Bir söyleşiye dair;

0
30

İnsanoğlunun geleceğe dair kaderi, doğa ile barışık olmak ve onu tanımaktan geçer, bu yönde ilerleyişi mutlak suretle yapacağı icatlara bağlıdır. Doğanın gücünü keşfedip insanlığın hizmetine sunabilmek bir ilim işi olmakla birlikte ihlaslı olmayı da gerektirir. Bu ikisi aynı anda olmayan ilerleyiş insanlık için bir sonun başlangıcıdır.

Topluma bilimsellik adı altında önlerine konulan ve doğruluğu hiçbir zaman ispat edilememiş yüzlerce binlerce FİKİR görüş ve TEORİLER vardır. Güneş merkezli evren, big-bang- evrim teorisi gibi. Bunlar birer teori ve varsayımdan öteye geçememiş durumdayken, bunun Aksini iddia edenlere karşı, toplum ve akademik çevreler tarafından bir alay ve BİR aşağılamanın söz konusu olduğunu görmekteyiz.

Oysaki topluma bilim adamı olarak takdim edilmiş olan kimselerin ortaya koydukları TEK şey… fikir ve düşünceler bütünüdür. Bunun böyle olduğunu araştıran herkes görür. Nikola Tesla’yı istisna ederek, mesela Galileo ve Einstein gibi kimselerin bilim adına ortaya koydukları hiçbir materyal icatları yoktur. Bunlara nasıl bilim adamı denir? Toplumun bilim anlayışı da maalesef tezatlarla doludur.

Hatta bu kimselerin bilim adına takip ettiği kişiler geçmişte yaşamış olan Yunan filozoflarıdır ve bilinmelidir ki bunların hiç biri bilim adamı değil birer ŞAİR OLAN filozof edebiyatçıları dır. Bu kimseler yaşadıkları devirlerde halk dilini ve edebiyatını çok iyi kullanan kimselerdi, bu sayede toplum tarafından ifadeleri karşılık görüyordu o kadar. Ve o yıllarda bu kimselerin sözlerini ve iddialarının doğruluğunu ya da yanlışlığını tespit edebilecek bilimsel bir mekanizma yoktu. Bu şairlerin bir kısmı yer merkezli evren modelini savunurken bir kısmı da güneş merkezli evren modelini savunmuşlardır.

Bu düşüncelerini bina etmede kullandıkları metot ise tamimiyle o günün teolojik din yapısına uygun olan düşünce, ya da kendi şahsi fikirleridir.

Bugün bilim adına bu şairlerle yol almak mümkün değildir. Ayrıca diğer taraftan bizler bu Yunan filozofların ismini de ezberlemek zorunda değiliz, zira buna da bilim deniliyor.

Konuyu biraz daha açacak olursak mesela Newton, teorisini Kepler’in çalışmaları üzerine inşa etmiştir. Kepler astronomi gök cisimlerinin hareketleri izleyerek ortaya bazı fikirler atmıştır. Oysaki gök cisimlerinin hareketleri ile yeryüzünde bulunan cisimlerin hareketleri arasında çok büyük fark vardır.

Bugün ki geldiğimiz nokta da Aya dahi çıkılmamışken uzay ötesi katmanlar ve durumları hakkında konuşmak bilimsellik değil, abesle iştigal olmaktır.

Yine günümüz bilimi ve teknolojik imkânlar, dinin evrene dair ortaya koyduğu hiçbir bilginin aksini ispat edememiş ve çürütülememiş durumdadır.

Bizler toplumun kabul gördüğü mevcut teorilere cevaplar verirken bunu asla kendi aklımızı ve mantığımızı ön plana çıkararak yapmıyoruz. Gelişen teknolojik imkânları seferber ederek yapıyoruz.

Dolayısı ile diğer taraftan doğaya dair kesin bilgilere ulaşabilmek ancak onu yoktan var edenin ilahi mesajları ışığında ortaya konulabileceğine inanıyoruz. Nitekim Teknoloji kullanarak ulaştığımız bilgilerde zaten bize bu gerçeği teyid edip doğrulamaktadır.

Geçmişte İslam bilginleri bu metodu kullanarak birçok bilinmezliğe cevap vermişlerdir. O günün şartları göz önüne alındığında ortaya koyamadıkları tek şey, teknolojik araç ve gereçler idi.

Günümüzde ise artık biz diyoruz ki; Teknoloji gelişip kurumsallıktan kurtulup bireyselleştikçe görüyoruz ki, yapılan tüm gözlem ve deneyler, o günkü İslam bilginlerin sözel olarak ifade ettikleri gerçek bilgileri doğrular niteliktedir.

Tüm kâinatın şekli konusunda bugün kabul edilen görüş, güneş merkezli evren modelidir. Bu görüş ve model Kainatın yaratıcısını dikkate alınılmadan, ortaya konmuş ve tamimiyle insan aklına dayalıdır. Ve bu modeli destekleyen tek şey hayali ve mistik varsayımlardır, ilmsel ve bilimsel değildir.

Yunan filozoflarının evrene dair ortaya koydukları tüm argümanlar bugün teknolojinin gelişmesi ile birlikte duvara toslamıştır, ve bu bilgilerin doğruluğu yönünde Israr etmenin hiçbir anlamı yoktur.

Buradan işaretle şu iki konudan birine yönelelim. Bilim dinine ya da Bilim adamların asılda kim olduğuna velev ki bu bilgiler insanlığa zorla kabul ettirilmeye çalışılan bir din haline getirilmeye. Peki nedir onun adı “BİLİM DİNİ”

Efendim Konuyu biraz daha sadeleştirecek olursak mesela bakın bugün insanlara sanal ortamlarda TV radyo basın yayın yoluyla bilimsel bir sentez topluma sunduğunda insanlar bunu hemen kabullenip hayatlarına aktarmakta hiçbir sakınca görmüyor doğruluğundan şüphe etmiyor neden, çünkü bilim öyle söylüyor. .algılara bakınız .

Diğer taraftan adama.! “bizlerin bir yaratıcısı var biliyor musun?denildiğinde adam şöyle bir duruyor ve “acaba” diye biliyor. “Öldükten sonra dirilmek var hesap günü var sakın kul hakkına girme” diyorsun adam hiç tınlamıyor bile…. Ne den.. Çünkü konu bilimsel değil. Anladınız değilmi? İnsanlara yalan yanlış şeyleri, bu bilimsel bir tespittir dediğinizde ve medyayla güncellediğiniz de iş bitiyor. Bu bilgilere tabiri caizse bir din gibi hatta daha da öte bir algıyla toplum tarafından kabul görüyor. Aksini düşünenler gerici ve yobaz ilan ediliyor.

Teknoloji yi bilmem ama…. ilim, bilim ve din kimsenin patentli bir malı değildir. Teknolojiyi paranızla elde edebilirsiniz, fakat İlimi, bilimi ve dini ise asla. Sadece hisbe teşkilatlarınızı kullanarak fiziki olarak hapsedebilirsiniz o kadar.

Bunu neden söyledim..!

Bizler acizane şunu öğrendik, bakın lütfen buraya dikkat edin.. bizler bilmediğimizi öğrendik.. yanlış şeyler öğretildiğimizi ve hatta bilinçli bir akıl tarafından sistematik bir metotla bu yanlış şeyleri bir din gibi kabul edilmeye zorlandığımızı öğrendik.

Buradaki zorlanmak bildiğimiz anlamdaki fiziki bir zorlanmak değildir. Buna bilinçaltı algı yöntemleri ile olan bir zorlama diyebiliriz. Bunun örnekleri ve toplum üzerindeki etkilerini aklını kullanabilenler için hiçte zor değildir.

Günümüzde bilim ile dinin çatışabileceği yönünde söylemler vardır. Bana göre bu asla doğru bir yaklaşım değildir ve kasıtlıdır. Dinimiz ilime ve bilime araştırmaya çok büyük önem vermiştir. Konunun detaylarına girmek çokça zamanımızı alır. Önemli bazı noktalara işaret edecek olursak. Dinimizde olmayan paganist hurafi bilgiler ve görsel şölenler dindenmiş gibi gösterilerek halka sunum yapıldı. Dini temel bilgilerden yoksun olan halkın bir bölümü böylece sapıtırken. Bir bölümü de haklı olarak.. eğer islam dini bu ise aman benden uzak olsun diyerek islam kelimesinin düşmanı durumuna getirildiler…

Sonuç olarak, Siz kabul etmeseniz de, bizler öğrendiğimiz ya da ulaşabildiğimiz bilgileri sizlere olduğu gibi aktarmaya çalışıyoruz. Bunu hiçbir menfaat ya da bir ücret karşılığın dada yapmıyoruz. Siyasi bir gücümüz ya da zengin bir dayımız da yok, tek sermayemiz kalemimiz ve sözler imizdir. Son olarak diyoruz ki;

Sözdür bizim sermayemiz, sözle düşünür, sözle karar veririz,Ve sözdür bizim silahımız, bir sözle kalp kırar, bir sözle gönül alırız.ve bir sözle yaşar, bir sözle ölümsüz oluruz.Allah’a emanet olunuz.

Abdurrrahman TORAMAN 05 EYLÜL 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here