NAZİAT SURESİ

30- Yeryüzünü yayıp döşedi.

Arap lügatinde, udhiye kelimesi; yumurtanın yayılmış yeri anlamına gelmektedir. (http://www.baheth.net/all.jsp).

İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor:
“Kâ’be, dünya yaratılmadan iki bin sene önce su üzerinde dört direk üzerine kuruldu. Sonra yeryüzü Kâ’benin altından yayıldı”

Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor:
“Allah Kâ’beyi yeryüzünü yaratmadan iki bin sene önce yarattı, dünyayı da oradan yaydı”
Taberi (24/208)

Katade rahimehullah dedi ki:
“Bundan sonra da yeryüzünü yaydı” dehâhâ; yayıp sermek demektir. Taberi (24/210)

Fahreddin Razi tefsirinde ayeti şu şekilde açıklar:
dehahe “onu yaydı” anlamındadır. 
Nitekim, Zeyd Ibn Amr Ibn Nufeyi şöyle demiştir: 
“Onu yaydı… Onun su yüzünde dümdüz olduğunu görünce de, onun üzerine (kazıklar misali) dağlar çaktı…”

Katade rahimehullah diğer rivayette şöyle demiştir:
“Bana ulaştığına göre dünya Mekke’den yayılmıştır”
Taberi (11/531)

Suyuti, Durru’l-Mensur’da dedi ki: Abd b. Humeyd ve İbn Ebi Hatim İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyorlar:
“Bir adam İbn Abbas’a dedi ki: 
Allah’ın kitabında iki ayet bir birine muhalif” 
İbn Abbas radıyallahu anhuma: 
“Sen bunu ancak görüşünle söylüyorsun, oku bakalım” dedi. 
Adam:
“De ki: “Arzı iki günde yaratan Allah’ı siz mi inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz?” (Fussilet 9) ayetinden 
“Çeşitli rızıklarını arayıp soranlar için tam dört günde takdir etmiş, sonra yaratmak için, gaz halinde bulunan gökyüzüne yönelmiştir” (Fussilet 11) 
ayetine kadar okudu. 
Sonra da “Bundan sonra da yeryüzünü yaydı” (Naziat 30) ayetini okudu. 
İbn Abbas radıyallahu anhuma şöyle cevap verdi:
“Yer, gök yaratılmadan önce yaratıldı. 
Sonra sema yaratıldı, 
sonra yer, sema yaratıldıktan sonra yayıldı. 
“Dehaha” sözü ancak yaymak, sermek demektir.” 
Durru’l-Mensur (8/412)

HİCR SURESİ

19- Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.

“Yeri de döşeyip yaydık” buyruğunda sözü edilen bu nimet, yüce Allah’ın nimetlerinden, kudretinin kemaline delâlet eden hususlardan birisidir.
ibn Abbas der ki: Biz arzı su üzerinde yaydık, demektir. Nitekim yüce Allah bir başka yerde: 
“Bundan sonra da yeri yayıp döşedik” (Nâziât, 79/30) 
diye buyurmaktadır. 
Bir başka yerde de: 
Yeri de Biz döşeyip-yaydık; ne güzel döşeyici(yiz)
(Zâriyât, 51/48) diye buyurmaktadır.

İşte bu buyruklar yerin küresel olduğunu iddia edenlerin kanaatlerini reddetmektedir ki buna dair açıklamalar daha önceden (er-Ra’d, 13/3. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.

Kurtubi- el-CÂMİ‘ li-AHKÂMİ’l-KUR’ÂN

RAD SURESİ

3- Ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır. Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır; geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.

Yüce Allah göklerdeki âyetleri (belgeleri) beyan ettikten sonra “yeri uzatıp döşeyen… O’dur” buyruğu İle yeryüzündeki âyetleri beyan etmektedir. 
Yani yeri enine, boyuna yayıp döşeyen O’dur. 
“Orada sabit dağlar… var eden” buyruğundaki; 
” Sabit..ler” kelimesinin tekili (v.b )dir. 
Çünkü yeryüzü dağlar vasıtası ile sebat bulmaktadır. 
da sebat bulmak anlamındadır. 
Antere der ki: 
“Ben bunu kesinlikle bilerek (nefsimi) buna sabrettirdim, o da sebat bulmaktadır. Korkağın canı (kaçacak yer bulmak için) bakınıp durduğunda.”

Şair Cemil de der ki: 
“Temellerini sapasağlam yerleştiren hakkı için yemin ederim, seviyorum onu, Öyle bir sevgiyle ki, alametleri ortaya çıktığında o (sevgi) gizlenir.”

İbn Abbas ve Atâ derler ki: Yeryüzünde var edilen ilk dağ, Ebu Kubeys dağıdır.

Bu âyet-i kerîme yeryüzünün küre gibi olduğunu iddia edenlerin kanaatleri ile yeryüzünün kapılarının yukarıdan aşağıya doğru üzerine düştüğünü İddia edenlerin kanaatlerini reddetmektedir. 
İbnu’r-Râvendî’nİn iddiasına göre yer aşağı doğru yuvarlanır gibi olmakla birlikte; yerin altında yukarı doğru yükselen rüzgarı andıran, yukarı doğru çıkan bir cisim de vardır. 
O bakımdan yukardan aşağı düşen ile aşağıdan yukarı doğru çıkan hacim ve güç itibariyle mutedil hale gelerek birbirleriyle uyum sağlamaktadırlar. 
Başkaları ise; yerin birisi yukardan aşağı doğru düşen, diğeri ise aşağıdan yukarı doğru çıkan iki cisimden meydana geldiğini iddia etmişlerdir. 
Böylelikle bu İki cisim arasında denge kurulmaktadır. İşte yeryüzünün durmasının sebebi budur. 
Müslümanların ve Kitap ehlinin kabul ettiği görüş, yeryüzünün durduğu, sakin olduğu ve uzanıp döşenmiş olduğudur. Yeryüzünün hareketinin adeten meydana gelen zelzeleler ile ortaya çıktığı şeklindedir.

Kurtubi- el-CÂMİ‘ li-AHKÂMİ’l-KUR’ÂN

İbn Atiyye el-Endülüsi dedi ki: “Medde’l-Arz” ifadesi dünyanın küre Şeklinde değil, yayılmış olmasını gerektirir. Şeriatın zahiri de budur.” İbn Atiyye, elMuharraru’l-Veciz (3/298)  

Suyuti Durru’l-Mensur’da diyor ki: Hakim, sahih kaydıyla İbn Abbas radıyallahu anhuma’nın Şöyle dediğini rivayet ediyor: “Allah mahlukatı yaratmayı dileyince rüzgarı gönderdi ve su dağılıp kuru yer ortaya çıktı. Burası Kabe’nin altıdır. Sonra Allah’ın dilediği uzunluk ve geniŞliğe ulaŞıncaya kadar dünyayı uzattı. Böylece yeryüzü sarsıldı. Buyurdu ki: “Bu benim elimdedir” Allah sağlam dağları direk olarak yerleştirdi. Ebu Kubeys yeryüzüne konan ilk dağ oldu.” Hakim (2/556) Hakim sahih demiş, Zehebi ise Talha b. Amr’ın zayıf olduğunu söylemiştir. Durru’l-Mensur (8/390)  

İbn Kesir dedi ki: “Medde’l-arz”: enine ve boyuna uzatıp genişletti demektir. İbn Kesir (4/431) 

Image result for ZARÄ°YAT 47

ZARİYAT SURESİ

47- Göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.
48- Yeri de Biz döşeyip-yaydık; ne güzel döşeyici(yiz).

Yüce Allah bu âyetleri “alamet ve belgeleri” açıkladıktan sonra “ve Biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik.” diye buyurarak; gökte de, yaratıcının kemal derecesinde herşeye kadir olduğunu gösteren âyetler (belgeler) ve ibretler vardır, diye buyurmakta ve “sema’nın durumunu Nuh kavminin kıssasına atfetmektedir. 
Çünkü her ikisi de birer âyet (delil, belge ve alemet)dir, 
“Kudret ve kuvvetle” buyruğu, İbn Abbas ve başkalarından gelen rivayete göre kuvvet ve kudretle diye açıklanmıştır. 
“Ve muhakkak Biz genişleticileriz.” 
İbn Abbas güç yetirenleriz, kudret sahibi olanlarız, diye açıklamıştır. 
Biz genişlik sahibi kimseleriz, diye de açıklanmıştır. 
Semayı ve başka varlıkları yaratmak dolayısıyla, yaratmayı dilediğimiz herhangi bir şey sebebiyle Bize darlık gelmesi sözkonusu değildir. 
Şöyle de açıklanmıştır: 
Bizler yarattıklarımızın rızıklarinı genişletenleriz. 
Bu açıklama da İbn Abbas’tan rivayet edilmiştir. 
el-Hasen: Güç yetirenleriz diye açıklamıştır. 
Yine ondan rivayete göre; 
Biz yağmur ile rızkı genişletenleriz, diye açıkladığı nakledilmiştir. 
ed-Dahhak dedi ki: 
Biz sizi zengin kılanlar, İhtiyaçtan kurtaranlarız, demektir. 
Bunun delili de: “Eli geniş olan kendi halince” (el-Bakara, 2/236) buyruğunda aynı kökten gelen lafzın “zengin olan” anlamında kullanılmış olmasıdır. 
el-Kutebi dedi ki: 
Biz yarattığımız varlıklar üzerinde geniş lütuf sahibiyiz, demektir. 
Anlamlar birbirlerine yakındır. 
Bizler sema ile arz arasında bir genişlik yarattık, diye de açıklanmıştır. 
el-Cevheri dedi ki: 
“Adam bolluk ve genişlik içinde oldu” demektir. 
Yüce Allah’ın: “Ve Biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak Biz genişleticileriz” buyruğunda da aynı anlamdadır. 
Yani biz muhtaç olmayan ve güç yetirenleriz demektir. 
Bu açıklama bütün görüşleri kapsamaktadır. 
“Yeri de döşedik.” 
Yani Biz yeri tıpkı bir döşek gibi suyun üzerinde yaydık ve uzattık. 
“Ne güzel döşeyenleriz!” 
Onlar İçin ne güzel döşeyenleriz hazırlayanlarız, demektir. Buradaki “Biz” çoğul zamiri ta’zim içindir. 
“Döşeği yaydım ve hazırladım” demektir, 
“İşlerin düzene koyulması ve düzeltilmesi” anlamındadır.

Kurtubi- el-CÂMİ‘ li-AHKÂMİ’l-KUR’ÂN

KAF SURESİ

7- Yeryüzünü; döşedik, yaydık ve oraya sağlam dağlar attık.

Katade dedi ki: “Yeri yaydık” diğer ayette: “Bundan sonra yeri yaydı” Bize anlatıldı ki: Şehirlerin anası Mekke’dir, yeryüzü Mekke’den uzatılarak yayılmıştır” Taberi (17/79) Durru’l-Mensur (5/69)  

İbn Abbas der ki: Biz arzı su üzerinde yaydık, demektir. Nitekim yüce Allah bir başka yerde: “Bundan sonra da yeri yayıp döşedik” (en-Nâziât, 79/30) diye buyurmaktadır. Bir başka yerde de: ‘Yeri de yayıp döşedik, ne güzel düzleyicileriz biz” (ez-Zâriyât, 51/48) diye buyurmaktadır.

İşte bu buyruklar yerin küresel olduğunu iddia edenlerin kanaatlerini reddetmektedir ki buna dair açıklamalar daha önceden (er-Ra’d, 13/3. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır

Kurtubi- el-CÂMİ‘ li-AHKÂMİ’l-KUR’ÂN

GAŞİYE SURESİ

20- Yeryüzü, nasıl düzleştirilmiş

Taberi, Katade’den Şöyle dediğini rivayet ediyor: “Yere bakmazlar mı, nasıl yayılıp döşendi” yani serildi demektir.İsnadı hasendir.

Kurtubi, İbn Ebi Hatim, Begavi, Vahidi, Sa’lebi, Sem’anî, ve İbn Kesir dediler ki: “Ve yerin nasıl yayılıp döşendiğine” Yayılıp, uzatıldığına.

Kurtubi (20/36) İbn Kesir (8/387)

İbn Atiyye şöyle demiştir: “Ayetin zahiri dünyanın düz olduğunu, küre şeklinde olmadığını göstermektedir. İlim ehlinin görüşü de budur. Küre şeklinde olduğuna dair görüş, her ne kadar dinin rükünlerinden bir rüknü eksiltmese de şeriat alimlerinin sabit bulmadığı bir görüştür.” İbn Atiyye, el-Muharraru’l-Veciz (5/446)  

İmam Suyuti, Celaleyn tefsirinde şöyle demiştir: “Sütihat (yayma) (سُطِحَ تْ ): ‘dümdüz yapılmış’ ifadesi yeryüzünün ‘düz’ oluşunun apaçık delilidir; Şeriat âlimleri bu görüştedirler; astronomi âlimlerinin iddia ettikleri gibi ‘küresel’ değil! Bununla birlikte, bu inanç (yani dünyanın küre şeklinde olması), şeriatın temellerinden birini nakzetmez.” Süyûtî, Tefsîrü’l-Celâleyn, İstanbul 1980, II, 261.

NUH SURESİ

19- Yeryüzünü sizin için geniş bir mekân kıldı. 

Kurtubi dedi ki: Allah, yeri sizin için bir sergi” gibi yayılmış halde “kılmıştır.

Begavi “Sizin için yeri yayıp serdi” demektir” demiştir. Tefsiru’l-Begavi (8/231)  

Ragıp el isfahani Müfredat kitabında “Besate”: bir şeyi yaymak ve genişletmektir. Bazen bu her iki anlamda da kullanılır. Bazen de bu anlamlardan biri kastedilerek kullanılır. Besate’s-sevb: elbiseyi sermek anlamına gelir. Bisat: sergi de bu köktendir. Her serilen şey bisat adını alır. Bu yüzden Allah: “Yeryüzünü de sizin için yayan O’dur” (Nuh 19) buyurmuştur. Bu ayette geçen bisat, geniş yer demektir.” Ragıb, Mufradat (1/135) 

ZUHRUF SURESİ

10 – Size Yeryüzünü döşek kılan..,

Taberi, Süddi’nin Şöyle dediğini rivayet ediyor: “Yeryüzünü sizin için düz kılan” yani sergi kılan demektir. Taberi (21/572) 

Begavi ve Kurtubi de “Sergi ve yaygı” olarak açıklamıştır. Kurtubi (16/64) Begavi (5/277) 

BAKARA SURESİ

22- O ki; Yeryüzünü sizin için döşek kıldı.                                           

İbn Abbas, İbn Mesud ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabelerinden bir grup şöyle dediler: “Sizin için yeryüzünü bir yaygı kıldı”: üzerinde yürünebilen, düz ve yerleşilen mekan kıldı demektir. Katade dedi ki: “Sizin için yaygı kıldı”: sizin için düzlük kıldı demektir. Er-Rebi b. Enes dedi ki: “Yeryüzünü sizin için yaygı kıldı” Yani düzlük kıldı” demektir. Taberi (1/365-366) Durru’l-Mensur (1/85)  

NEBE SURESİ

6 – Yeryüzünü döşek kılmadık mı? 

Taberi İbn Abbas, İbn Mesud ve bir grup sahabeden, rivayet ediyorlar: “Yeryüzünü size düzlük kılan”: Bu üzerinde yürünen döşek ve yerleşilen düzlüktür.” Taberi (1/365) 

İbn Teymiye dedi ki: “Allah Teala Kitabında yeryüzünün yaygı, semanın onun üzerinde çadır gibi yuvarlak kubbe olduğunu yeryüzünün ise döşek ve sergi (düz) kılındığını haber vermiştir.” Beyanu Telbisi Cehmiyye (2/214)

ŞEMS SURESİ

6 -Yeryüzü ve onu yayıp

İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan: “Tahaha”: yaymak demektir. Hakim (2/571)  

Hasen el-Basri ve Mucahid dedi ki: “Ve ma tahaha: yaymak demektir” Taberi (24/454) Kurtubi (20/74) Durru’l-Mensur (8/529) İbn Kesir (8/411)  

İbn Zeyd dedi ki: “Tahaha serip yaymak demektir” Taberi (24/454) İbn Kesir (8/411)  

Osman ATIF

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here