Bir söyleşiye dair;

    0
    1 views

    İnsanoğlunun geleceğe dair kaderi, doğa ile barışık olmak ve onu tanımaktan geçer, bu yönde ilerleyişi mutlak suretle yapacağı icatlara bağlıdır. Doğanın gücünü keşfedip insanlığın hizmetine sunabilmek bir ilim işi olmakla birlikte ihlaslı olmayı da gerektirir. Bu ikisi aynı anda olmayan ilerleyiş insanlık için bir sonun başlangıcıdır.

    Topluma bilimsellik adı altında önlerine konulan ve doğruluğu hiçbir zaman ispat edilememiş yüzlerce binlerce FİKİR görüş ve TEORİLER vardır. Güneş merkezli evren, big-bang- evrim teorisi gibi. Bunlar birer teori ve varsayımdan öteye geçememiş durumdayken, bunun Aksini iddia edenlere karşı, toplum ve akademik çevreler tarafından bir alay ve BİR aşağılamanın söz konusu olduğunu görmekteyiz.

    Oysaki topluma bilim adamı olarak takdim edilmiş olan kimselerin ortaya koydukları TEK şey… fikir ve düşünceler bütünüdür. Bunun böyle olduğunu araştıran herkes görür. Nikola Tesla’yı istisna ederek, mesela Galileo ve Einstein gibi kimselerin bilim adına ortaya koydukları hiçbir materyal icatları yoktur. Bunlara nasıl bilim adamı denir? Toplumun bilim anlayışı da maalesef tezatlarla doludur.

    Bu adamların hiç biri bilim adamı değil,  ŞAİR OLAN filozof edebiyatçılardır.  Bu kimseler yaşadıkları devirlerde halk dilini ve edebiyatını çok iyi kullanan kimselerdi, bu sayede toplum tarafından tüm ifadeleri karşılık görüyordu hepsi bu. Ve o yıllarda bu kimselerin sözlerini ve iddialarının doğruluğunu ya da yanlışlığını tespit edebilecek teknolojik bir mekanizma da yoktu. Bu şairlerin bir kısmı yer merkezli evren modelini savunurken bir kısmı da güneş merkezli evren modelini savunmuşlardır.

    Bu düşüncelerini bina etmede kullandıkları metot ise tamimiyle o günün teolojik din yapısına uygun olan düşünce, ya da kendi şahsi fikirleridir.

    Bugün bilim adına bu şairlerle yol almak mümkün değildir. Ayrıca diğer taraftan bizler bu Yunan filozofların ismini de ezberlemek zorunda değiliz, zira buna da bilim deniliyor.

    Konuyu biraz daha açacak olursak mesela Newton, teorisini Kepler’in çalışmaları üzerine inşa etmiştir. Kepler astronomi gök cisimlerinin hareketleri izleyerek ortaya bazı fikirler atmıştır. Oysaki gök cisimlerinin hareketleri ile yeryüzünde bulunan cisimlerin hareketleri arasında çok büyük fark vardır.

    Bugün geldiğimiz nokta, Aya dahi çıkılmamışken uzay ötesi katmanlar ve durumları hakkında konuşmak bilimsellik değil, abesle iştigal olmaktır.

    Yine günümüz bilimi ve teknolojik imkânlar, semavi bilgilerin evrene dair ortaya koyduğu hiçbir bilginin aksini ispat edememiş, çürütülememiş ve bundan aciz kalmış durumdadır.

    Bizler toplumun kabul gördüğü mevcut teorilere cevaplar verirken, bunu asla kendi aklımızı ve mantığımızı ön plana çıkararak yapmıyoruz. Gelişen teknolojik imkânları seferber ederek yapıyoruz.

    Dolayısı ile diğer taraftan doğaya dair kesin bilgilere ulaşabilmek ancak onu yoktan var edenin ilahi mesajları ışığında ortaya konulabileceğine inanıyoruz. Nitekim Teknoloji kullanarak ulaştığımız bilgilerde zaten bize bu gerçeği teyid edip doğrulamaktadır.

    Geçmişte İslam bilginleri bu metodu kullanarak birçok bilinmezliğe cevap vermişlerdir. Ancak o günün şartları göz önüne alındığında ortaya koyamadıkları tek şey, teknolojik araç ve gereçler idi.

    Günümüzde ise artık biz diyoruz ki; “Teknoloji ve bilim elitlerin elinde kurumsal olmaktan kurtulup, özgürleşip bireyselleştikçe” görüyoruz ki, yaptığımız tüm gözlem ve deneyler o günkü İslam bilginlerinin sözel olarak ifade ettiği bilgileri doğruluyor…

    Tüm kâinatın şekli konusunda ise bugün kabul edilen görüş, güneş merkezli evren modelidir. Bu model Kainatın yaratıcısını dikkate almadan ortaya atılmış hurafe, mistik ve şeytani aklına dayalı olan varsayımlar olup, ilimsel ve bilimsel değildir.. 

    Yunan filozoflarının evrene dair ortaya koydukları tüm argümanlar bugün teknolojinin gelişmesi ile birlikte duvara toslamıştır, ve bu bilgilerin doğruluğu yönünde Israr etmenin hiçbir anlamı yoktur.

    Buradan işaretle şu konulara yönlenebilirsiniz..  Bilim nedir, din nedir, Size taktim edilen bilim adamları asılda kimdir.. neden fikirleri insanlığa bir şekilde kabul ettirilmek isteniyor, Gerçekte buda bir din değil midir.

    Efendim Konuyu biraz daha sadeleştirecek olursak mesela bakın bugün insanlara sanal ortamlarda TV radyo ve basın yayın yoluyla bilimsel bir sentez topluma sunduğunda, insanlar bunu hemen bir din gibi kabullenip hayatlarına aktarmakta hiçbir sakınca görmüyor doğruluğundan da asla şüphe etmiyorlar neden, çünkü bilim öyle söylüyor.. şu algılara bakar mısınız..

    Diğer taraftan adama.! “bizlerin bir yaratıcısı var biliyor musun? denildiğinde adam şöyle bir duruyor ve “acaba” diye biliyor. “Öldükten sonra dirilmek var hesap günü var sakın kul hakkına girme” diyorsun adam hiç tınlamıyor bile… Ne den.. Çünkü konu bilimsel değil. Anladınız değil mi? İnsanlara yalan yanlış şeyleri, bu bilimsel bir tespittir dediğinizde ve medyayla güncellediğiniz de iş bitiyor. Bu bilgiler tabiri caizse bir din gibi hatta dinden daha da öte bir iç güdüyle toplum tarafından bir şekilde kabul görülüyor.. Aksini düşünenler gerici ve yobaz ilan ediliyor.

    Teknolojiyi bilmem ama…. ilim, bilim ve din kimsenin patentli bir malı değildir. Teknolojiyi paranızla elde edebilirsiniz, fakat İlimi, bilimi ve dini ise asla. Bunları sadece hisbe teşkilatlarınızı kullanarak fiziki bir şekilde hapsedebilirsiniz o kadar.

    Bunu neden söyledim..!

    Bizler acizane şunu öğrendik, bakın lütfen buraya dikkat edin.. bizler bilmediğimizi öğrendik.. yanlış şeyler öğretildiğimizi ve hatta bilinçli bir akıl tarafından sistematik bir metotla bu yanlış şeyleri bir din gibi kabul edilmeye zorlandığımızı öğrendik.

    Buradaki zorlanmaktan kastedilen şey sadece bildiğiniz anlamdaki fiziki bir zorlanmak değildir. Buna bilinçaltı algı yöntemleri ile olan zorlamalar diyebiliriz. Bunun gücünü ve toplum üzerindeki etkilerini aklını kullanabilenler için idraki hiçte zor değildir.

    Günümüzde bilim ile dinin çatışabileceği yönünde söylemler vardır. Bana göre bu asla doğru bir yaklaşım değildir ve kasıtlıdır. Dinimiz ilime, bilime ve araştırmaya çok büyük önem vermiştir. Konunun detaylarına girmek çokça zamanımızı alır. Önemli bazı noktalara işaret edecek olursak. Dinimizde olmayan paganist hurafe bilgiler ve görsel şölenler adeta dindenmiş gibi gösterilerek halka sunum yapıldı. Temel dini bilgilerden yoksun olan halkın bir bölümü böylece saparken. Bir bölümü de haklı olarak.. eğer islam dini bu ise aman aman benden uzak olsun diyerek adeta islam kelimesinin dahi düşmanı durumuna getirildiler…

    Sonuç olarak, Siz kabul etmeseniz de, bizler öğrendiğimiz ya da ulaşabildiğimiz doğru bilgileri sizlere olduğu gibi aktarmaya çalışıyoruz. Bunu hiçbir menfaat ya da bir ücret karşılığın dada yapmıyoruz. Siyasi bir gücümüz ya da zengin bir dayımız da yok, tek sermayemiz ve gücümüz kalemimizdir.. Son olarak diyoruz ki;

    Sözdür bizim sermayemiz, sözle düşünür, sözle karar veririz, Ve sözdür bizim silahımız, bir sözle kalp kırar, bir sözle gönül alırız. Ve bir sözle yaşar, bir sözle ölümsüz oluruz. Allah’a emanet olunuz.

    Abdurrrahman TORAMAN 05 EYLÜL 2019

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here