Ebû Bekr Ahmed b. Mûsâ b. el-Abbâs b. Mücâhid et-Temîmî (245/859, 324/936) Kıraat Alimi,

Bağdat’ta Sûkulataş mahallesinde doğdu. İbn Mücâhid’in kıraat ilmine yaptığı en önemli katkı, meşhur ve mütevâtir kabul edilen kıraatleri konunun otoritelerini ikna edecek kurrâ seçimiyle (Nâfi‘ b. Abdurrahman, Ebû Amr b. Alâ, Abdullah b. Âmir, Abdullah b. Kesîr, Âsım b. Behdele, Hamza b. Habîb, Ali b. Hamza el-Kisâî) Kitâbü’s-Sebʿa fi’l-ḳırâʾât adlı eserinde bir araya getirmiş olmasıdır.

İbn Mucahid diye meşhur kıraat imamı Ahmed b. Musa et-Temimî (v.324 h.) rahimehullah şöyle demiştir: “Şayet dünya küre şeklinde olsaydı, sular onun üzerinde durmazdı.” (İbn Atiyye Muharraru’l-Veciz (6/426))

Ebûbekir Muhammed b. Zekeriyyâ b. Yahyâ er-Râzî (251/865, 320/932). Kimyager, Hekim ve Filozof.

İran’ın Tahran şehri yakınlarında bulunan Rey’de dünyaya gelmiştir. Doktorluk, saray tabipliği, başhekimlik ve saray danışmanlığı görevlerinde bulunmuştur.

Ebûbekir Muhammed b. Zekeriyyâ b. Yahyâ er-Râzî , Arzın, Âlem’in ortasında (merkez/ vasat) olduğunu kabul ettiğine dair “fî illeti kıyâmi’l-erdı vesata’l-âlem (Dünya’nın feleğin tam ortasında bulunuşun sebebi hakkında)” bir eser atfedilir. (Bîrûnî, Fihrist, s.12.; Nedîm, Fihrist, s.358.)

Ebûbekir Râzî’ye göre Âlem’in merkezinde yani en ortasında bulunan Dünyâ’mız da dâirevi bir yapıya sahiptir. Varlık Âlem’inin ortasında Arz yani insanın yaşadığı dünya vardır. Dünya ise Tabiî Âlem’in yani tabiat’ın ortasındadır. Âlem, felek tarafından sınırlandırılan ve yine dairevi bir yapıya sahip olan; içinde cisimlerin bulunduğu yerdir. Arz ile Âlem’i kuşatan felek arasında boşluk (izâfî mekân) ve diğer cisimler bulunur. Felek ise Semâvî varlıkların (ki bunlar da cismânîdir) mahallidir. (Ebubekir Zekeriyyâ er-Râzî, “el-Medhâl ilâ ilmi’t-tıb” Nâsır Hüsrev, Zâdü’l-müsâfirîn, Ar.trc. Paulus Kraus, el-Kavl fi’l-Heyûlâ, s.225226.; , fi’l-İlmi’l-İlâhî, s.172,173. )

Ebü’l-Kāsım Abdullāh b. Ahmed b. Mahmûd el-Belhî el-Kâ‘bî (273 /886, 319/931) Mutezile ve Hanefi Alimi

Belh’te doğdu. Kabilesine nisbetle Kâ‘bî, doğduğu şehre atfen Belhî diye anılır. Ebü’l-Kâsım el-Belhî Dünyanın sâkin olduğunu çünkü her tarafı çevreleyen felekin merkezinde bulunduğunu söylemiştir. (Nîsâbûrî, Mesâ’il, 192. )

Ebû Hâşim Abdüsselâm b. Muhammed b. Abdilvehhâb el-Cübbâî  (277/890, 321/933) Mutezile Alimi

Ebû Ali el-Cübbâî’nin oğlu. Basra doğdu. Ebû Hâşim’e göre dünya düz ve sabittir. Şöyle ki, Yüce Allah onun her ânında sükûnlar yaratarak veya aşağı yarısı düşme eğilimi kazanırken, diğer yukarı yarısının yükselme eğilimi kazanabileceğini ve bu iki eşit eğilimin (dengelenmenin) dünyanın sâbitliğine yol açtığını söylemektedir. (Nîsâbûrî, Mesâ’il, 192. YÜZYIL KELÂM FİZİĞİNİN PROBLEMLERİ Kelâm Araştırmaları Dergisi Journal of Kalâm Researches [KADER-e-ISSN: 1309-2030] C.: 13, S.: 2 V.: 13, I.: 2 2015 [881] )

Ebû Abdillâh Muhammed b. Muhammed b. en-Nu‘mân Şeyh Müfîd (338/949,413/1022) Şia İmamiyye Alimi

Bağdat’ın kuzeydoğusundaki Ukberâ’da dünyaya geldi.Şeyh Müfid; Feleğin dünya ve çevresini kuşatıcı olduğunu söylemiştir. Güneş, ay ve yıldızların (nücûm) geri kalanı onun içine dâhildir. Dünya dairenin merkezindeki nokta gibi onun merkezidir.

Şeyh Müfid dünyanın dönmediği ve hareketsizliğini sadece kendi düşüncesi olarak değil, bu görüş Bu Ebü’l-Kâsım el-Belhî’nin ve birçok Ehlü’t-tevhîdin (Mutezilenin), ayrıca geçmişte yaşayanların birçoğunun ve astronomların görüşüdür şeklinde belirtmesi tüm islam alimlerinin bunun üzerinde icma etmiş olduğunu göstermektedir. Şeyh Müfîd, Evâilü’lmakâlât, ed. F. Zencânî (Tebriz: Mektebat Hakikat, AH 1335 (1951 veya 1952), s. 80. YÜZYIL KELÂM FİZİĞİNİN PROBLEMLERİ Kelâm Araştırmaları Dergisi Journal of Kalâm Researches [KADER-e-ISSN: 1309-2030] C.: 13, S.: 2 V.: 13, I.: 2 2015 [881]

Ebû Mansûr Abdülkāhir b. Tâhir b. Muhammed et-Temîmî el-Bağdâdî  (350/961, 429/1037) Eşari ve Şafii Alimi.

Bağdat doğumlu özellikle kelâm-mezhepler tarihi, fıkıh ve usulü, edebiyat ve matematikte üstat kabul edilmiş, Abdülkerîm el-Kuşeyrî ve Ebû Bekir el-Beyhakī başta olmak üzere devrindeki Horasan bilginlerinin çoğuna hocalık yapmış olan Abdükâhir el-Bağdâdî ehli sünnet akidesini ele aldığı el-Farḳ beyne’l-firaḳ adlı kitabının son kısmında, ehl-i sünnetin üzerinde icma etmiş olduğu, başka bir ifadeyle üzerinde tartışmasız bir konsensüs bulunan onbeş madde sayar. Onbeş maddenin ikincisinde:

2-Ehl-i Sünnet ve”l-Cemaat, yeryüzünün durduğu, sâkin olup hareket etmediği, hareketinin ise ancak ona ârız olan zelzele ve benzeri hâdiseler sebebiyle meydana geldiği husûsunda icmâ etmiştir.” (Ebu Mansur Abdulkahir el-Bağdadî, el-Fark Beyne”l-Fırak, sh. 330, Beyrut, tsz.) demiş ve bunun aksinin, yani güneşin sâbit, dünyanın onun etrafında hareketli olduğu bir sistemi de yaratmanın Allah için mümkün olduğunu söylemiştir. (Abdülkâhir el-Bağdâdî, Usûlü’d-dîn, Beyrut 1981, s. 41)

Bağdadiye göre ehli sünnet âlimlerin, dünyanın dönmediği fikrinde ittifak halinde olduklarını, dünyanın döndüğü fikrinin Dehrîlere (Materyalistlere) ait olduğunu ifade etmektedir. Dikkat edilmesi gereken husus, Bağdâdî’nin dünyanın dönmediği ve hareketsizliğini sadece kendi düşüncesi olarak değil, bir bütün olarak ehl-i sünnetin görüşü şeklinde takdim etmesi ve ehl-i sünnetin bunun üzerinde icma etmiş olduğunu belirtmesidir.

Ebû Reşîd Saîd b. Muhammed b. Hasen b. Hâtim en-Nîsâbûrî (dğ.360/970) Basra Mutezile Alimi

Cevher, yokluğu anında da cevherdir, yani ma‘dûma varlık niteliği atfedilebilir. Arazlar devamlı (bâki) olabilir. Âlemdeki bütün cisimlerin dört unsurdan (anâsır-ı erbaa) oluşması zaruri değildir. İlk bakışta çelişik gibi görünürse de hareketle sükûn ve lezzetle elem aynı cinstendir. Yer hareket halinde değil sükûn halindedir, yuvarlak değil düzdür (Ebû Reşîd en-Nîsâbûrî, el-Mesâʾil fi’l-ḫilâf, nâşirlerin girişi, s. 18-20).

Ebü’r-Reyhân Muhammed b. Ahmed el-Bîrûnî (362/973, 453/1061) Astronomi, Coğrafya Matematik Alimi

Özbekistan Hârizm’in merkezi Kâş’ta doğdu.Gazne de vefat etti. Astronomi, matematik, doğa bilimleri, coğrafya ve tarih alanında yüksek bir ilme sahiptir. Astronomi ve coğrafya ölçümleri için birçok alet geliştirmiştir. (piknometre, mekanik usturlap ve bazı harita projeksiyonları ) El-Asar’il-Bakiye an’il-Kuruni’I Haliye isimli kitabında Orta ve Yakın Doğu’da kullanılmakta olan takvim sistemlerini anlatmıştır. El-Kanunü’l-Mesudi kitabında ayrıntılı bir matematiksel coğrafya eseri yazmıştır.

Biruni Hindistan astronomisi üzerine yaptığı çalışmalardan etkilenmiştir. Hintli astronom Aryabhata’nın öğrencileri Dünya’nın döndüğünü, gökyüzünün ise hareketsiz kaldığını ileri sürmektedirler. Bu konuyu Kitab fi İstiab al-Wujuh al-mumkina fi San’at al-Asturlab (Usturlab’ın uygulanmasında tüm işlem yapma olasılıklarının suçlanması) adlı kitabında, yeryüzünün kendi çevresinde döndüğü ve hareketsiz olduğu üzerine iki varsayımın da ona göre çözülmesinin kolay olmadığını ve güçlükler yarattığını dile getirir.(s.190)

Biruni dünyanın sabit yada hakeretli oluşunu sorgulamıştır. Bu konuda şöyle demektedir: “Bazılarının görülebilen evrensel hareketin gökyüzüne değil, yeryüzüne bağlı olduğu inancını, yani çözülmesi güç bir problemi ve onun gerçekliğini belirlemek ya da onaylamak güçtür. Ayrıca hiç bir şekilde tersini ileri sürme ölçeğinin çizgileri üzerinde temellendirilebilen şeyler değildir ve ben burada geometrici ve astronomlara göndermeler yapıyorum; zira sadece evrensel hareket yeryüzüne ya da gökyüzüne bağlı olabilir; bu iki durum içinde o kendi bilimlerine dahil edilmez. Eğer bu (dünyanın kendi çevresinde döndüğü) inancının tersini söylemek ve bu belirsiz fikri çözümlemek mümkün olursa, bu ancak fizikçi olan filozoflar arasında gerçekleşecektir.”

Bîruni Al-Qanun al-Masudî (Masud Kanunu) kitabında belirttiği fikirlerine istinaden Dünya’nın kendi çevresinde döndüğü düşüncesini redderek kanaatını değiştirmiştir. Bîruni, Ptelamaios’un “eğer dünya kendi çevresinde batıdan doğuya doğru dönmüş olsaydı, aynı yönde uçan kuşlar bize hareketsiz görüneceklerdi’ sözünü anımsatarak başlıyor tartışmasına. Bîruni, bu dönüşün hızlılığı üzerinde yaptığı hesaplara dayanarak Dünya’nın kendi çevresinde döndüğü varsayımını reddedecektir. Ona göre ve bu sürattan çıkardığı hesaba göre; batıdan doğuya uçan bir kuş hem kendi ve hem de çok daha büyük olan Dünya’nın dönüş hızına sahib olacaktı. Oysa ki, rasathanede gözükmekte olan bu değildir. Böylelikle Bîruni Dünya’nın hareketsiz olduğu sonucuna varır.

(Ahmed Cebbar, Une Histoire de la Science Arabe (Entretiens avec Jean Rosmorduc), Editions du Seuil, Paris-2001, s.188-199)

Biruni dünyanın küre olmadığını ve ağır maddelerin yeryüzünün merkezine doğru hareket ettiğini şu sözlerle savunmuştur. “Sonra bilinmektedir ki temâsükü’l-kasrî (kavramak, tutmak, yapışmak,
bırakmamak) olmasaydı yeryüzünün cüzleri merkezin etrafında dönerdi. (Yeryüzü tam bir küre şeklini alırdı). Böyle olsaydı o zaman su bütün yönlerden yeryüzünü (küreyi) eşit bir şekilde kuşatırdı/kaplardı. Bu durum yaratılışın başlangıcı ile ilgili Tevrat’da hikâye edilen haldir. Yani yeryüzünün şekli harap ve bozuk iken Allah’ın rüzgârının suyun üzerinde gezinmesini kastediyorum. Bunun bir misline de Kur’ân’da, “Allah’ın arşı su üzerinde idi” Hûd, 7) ayetinde şahit olunmaktadır. Allah Teâlâ insanı yaratmak irade ettiğinde önce yeryüzünü halk etti. Yeryüzüne, tabiî şeklinin dışında bir şeklin oluşması için temâsükü programladı (efâde/öğretti).” ( Bîrûnî, 1962: 26, 27; Bîrûnî, 1967: 23, 24) 2

Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed b. Ebî Bekr b. Ferh el-Kurtubî (610/1214 671/1273) Selefi – Maliki

Endülüs Kurtuba’da dünyaya geldi. Tefsir, hadis, kıraat, fıkıh konularında yüksek bir ilme sahiptir. el-Câmi’li-Ahkâmi’l-Kur’ân’da Rad 3 ayetinin tefsirinde : Müslümanların ve Kitap ehlinin kabul ettiği görüş, yeryüzünün durduğu, sakin olduğu ve uzanıp döşenmiş olduğudur. Yeryüzünün hareketinin adeten meydana gelen zelzeleler ile ortaya çıktığı şeklindedir.

Kurtubi, döneminde dünyanın alemin merkezinde ve hareketsiz olduğunu sadece müslümanların değil tüm ehli kitabın icma ettiğini bildirmiştir.

Ebü’l-Fazl Adudüddîn Abdurrahmân b. Ahmed b. Abdilgaffâr el-Îcî (680/1281, 756/1355) Kelâm, usul ve dil âlimi, muhakkik.

Şîraz yakınlarındaki Îc’de doğdu. Hz. Ebû Bekir’in neslinden geldiği söylenen varlıklı bir aileye mensup olup babası doğduğu şehrin kadısı idi. Îcî’nin en önemli talebesi Sa‘deddin et-Teftâzânîdir.

Adududdin el-Îcî dünyanın düz olduğunu zikretmiş ve felsefecilerin dünyaya küre diye iddia ettiklerini belirtmiştir. (El-İcî el-Mevakif (s.199, 217, 219))

Ebû Abdillâh Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Arafe el-Vergammî et-Tûnisî (715/1316, 803/1401) Maliki

Tunus şehrinde doğdu. Araplaşmış Berberî kabilesi Vergamme’ye mensuptur. İlk eğitimini babasından ve Ebû Abdullah Muhammed b. Sa‘d el-Ensârî’den aldı. Daha sonra Tunus Kadısı İbn Abdüsselâm el-Hevvârî’den tefsir, fıkıh ve usûl-i fıkıh, muhaddis Vâdîâşî’den hadis, Ebû Abdullah Muhammed el-Âbüllî ve Ebû Abdullah İbnü’l-Habbâb’dan aklî ilimleri okudu. Tunus’ta vefat etti.

İbn Arafe el-Malikî: “Öncekiler dünyanın düz olduğunu, sonrakiler ise küre olduğunu söylediler” demiştir. (Tefsiru İbn Arafe (2/800))

Sa‘düddîn Mes‘ûd b. Fahriddîn Ömer b. Burhâniddîn Abdillâh el-Herevî el-Horâsânî et-Teftâzânî  (722/1322, 792/1390) Sufi – Hanefi

Horasan’da Nesâ yakınlarındaki Teftazân kasabasında doğmuştur. Sadüddin Teftazani ömrünün büyük bir kesimini bugünkü İran, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan bölgelerinde geçirmiştir. Semerkand’da vefat etmiştir

Teftâzânî güneş ve ayın hareketli arzın sabit olduğunu söylemiştir. “Dünya bir kısmı aydınlık diğer kısmı karanlık olan Güneşin bulunduğu konuma göre aydınlık ve karanlık yüzeyleri barındırır. Güneş kuzey burçlarında bulunduğunda gündüzler bu bölgede daha uzun olmaktadır. Bunun aksi durumunda ise süreç dünyanın güneyinde aynı şekilde zuhur etmektedir. Güneşin dünyaya dik açı ile geldiği zamandır. Bu itidal vakti ile yaz mevsimi yaşanmaktadır, itidal vaktinin ardından gelen mevsim ise kıştır. Her yaz ve kışın arasında sonbahar ve her kış ile yaz arasında ilkbahar vardır. Güneş kutupların hangi bölgesinde ise orada sürekli gündüz, aksi kutupta ise karanlık vardır. (et-Teftâzânî, 2011, II/354, 355, 356

Teftâzânî: “Astronomi ile ilgilenenler, doğudan batıya doğru hareket eden Güneş ve Ayı dikkatli izledikten sonra yedi cisim gördüler. Bunlar: Güneş, Ay, Zühal, Müşteri, Merih, Zühre ve Utarit’dir. . Teftâzânî’ye göre Güneş ve Ay’a “neyyireyn” diğerlerine “mütehayyire” denir. (et-Teftâzânî, 2011, II/33)

Osman ATIF

http://duzdunyamiz.com/dunyanin-sabit-olduguna-dair-ayetlerin-tefsiri-isfahani-1010-zemahseri-1144-ibn-rusd-1198-fahrettin-er-razi-1209-nisaburi-1328-semerkandi-1303/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here