Feleklerin yuvarlaklığının kabulünü ve unsurları ve yuvarlaklığa erişkin olan hayret verici meseleleri bildirir.
Ey azizi, malûm olsun ki, ASTRONOMLAR DEMİŞLERDİR Kİ;..!! Unsurların ve feleklerin yuvarlaklığının inkârı için ileri sürülen delillerden uzaklaşmak, astronomi ilminde GEREKLİDİR ki, cisimler âleminin ve yerin YUVARLAK olması kabul edile.((!!)) Zira ki, BU ilmin kaideleri hepten bu esas üzere kurulmuştur. Bundan başkasına imkan yoktur. (Marifetname)

((( Müfessir “haklı olarak” astronomik imkanlar ile kainatın araştırılmasının caiz olduğunu ifade etmektedir.)))

Bu felsefî görüş, şeriata aykırı sanılırsa; endişenin atılıp, kalbin yatışması için bitmeyen feyz kaynağı İmam Muhammed Gazali (Allah ona rahmet etsin) “Tehafüt-ü Felasife” adlı kitabında yazdığı arapça ibareleri ayniyle burada tercüme kılınmıştır ve o büyük imam hazretleri buyurmuştur ki:
“Malûm olsun ki, FİLOZOFLAR ile HALK arasında olan İHTİLAF üç kısımdır ki:

Bir kısımda münakaşa, mücerret söze dayanır. MESELA: Filozoflar…!! alemin yaratıcısına cevher (bir şeyin maddesi) deyip; cevheri, mekândan münezzeh, zatıyle kâim varlık ile tefsir eyledikleri gibi. (!)
İkinci kısımdaki çekişmeler, dinden bir esasa ilişkin olmayan işlerdedir. O halde onlarla MÜNAKAŞA etmek, peygamberleri tasdik zaruretinden değildir. YANİ o işleri kabul, onları yalanlamayı veya aksini gerektirmez. (!)

Meselâ: Ay tutulması, yerin güneş ile ay arasına girmesiyle ayın IŞIĞININ görünmemesinden ibarettir. Zira ki ay, ışığını güneşten alır. Yer ise küredir ve gök her taraftan yeri kuşatmıştır. Ne zaman ay, yerin gölgesinde kalsa, güneşin ışığı ondan kesilir, DEDİKLERİ GİBİ.
(((Dikkat !! Gazali burada Filozofların iddialarını açıklıyor. Bu böyledir demiyor)))

Ve dahi güneşin tutulmasının mânâsı, yerden güneşe bakan şahıs ile güneşin arasında ayın bulunması ve gölge olmasıdır. Bu durum güneşle ayın baş ve kuyruk düğümlerinde bir anda birleştikleri vakitte olur DEDİKLERİ gibi.(!)

Bu GÖRÜŞLERİ dahi münakaşa ile çürütmekle durumu değiştirmek MÜMKÜN değildir.
Bu durumda, o kimse ki, söylenmiş bu işleri çürütmekte münazarayı dinin gereklerinden zanneder; o kimse dine zarar vermiş olur.

((( Gazali, böyle düşünen kimseler ile münazara etmek dinin gereklerinden olmadığını ifade etmiştir.)))

Zira ki, bu işlerin olmasına geometrik ve matematiksel deliller delalet eder.
Bir kimse ki, ona MUTTALİ olup, tahkikine GÜCÜ yeter, sebebinden ve vaktinden, miktarından ve süresinden haber VERİR; ona denilse ki: “Bu şeriata aykırıdır.” Buna rağmen o KİMSE kesinlikle bildiği bu işte ŞÜPHE etmez, belki şeriatta şüphe eder ki: ((!!)) “Kesin bilgiye aykırı şeriat nasıl olur?” diye tereddüde başlar.

İmdi, şeriata, yoluyla tan edenlerin zararından, yolsuz (( Yani ilimsizce-akılsızca-sözde dini referans eyleyip te bundan bi haber olan)) yardım edenlerin zararı daha ÇOKTUR. Nitekim “akıllı düşman akılsız dosttan iyidir,” demişler. (İmam Gazali)

((Görüldüğü üzere islam alimleri bilime, bilimsel araştırmalara teşfik etmiş ve buna engel olmayı akılsızlıkla eş değer tutmuştur.))

BUNDAN SONRA İmam Gazali hazretleri, güneş ve ay tutulmaları HUSUSUNDAKİ Hadîs-i Şerifi nakledip, demişlerdir ki:
“Hadîs-i Şerifin sonunda buyrulduğu üzere: “Ay tutulması İLAHİ tecelli sebebiyle saygıdır,”(!) bu fazlalığın nakli sahih değildir. Sahih olduğu takdirce dahi kesin işlerde, iddialaşmak tansa te’vili EVHENDİR. Çok açık deliller, kesinlikle bu noktaya ulaşmayan kati işler karşısında te’vil olunmuştur; nerede kaldı ki nakli sahih olmayan…

Filozoflarla İslâm âlimleri arasında tartışılan konu: Alemin sonradan olduğu ve sonradan olmadığı meselesidir. Alemin sonradan olduğu sâbit olduktan sonra; ((( KAİNAT ALEMİNİN GENEL ŞEKLİ))) yuvarlak olsun, düz olsun; felekleri ve unsurları buldukları gibi, onüç tabaka olsun, daha az veya çok olsun, DİNE zarar vermez. Alem her nice olursa olsun, kast olunan şey, onun Allah’ın kudretiyle vücuda geldiğidir. Elhamdülillah

Derleyen Abdurrahman Toraman
11 Mart 2019

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here