Bulutlar yaratılmaktadır;
Gaşiye suresi 17. ayeti kerimesinde genelde tüm meallerde şöyle geçer: “Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı?”
Oysa ayetteki deve diye tercüme edilen “ibil” kelimesi, arapça da, eş anlamından dolayı, bulut anlamına da geldiğinden bir kısım müfessirler burada bulut mânasını tercih etmişlerdir. Araplar bulutu gebe dişiye benzetirler. 
[Bak. İbn Kuteybe, Garîbu’l-Kur’an. 5: Zemahşerî, VI/229; Fahrüddîn er-Râzî, XXXI/158; Kurtubî, el-Câmi’ li-Ahkâm e!-Kur’an, XX/35.]

Kuranda bulut kavramı şu şekillerde de geçmektedir.;
Gamam: Türkçe karşılığı üzüntü, keder yani toz, kül bulutu anlamında kullanılmıştır. (Bakara 210-Furkan 25)
Shb : Türkçe karşılığı sürüklenen yani yağmur yüklü bulutlar anlamında kullanılmıştır. (Bakara 164-Araf 57-Rad 12)
Muzni : Türkçe karşılığı karışım çözelti anlamındadır. Yağmur suyu saf su değildir. içinde değişik oranda klor, sülfat, demir, çinko, mangan, vb. gibi eser elementler, bazı amino asitler ve bitkiler için gübre olan nitratlar bulunur. Yani yağmur suyu bir çözelti, bir karışımdır. (Vakıa 69-70)
Musırat: Türkçe karşılığı Sıkıştırılan anlamındadır. Bulut olarak çevrilmiştir. (Nebe 14)

Kuranı Kerimde bulutlar Allah tarafından yaratılmakta, inşa edilmekte, oluşturulmaktadır. (Rad 12)
Bulutların oluşumu hakkında bugün bilim yetersiz kalmıştır. 
Biz şunu biliyoruz ki bulutların oluşumu, yığın yığın olması, sürüklenmesi ve yeryüzüne yağması başlı başına hayret verici büyük bir olaydır. Günlük yerden suyun buhar olarak yükselmesi ve yoğunlaşması tek başına bir izah sebebi değildir Bulutlar yerçekimi teorisinide çökertir. Çünkü bulutlar havada, Mississippi Nehri’ndeki su akışının 7 ila 15 katı su taşıyabiliyor. Missisippi Nehri yıllık ortalama olarak saniyede 16.000 Metreküp su taşımaktadır. Yani yaklaşık 160.000 ton suyun havada asılı olduğunu düşünün. Yerçekimi bunca ağırlığı neden çekemiyor. Çünkü yerçekimi diye bir şey yoktur.

Gökler yükseltilmiştir. Bu ayet bugün bilimin ortaya attığı evren düşüncesini reddetmektedir. Çünkü gökler yerden yükselmiştir. Genişleme yoktur. Gökler kat kattır. Dünya bir gökcismi değildir. Dünyamız boşluğun içinde bir zerre değildir. Aksine yerdedir. Bizler yeryüzünde bulunmaktayız. Dünyamız dönmemektedir ve küre değildir. Güneş, Ay ve diğer yıldızlar göktedir.

Dağlar dikilmiştir. Dağlar su üzerinde yayılmış olan yeri tutar. Sağlamdır ve sabittir. Dünyamız küre olmadığı gibi ortasında çekirdek yoktur. Dünyamızın yani yerin altı konusunda bilim yine çaresiz kalmıştır. Yerin altına 12 km kadar çukur açılabilmiştir. Antarktikada yerin altında birbirine bağlı göller bulunmuştur. Depremler fay hatlarının oynamasıyla, hareket etmesiyle meydana gelir. Eğer dünyamız dönse idi bir çok fay hattı aktifleşir ve sürekli zelzele olurdu. Dağlar ancak kıyamet gününde bulutlar gibi hareket edecekler ve pamuk gibi dağılacaklardır.

Yeryüzü yani arz yayılmıştır, uzatılmıştır, düzlenmiştir. Bir halı gibi serilmiştir. Hiç bir şekilde eğim görülmez. Ufuk çizgisi yükseldikçe bile daima göz hizasındadır. Sular düz bir zeminde durabilir. Suyun fiziksel yapısı gereği sıvı haldeyken akışkan haldeyken üzerinde bulunduğu yerin şeklini alır ama yüzeyi daima düzdür. Su asla bükülemez. Yeryüzü dağların (kıtaların) etrafı sularla çevrilidir.

Osman ATIF

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here