Eğer Allah’ın SINIRLARI geçilecekse Yecuc mecuç değil biz geçeceğiz, çünkü biz her şeyde üstünüz diyerek şeytani bir içgüdüyle hareket edenler var ya..ONLAR dünya içinden, Yecüc mecüc ise diğer taraftan habire DUVARI geçme çalışmalarına giriştiler. Bunu başardıklarında başlarına geleceklerden o kadar da eminler ki, hayatta kalma adına kıyamet SIĞINAKLARI dahi oluşturmuşlar…..
   Arkadaşlar malumunuz olduğu üzere son günlerde dünyada kitleler halinde bir uyanış bir diriliş ve bir karşı koyuş mücadelesi verilmekte 🤔 gibi görünmekte.. 🧐 bunun altında yatan sebep, sürekli bastırılmış hapsedilmiş duygu ve düşüncelerin bir dışa vuruş armoni-sidir aslen gördüğümüz.
Deki: “Doğu da batı da Allah’ındır. (Şüphesiz ki Allah) dilediği kimseyi doğru yola ulaştırır.” Bakara 142
Allah (c.c) dilediği kimseleri doğru yola iletir. Allah’ın doğru yola ileteceği kimseler, Allah’ın emrine tereddütsüz itaat edip hemen uyanlardır. Heva ve heveslerine boyun eğip bir toprak parçasına bağlanan, sırf atalarının dini olduğu için batıl dinlere tabi olanlar ve sırf kendi inandıkları şeylere muhalif olduğu için Allah’ın emirlerine uymayanları Allah doğru yola ulaştırmaz ve onları hidayete erdirmez.
Konuyu bir farklı açıyla değerlendirecek olursak, Rahman suresi 33. ayet çoğunuzda bir fikir oluşturduğu kanaatindeyim. Allah razı olsun tırnağı bile olamadığımız eski ulema bu konuda çokça eser yazmış çizmiştir.
Lakin günümüz toplumu öyle bir hale getirildi ki, uçan kaçan sahtekar şeyhler, tarikatlar yüceltilmiş, elleri öpülesi alimlerin ise soyu tüketilmiş, izlerinden gitmek isteyenler ya namluya yada zindanlara çürümeye bırakılmış, velhasıl acizane kelam yazmaya çalışmak bazı konulara değinmek birkaç Müslüman ın sırtına yüklenmiş gibi..
* Rabbimiz ilahi metinlerde dünya sınırlarından diğer tarafa geçilemeyeceğini bize haber vermektedir. Bu sınırların yeri bugün fiziki olarak keşfedilmiş fakat dünya siyasetini ve ekonomik gücü elinde bulunduran müstekbirler çok ivedi bir hızda uluslararası düzeyde gizlilik ilkesine dayalı radikal birtakım kararlar alıp, insanların bu gerçeği görmesini engellemeyi başardılar. Ardından harekete geçerek bu sınırlar teknolojik imkanlar seferber ederek diğer tarafa (Ed-Dekma) geçebilme mücadelesini başlattılar. Bunun için gerekli olan mali finansı da değişik isimler adı altında halkın sırtına yüklediler.
–Diğer taraftan meydan okurcasına, Allah sınır belirlerse bizde sınır belirleriz, Onun sınırları varsa bizimde sınırlarımız var..!” demişlerdir.
Firavun ları duymuşsunuzdur. Peygamber onlara, “Benim rabbim dilediğini bağışlar dilediğine de azap eder” dediğinde, kefere iki mazlumu getirtir, birini öldürür diğerini serbest bırakır, ve işte bende istediğimi bağışlar istediğime de azap ederim” demişti. Ancak güneşi batıdan getirmeyi başaramamıştı..
Evet maalesef geçmişte topluma zorla tabi olmaları dikte edilen beşeri sistemler ve kanunlar günümüzde de halen mevcuttur. Geçmişte olduğu gibi bu günde Firavun ve Nemrut zihniyetine sahip kimseler tarafından halk olarak yönetilmekteyiz. İlahi kitaplarda bahsedilen kıssalar sadece geçmişlerin masalları değildir, günümüzde de var olduğu gibi kıyamete kadarda var olacaktır. O zihniyete sahip olan kimselerin bugün kimler olduğunu ve hangi sisteme davet etiklerini akletmeyen göremeyen kimseler sebebi ile de bugün tüm insanlık ve bu ümmet çağdaş köleler haline getirilmiştir.
Evet Allah sınır koymuşsa bizde sınır koyarız deyip 8-10 yandaşıyla bir olup, sınırlar belirlerler, hayvan hükmüne koydukları insanların bu sınırdan geçip te, Allah’ın sınırlarını görmesinler, bilmesinler görürlerse bize değil de Musa’nın rabbine iman eder ve ona kul olurlar meselesi, anlayana tabi…
Gelelim Mücadele suresi 5. Ayete  “İnnellezîne yuhâddûnallâhe ve resûlehu kubitû kemâ kubitellezîne min kablihim ve kad enzelnâ âyâtin beyyinâtin, ve lil kâfirîne azâbun muhîn(muhînun).
“Muhakkak ki Allah’a ve O’nun Resûl’üne (onların koyduğu hudutlara) muhalefet edenler, onlardan öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltıldılar. Ve açıklanmış âyetler (açık deliller) indirmiştik ve kâfirler için alçaltıcı azap vardır.”
Evet duyabiliyorum, sözde bazı usul okumuş tefsir ilmi görmüş, belamlar köpürüyor şimdi, Bu ayet ne alaka..! diye. Arkadaşlar şü noktaya değinmek isterim,
Kuran fasih bir dilde inmiştir. Yani Rabbim Kuran-ı ihlaslı olan herkesin anlaya bileceği bir tarzda göndermiştir ve kuran kimsenin patentli bir malı da değildir.
Kitabımız bul çöz, ya da bir bilmece kitabı değildir. Örneğin arap yarımadasında coğrafi yapının tesiriyle bedevilik hayatı hakim idi. İnsanlarda, yaşadıkları muhitin tesiriyle büyük bir cesaret ve şecaat tecelli etmiş, gökkubbe nin parlak yıldızları altında pek çok aydın zekalar zuhur etmişti. Bunlar fikirleri zengin mazmunlar, latif recezler ortaya koymuşlar, bilgileri büyük olmadığı halde birçok alimi hayrette bırakacak derecede beliğ, fasih manzume ve hitabelerle isimlerini asırlar boyu yaşatmışlardı. Tabiri caizse hiç bir şey görmemiş okuma yazması dahi olmayan bir çok arap bedevileri dahi kuran kendilerine okunduğunda maksadın ne olduğunu kavraya bilmekte idiler.
“Kur’anı öğüt almak için kolaylaştırdık, düşünüp öğüt alan yok mu?” (kamer 17)
Şimdi bende sizlere edebiyat değil, herkesin anlayabileceği taşra dili ile konuyu ifade etmem gerekli oldu, bir avam diliyle fasih bir şekilde gerçekleri aktarmaya çalışıyorum. Edebiyat parçalayacağım diye yalan yanlış bilgileri yaldızlı sözlerle süsleyip yıllardır bu millettin anasını ağlattılar.. halkın anlayışına göre değil de, seytani bir takım formül ve rakamları sözde bilim adı altında akademik bir dille  süsleyip halkı hipnoz edip bu hale getirdiler… Neyse konumuza dönecek olursak.
Bu ayette Rabbimiz buyuruyor ki, “O kimseler tuttular birde Allah ve resulünün çizdiği sınırlara muhalif sınırlar çizme yarışına çıktılar, biz onları onlardan öncekiler gibi nasıl rezil-rüsva etmiş isek onları da ket edeceğiz,” yani yerin dibine gömeceğiz buyuruyor,
Evet bu ayet aslen Allah ve Resulünün, insanlara yaşam biçimi olarak önlerine koyduğu ve sınırlarını da çizip belirttiği İslam dininin sınırlarına rağmen. Muhalif başka sınırlar çizme yarışına çıkan kimselere bir hitaptır. Tarihte bazı kimseler tıpkı günümüzde olduğu gibi Demokrasi, kominizm gibi beşer kanunlar icad edip, bu sistem ile insanlara hükmetmeye çalışmışlardı, işte bu ayet böyle kimseler hakkında nazil olmuştur. Bazıları bu ayeti çarptırarak kalem oynatmıştır. Fıkıhta bir kaide vardır, ”Bir ayetin özel oluşu genel oluşuna engel değildir.” Fakat korkmayın bu kaidelere girmeyeceğim. Dedim ya herkesin anlayacağı bir üslup ile….
Her Alim, kendi yaşadığı devirlerde İslam a muhalif olan söz, fiil, düşünce, ideoloji ve sistemlere karşı bedeli ne olursa olsun, bir mücadele içerisinde olmuşlardır. Bu davranış kendini islam’a nisbet eden her kimsenin şiarı olmak zorundadır. Dolayısı ile yukarıda bahsedilen kimseler demiş oluyorlar ki, Ayette belirtilen
“ Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.” Rahman-33
* Eğer Allah’ın SINIRLARI geçilecekse Yecuc mecuç değil biz geçeceğiz, biz her şeyin üstünüyüz diyen, yani şeytani bir içgüdüyle hareket edip, ONLAR dünya içinden, Yecüc mecüc ise diğer taraftan habire DUVARI geçebilme çalışmaları başlattılar, Başardıklarında ise başlarına geleceklerden o kadar da eminler ki, hayatta kalma adına kıyamet SIĞINAKLARI dahi oluşturmuşlar…
Aklet miyor musunuz? yapılan bir işte iyi niyet, iman ve ihlas olmadıktan sonra zafere ulaşıla bilinir mi, Rabbimiz “Kendi katından bir güç olmadıkça buyuruyor” bu ahmaklar Allah katındakiler olabilirler mi? soruyorum..!
Diğer taraftan adam sayıklıyor neymiş bilimsel olacak teknolojik olacak… Yahu kardeşim bilim size yıllardır ne verdi neyi ispatladı. Seni köleleştirip sırtından kazandıkları ile elbette teknoloji elde ettiler, fakat elde ettikleri teknoloji senin bildiğin o teknoloji değil…!!  Bizim bildiğimiz bize ait olan teknolojiyi elde ettiler. Zehirli süt ile zehirsiz süt bir kapta olunca birbirine karışır, doğrular ve yanlışlar da öyle hala anlamaz mısınız!… ey sizi gidi “Pagan” dini mensupları…hala akletmeyecek misin…
* Ey materyalistler, siz yaptığınız tüm araştırmalar neticesinde gördünüz ve şahit oldunuz ki, dünyanın şekli tıpkı Allah ne demişse öyle, bu hakikatleri inkarın size ne faydası var..!  tam tersini ortaya koyarak cenneti mi amaçlıyorsunuz. Bu yalanla akletmeyen  ahmaklar sürüsünden başka kimleri ikna ettiniz… Bu yalanı nereye kadar sürdürebileceksin..?
* Ey kul, sen Allah’ın bildirdiği gerçeklere tabi olmayı değil de, Seni kendisine kul yapmaktan başka hiç bir hedefi olmayan kimselere mi itibar edersin.?  Sen, elinde salladığın telefon yada internetin büyüsünden kurtul da, gerçek bilim ve teknoloji ne diyor bari ona bak..  Sonra bu kullandığın telefon yada son model teknolojik eğlence araç ve gereçlerin bilim ile de ilahi coğrafya ile de hiç bir ilgisi yok.?. bunu anla.!
* Aslen bu sıkıntılı bir konu şöyle ki;….Gölgelerin gücü ardına saklanarak hareket eden gizli mihraklar tarafından türlü oyunlarla, imkanları elinden alınıp susturulan ve devamlı bir baskı altında tutulup, türlü bahanelerle hapislerde süründürülen gerçek müminler kontrolünde olsa idi bu bilim konusu..! İşte o zaman hakikatler fark edilir ve alim sözlerinin bir değeri olurdu, gözler önüne serilebilir idi gerçek bilimin ne kadar ilerleye biliyor oluşu, ve insanlara olan faideleri. Fakat insanların çoğu heva ve hevesine düşkün, ilahi emirlere uymadığından parmakla gösterilecek kadar az olan mü’minler de, kurunun yanında yanmaktadır.
Lakin Mü’minlerin ölçüsü normal insanların ölçüsü gibi olmamalıdır. Mü’minler ölçülerini yalnız Allah’tan almalıdır. Diğer taraftan, düşmanların sayısı, teknolojisi ve silahları ne kadar çok ve gelişmiş olursa olsun, hiç önemli değildir. “Hak ordusu” gücünü, sayı ve silah gibi maddi güçlerden almaz. Onların gücü ve kuvveti; imanlı kalplere, kararlı iradelere, Allah’ın çizdiği sınır ve metot dairesinde hareket edebilmesine dayanır. Tıpkı genç Davud’un, güçlü kuvvetli Calut’u öldürmesi ve Talut’un az sayıdaki askerlerinin binlerce kâfir leri yenmesi gibi… Anlayana..!
* Kaldı ki, bu hakikatleri insanların bilmesi karşılığında verdiğimiz çabaya, hiçbir ücret talebinde de değiliz. Bizim ücretimiz, Alemlerin Rabbi olan Allah katındadır.
“Eğer Allah insanlardan bir kısmını diğer bir kısmıyla defetmeseydi yeryüzünde fesat çıkardı. Fakat Allah alemlere karşı fazilet sahibidir.” Bakara-251
Allah (c.c.) kullarına karşı merhamet ve fazilet sahibi olduğu için, kafirler in fesadına karşı hakkı isteyen ve batıla karşı savaşan müslüman bir topluluğu her zaman yeryüzünde var etmiştir. Zaten böyle topluluklar olmasaydı yeryüzü tümüyle fesada uğrardı. Çünkü hak tamamen ortadan kalktığında kıyamet kopacaktır.
Sonuç olarak; Hakikatleri gece geçen gemilere benzetiyorum, çoğu kimse onları göremiyor lakin o gemiler oradan geçmekte.!
Rabbim bizlere, batılı batıl olarak gösterip, ondan kaçınmayı, hakkı hak olarak gösterip, ona tabi olmayı nasip eylesin, Amin
Abdurrahman TORAMAN 18-05-2018

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here