yerin görkemli yaratılışı üzerinde düşünüldüğünde ancak üstün bir güç tarafından yaratıldığı her kes tarafından kavranabilecek bir gerçektir. Kuran-ı Kerim’in bir çok ayetinde insan kainat ayetleri üzerinde derin derin düşünmeye çağırılmaktadır.

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün peş peşe gelişinde içi temiz olanlar için âyetler vardır.”(Ali İmran 3/190) 

Gece ile gündüzün yaratılışı da böyledir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “De ki: “Ey hâkimiyeti elinde tutan Allah’ım! Yaptığın tercihe göre bir kişiye hâkimiyeti verir, tercihine göre bir kişiden hâkimiyeti alırsın. Tercihine göre kişiye güç ve kuvvet verir, yine tercihine göre kişiyi değersizleştirirsin. Bütün iyilikler senin elindedir. Sen her şeye bir ölçü koyarsın. Geceden alıp gündüze katarsın, gündüzden alıp geceye katarsın; ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Tercih ettiğin kişiye orantısız rızık verirsin.”(Ali İmran 3/26/27)

“İşte böyle, Allah geceyi gündüzün içine geçirir, gündüzü de gecenin içine geçirir. Allah işitir ve görür.”(Hacc 22/61)

Gece ve gündüz Allah tarafından yaratılmış birer varlıktırlar. Gece belirtisi olmayan bir varlıktır, hafif aydınlık ya da karanlıktır. Fakat gündüz mutlaka aydınlatıcıdır. Güneş ışınlarını ışığa çeviren bir varlıktır. Eğer gündüz denilen bir varlık yaratılmış olmasaydı güneş ışınları aydınlığa çevrilmezdi. Nitekim uzay gözlemlerinde güneş karanlığın içinde bir ateş topu gibi görünmekte ve etrafındaki hiç bir yeri aydınlatmamaktadır. Aydınlatan varlık “gündüz”dür, bir ayna gibi güneş ışınlarını aydınlığa çevirir. “Gündüz” ufkun altındaki güneş ışınlarını emer ve aydınlığa çevirir, bu yüzden güneşin hiç doğmadığı zamanda gündüz olduğu gözlemlenmektedir. Gündüz gecenin içerisine girer ve 24 saat oluşur. Fakat gece belirtisiz olduğu için, gündüzün gece etkisi görülmez. Aydınlatma özelliği gündüze ait olduğundan gece gündüzün altında bir varlıktır. Gece güneşten gelen ışınları aydınlığa çevirmez ve onları süzgeç gibi emer. Böylece tüm canlıların dinlenmesi için gerekli ortamı sağlar. Tüm bu uyum muhteşem bir yaratılıştır ve üzerinde düşünülmesi gereken ince olaylardır. Cenab-ı Hakkın tabiat ayetlerinden yağmur ile toprağın ve yarattıklarının can bulması ve nimetlenmesi ayetlerde şu şekilde anlatılmıştır: “Geceyi size örtü, uykuyu dinlenme, gündüzü de yeniden başlama vakti yapan odur. Gökten temiz bir su indirerek yapacağı  ikramdan önce bir müjdeci olarak rüzgarları gönderen odur. Bunu, ölü bir bölgeyi canlandıralım, yarattığımız en’amın (koyun, keçi, sığır ve deveyi) ve birçok insanın su ihtiyacını karşılayalım diye yaparız.”(Furkan 25/47-49) Doğa hep bir dönüşüm içerisindedir ve kainattaki uyumu yaratan Allah, kitabında yarattıklarını anlatmıştır. Bu Kuran’ın, bu uyumu yaratan yaratıcının kitabı olduğu işte bu kainat ayetleri ve Kuran-ı Kerim ayetleri bir araya getirilerek okunmasıyla anlaşılacaktır, bir çok bilgiye de böylece ulaşılacaktır.

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır

2 YORUMLAR

  1. Abdulaziz BAYINDIR gibi popüler olmuş insanların, dini ve astronomi konularda enteresan ve anlaşılmaz sözler sarf etmesi, halkta ne gibi bir artı oluşturuyor, yada neden halk tarafından benimsenip ilgi görüyor anlamış değilim, aslında bu durum, halkın içinde bulunduğu bilgi seviyesinin yerlerde süründüğünün bir göstergesi..
    Gözle görülen ve açıklaması, hem fiziki hemde duyu organlarımız ile mümkün olan doğal olaylar, dini argümanlar kullanılarak anlaşılması zor bir kalıbın içine sokmak ve içinden çıkılamaz mistik ifadelerle açıklamaya çalışmaktansa…konu hakkında bir bilgim yok demek daha erdemli bir davranış olurdu.
    – Kısaca bir kaç konuya değineyim, Gündüz ve gecenin oluşumuna sebep olan şey, sadece GÜNEŞ ve dünya üzerindeki dairesel hareketidir, hesi bu.. ( güneş ışınlarının gündüze çarpması yada aydınlık geceler diye birşey yoktur) güneş ışığını ulaştırabildiği yada ulaştıramadığı durumlar vardır..

    Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir. Yasin-38

    Güneşin hareketleri yukarı ve aşşağı olmak üzere değişiklik gösterir, sabit bir yörüngesi yoktur. Yaz aylarında merkeze yaklaşırken kışın ise uzaklaşır, izlediği bu dairevi dönüşü mevsimleri oluşturur. Kutuplarda 6 ay gündüze ve geceye yakın olması bundan dolayıdır.

    Dünyanın küre olduğuna iman eden kişilerin, düz dünyada gece ve gündüzün nasıl mümkün olduğunu idrak edemiyor oluşlarını ve bunun zor olduğunu anlayabiliyorum. Güneş ve ay sabit dünyadanın üzerinde dairevi bir yörüngede hareket eder, tıpkı değirmen taşı gibi. Bu harekette güneş dünyanın yarısını aydınlatırken diğer yarısı karanlıkta kalacak şekilde yaratılmıştır. Güneşin ufukta batıyor yada doğuyor oluşu tamamen perspektif ile alakalıdır. Ayrıca üstümüzde yoğun atmosfer gaz katmanları vardır ve bu gazlar güneş ışığını kırarak dünyanın diğer tarafına ulaşmasını engeller. Bu atmosfer katmanlar aynı zamanda içinde manyetik bir takım alanlarda barındırır ve gün batımlarında güneşin ışiğını süzerek kırar ve bizim onu kırmızı görmemize sebep olur, dahası ay tutulması zamanlarında da bu olay gerçekleşir. Ay ile güneş birbirlerine en uzak mesafede olduğu zamanlarda ise, güneş ışığını kısa bir süreliğine aya ulaştıramaz bu durumda da Ay tutulması gerçekleşir…

    Gelelim tefsirlerde “Gündüzün Geceden Çıkarılması” meselesine…

    Gündüzün, geceden çıkarılması ne demektir? Biz deriz ki: Bu, “Onu ondan ayırırız” demektir. Nitekim Arapça’da gecenin sonu gefip, gündüz başladığında, “Gündüz geceden insilâh oldu (sıyrıldı çıktı)” denilir. Yine “Allah onu ondan ayırdı, o da ondan ayrıldı” denilir. Fakat bu ifadede, min edatı getiritmeksizin kullanıp, meselâ denildiğinde, “O,sonuna erdi” demektir. Buna göre eğer, “Gecenin bizzat kendisi de bir ayettir. O halde ayette, “Biz ondan gündüzü sıyırıp çıkartırız” demesine ne gerek vardı?” denilirse, biz deriz ki: Bir şeyin faydaları ve güzellikleri, o şeyin ZIDDI ite ortaya çıkar. İşte bundan Ötürü Cenâb-ı Hak, GECEDEN bahsettiği her yerde, gündüzü de zikretmiştir.
    Cenab-ı Hak “Bir de bakarlar ki karanlığa girmişlerdir” buyurmuştur. Buradaki tza edatı, müfâce’e (ansızın oluşu göstermek) için olup, “Artık bundan sonra iş, onların elinde değil. Onlar o karanlığa ister istemez girerler” demektir. Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb,

    “Güneş de Bir Ayet…”

    “Güneş de kendi karargâhında akıp gitmektedir. Bu, aziz ve alîm olan (Allah)’m takdiridir” (Yasin, 38)

    Baştaki vâv’ın, atıf için olup, bunun “GECE” ye atfedilmiş olması muhtemeldir. Buna göre ayetin takdiri, “Kendisinden GÜNDÜZÜ sıyırıp çıkardığımız GECE onlar için bir ayettir. Keza güneş de, hareket etmektedir. Ayı da biz takdir ettik. Bütün bunlar birer AYETTİR” şeklindedir….

    Ayetteki, “Güneş de akıp gitmektedir” ifadesi, GÜNDÜZÜN çıkarılmasına SEBEP olan şeye işarettir. Çünkü güneş, karargâhına doğru hareket etmektedir ki, bu karargâh, güneşin batma zamanıdır. BÖYLECE gündüz de geceden sıyrılıp çıkmış olur.

    Sebebin zikredilmesinin FAYDASI ŞUDUR : Allah Teâlâ, “Biz geceden gündüzü sıyırıp çıkaranız” buyurunca, HERHANGİ BİR câhilin, “Gündüzün sıyrılıp çıkarılması, “ALLAH’DAN DEĞİL, ancak GÜNEŞİN bat ışındandır” demesi muhtemel olduğu İÇİN, “Güneş de, Allah’ın emriyle karargâhına doğru gitmektedir” buyurdu. Binâenaleyh güneşin batışı, gündüzün geceden, oyulup çıkarılmasının SEBEBİDİR…!! Böylece sebep zikredilerek, bu iddianın doğruluğu ortaya konulmuş olur.

    Şöyle de denebilir: “Güneş de kendi karargâhına akıp gitmektedir” ifadesi, geceden sonra gündüz nimetine bir İŞARETTİR. Buna göre Cenâb-ı Hak sanki, “Kendisinden gündüzü sıyırıp çıkardığımız gece onlar için bir ayettir” buyurunca…” güneşin HAREKET ETTİĞİNİ, gece sona erdiğinde ise güneşin doğduğunu “…gündüzün böylece, çeşitli faydalarıma yeniden geldiğini anlatmıştır…..Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb,

    Daha detaylı bilgiler için “Kur’an ışığında Astronomik deliller” adlı makalelerimizi takip edebilirsiniz..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here